Sorunlara Etkili Çözümler Sunan 5 Terapi

0
1003

1- Gestalt Terapi
Gestalt Terapisi (Frederick Perls), meditasyonda gözetilen şimdi-merkezciliğe giden değişik bir yoldur. Kişi ‘şimdiki durum’ üzerinde yoğunlaşmaya ve varolanda kalmaya davet edilir.
Kişinin sıradan bilincinin ‘kişisel bir inşa’ olduğu ve her insanın kendi bilincinin içeriğini değiştirebileceği vurgulanır.
Bilinçte ‘sözel’ ve ‘sezgisel’ ayrımının bulunduğu kabul edilir. Örneğin, “Ben şu anda çok mutluyum.” derken, yüzümüzün ifadesi ve sesimizin tonu tam da bunun aksini ifade edebilir. Terapiye katılanlar, kendi vücut dillerinin farkına varmaya ve tüm bilinçaltlarını bilince çıkarmaya davet edilirler.

 

Cengiz Erengil
bilgi@gencgelisim.com

 

 

1- Gestalt Terapi
Gestalt Terapisi (Frederick Perls), meditasyonda gözetilen şimdi-merkezciliğe giden değişik bir yoldur. Kişi ‘şimdiki durum’ üzerinde yoğunlaşmaya ve varolanda kalmaya davet edilir.
Kişinin sıradan bilincinin ‘kişisel bir inşa’ olduğu ve her insanın kendi bilincinin içeriğini değiştirebileceği vurgulanır.
Bilinçte ‘sözel’ ve ‘sezgisel’ ayrımının bulunduğu kabul edilir. Örneğin, “Ben şu anda çok mutluyum.” derken, yüzümüzün ifadesi ve sesimizin tonu tam da bunun aksini ifade edebilir. Terapiye katılanlar, kendi vücut dillerinin farkına varmaya ve tüm bilinçaltlarını bilince çıkarmaya davet edilirler.
Katılımcılara şunlar sorulur: “Vücudun sana ne anlatıyor?”, “Sesinin tonu sana ne söylüyor?” Bu sorular, aslında beyninizin sözel olmayan sağ yarım küresinde neler oluyor, anlamına gelmektedir.

2- Psikoterapi
Herhangi bir “konuşma tedavisi” yöntemidir. Taraflardan biri ya da öteki, çoğunlukla da her ikisi birden konuşurlar. Bireysel terapi ya da grup terapisi şeklinde olabilir. Yüzeysel veya derin olabilir. Yorumlayıcı destekleyici ya da telkine yönelik olabilir. (Charles Rycroft, Psikanaliz Sözlüğü, Ara Yayıncılık)
Psikanalitik psikoterapi modeli, geçmişi temel alan bir yaklaşımdır. Geçmiş, bir kişinin yaşamının erken dönemlerinde yani beş-altı yaşlarına kadar gösterdiği gelişimdir. İzleyen yıllarda çatışma çözümlerinde zorlayıcı ve bilinçdışı bir örüntü olarak ortaya çıkarlar. Bu paradigma bastırma kavramını temel paradigma olarak kullanır.
Analitik kurama göre, nevroz, travmatik bir yaşantının işlevsiz bir şekilde çözümlenmesidir. Travmatik yaşantı, kişinin yaşamını ve başkalarıyla ilişkilerini büyük oranda etkilediği halde, bilinçdışında kalır. Terapist bilinçdışının bilince getirilmesi için destek vererek, bu bastırmayı kaldırmaya çalışır.
Bilinçdışı kavramı, Freud’un psikoloji ve psikiyatriye yaptığı en büyük katkılardandır. Tüm insan davranışlarının, bilinçli farkındalığı dışında kalan dürtülerce güdülendiğini söylemiştir. (Scott Simon Fehr, Grup Terapistleri İçin Rehber Kitap, Sistem Yayıncılık)

 

3-Jung Psikolojisi
Carl Gustav Jung, modern psikiyatri alanının içine dünyanın dinsel ve büyüsel geleneğini yerleştirmeye çalışmıştır. Kendini gerçekleştirme kavramını ilk olarak kendisi kullanmıştır. Bu kavramla, Freud’un bilinçaltı dürtülerine ağırlık veren, yaşamın amacını ve hedefini ihmal eden görüşüne karşılık vermiştir. İnsanın biyolojik ve fizyolojik ihtiyaçları gençlik yıllarında fazla önem taşımaktaysa da, zamanla yerini manevi doyum sağlayan yüksek amaç ve arzulara bırakır. Bireyleşme (individuation) adını verdiği bu süreçte, kişinin kendini gerçekleştirme (self-realization) güdüsü merkezi bir konuma sahiptir.

4- Hümanist Psikoloji
Hümanist ya da İnsancıl Psikolojinin kurucularından sayılan Abraham Maslow’a göre kendini gerçekleştirme, yetenek, kapasite ve gücün sonuna kadar geliştirilmesi ve bunların uygulamaya konulmasıdır.
Transpersonal ya da Kişilik Ötesi Psikiyatrist Gregory A. Curtis, Abraham Maslow’un Gereksinimler Hiyerarşisini şöyle sıralamaktadır:
Bir, fizyolojik gereksinimleri karşılamak; iki, güven duygusu duymak; üç, ait olmak; dört, kendine saygı duymak; beş, kendini gerçekleştirmek; altı, kendini aşmak.
Bunlardan her biri, öncekinin üzerine temellenmektedir. Dolayısıyla güven duygusu gereksinimi, ancak insanın yiyecek ve uyku gibi fizyolojik gereksinimleri karşılandıktan sonra yeterli olarak ortaya çıkmaktadır.
Bir ilişkiye, bir aileye, bir organizasyona, bir kültüre, bir topluma ait olmak, belirli bir güven duygusu seviyesinin gerçekleştirilmiş olmasını gerektirmektedir. Bir seviyenin gereksinimleri ve talepleri yeterli ölçüde karşılandığında, insan “kendini ifade etme ve doğru iletişim kurma”nın daha üst seviyelerini izlemek için özgür olmaktadır.
Kendine saygı duymak, bir insanın kendisini kendisi olarak beğenmesi ve kabul etmesi, insanın “farkındalığının gelişmesinde” bir tekerleğin mili gibi rol oynamaktadır. Kendimize saygı duyuyorsak, gündelik yaşamın fırtınalı dönemlerinde karşımıza çıkan olaylarla başa çıkabiliriz. Kendimize saygı duymuyorsak, gündelik hayatın fırtınalarında gemimiz kaybolur.
Temelde iyi bir insan olduğumuza inanıyorsak, kendimizin büyüyüp çiçek açmasına izin verebiliriz. Temelde kendi tinimizi ya da ruhumuzu kabul etmiyorsak, bize yardımcı olacak destek faaliyetleri için çok az nedenimiz olacaktır.
Kendini kabul etme duygusu bir nirengi noktası olarak güvenli ve sağlam bir şekilde kurulduktan sonra, kişi anlamlı amaçlara erişmek için çalışabilir hale gelecektir. Zaman içinde bu “amaçlı ve tutarlı çaba” başarılı olacak ve kendini gerçekleştirme (self-realization, self-actualization) ile insanın hayatı en yüksek değerler ve amaçlarla uyumlu hale gelecektir.
İnsancıl (Hümanist) Psikoloji “kendini gerçekleştirme”nin üst seviyelerinde sona erer. En üst seviye, birçok kültürde “kişisel gelişimin zirve noktası” olarak kabul edilir. Bu noktanın ötesinde, bu toplumsal olarak kurulu “sınırların” ötesinde, kişilik ötesi psikoloji devam eder ve keşiflerle ilgilenir. Kendini aşmanın yeterli seviyeleri, dünyanın bütün tinsel yollarının ortak mistik deneyimlerini kuşatır.
Dolayısıyla birbiriyle bağlantılı olan bu yeni disiplinler (İnsancıl Psikoloji ve Kişilik Ötesi Psikoloji) “insan destanını”, doğal açılımın bir yanı olarak görürler. Bu insan destanında yalnız ve kişisel çabayla “refah” ve “başarı” kazanımlarından, “evrensel hikmet/bilgelik”, “şefkat/merhamet”, “ruhsal sezgi” ve “aydınlanma”nın kişilik ötesi erişimlerine doğru “bir insanın yaşadığı serüvenler” vardır. (Gregory A. Curtis, Sprituality and Western Psychology)

5- Logo Terapi
Kendini gerçekleştirme kavramı genellikle manevi alandan tamamen bağımsız ele alınmaktaydı. Sadece insani sınırlar içinde insanın yücelmesi ve gelişmesini içeriyordu. Viktor Frankl diğerlerinin ihmal ettikleri ‘Kutsal’ı devreye sokarak daha öteye geçer. Aşkınlığı, İnsan Ötesi’ni devreye sokmuş olur. ‘Kendini Aşma’ kavramını getirerek, Kendini Gerçekleştirme kuramını aşar. Değerlerle manevi ilişki kurulur ve insan üstü değerler, insanın kendini kontrol etmesini, kendisini yeniden düzenlemesini, kendisini aşmasını sağlar.

 

 

bu yazılarda ilginizi çekebilir:

 

Bağışlama Terapisi
Utangaçlıktan Kurtulma Terapisi
14 Adımda Aşkı Ürkütmeyelim Terapisi
5 Adımda Evde Huzur ve Bolluk Terapisi
Taş Terapisi ile Huzur ve Mutluluk Bulun
Hidroterapi ve Suyun Gücü ile Tedavi
Hayata Tutunma Terapisi
Bach Çiçek Terapisiyle Ruhunuz ve Bedeniniz Dengeye Kavuşsun
Sorunlara Etkili Çözümler Sunan 5 Terapi
Türk Müziği Makamları ile Müzik Terapi
Nazardan Korunma Terapisi
Birey Merkezli Terapi
Terapi Yöntemi ve Şifa İksiri Olarak – TASAVVUF
Gülümseme Terapisiyle Bulaşıcı Mutluluklar Yaratın

LEAVE A REPLY

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız