Resmin ve Şiirin Ustası: BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

0
368

Bedri Rahmi (1913-1975) hem ressam, hem de şair olarak haklı bir üne ulaşmayı başarır. Halk tarafından çok sevilip tutulması, öz kaynaklara, halkın verimlerine gönülden bağlılığı ile açıklanabilir. Bir bakıma halktan aldığını, kendi akıl ve gönül süzgecinden geçirerek yine halka verir. Düz yazıları da nerdeyse şiire yaklaşır ve senlibenli bir samimiyet içerir.
1929’da İstanbul Güzel Sanatlar Lisesi’ne giren Eyüboğlu, ilk şiirlerini de lise yıllarında iken yazdı. Resimlerinde geleneksel halk sanatlarından seçtiği motifleri başarılı bir biçimde kullandı. Şiirlerinde de halk edebiyatının masal, deyiş gibi türlerine duyduğu hayranlık hissedilir.

Güngör Özyiğit
bilgi@gencgelisim.com

 

Bedri Rahmi (1913-1975) hem ressam, hem de şair olarak haklı bir üne ulaşmayı başarır. Halk tarafından çok sevilip tutulması, öz kaynaklara, halkın verimlerine gönülden bağlılığı ile açıklanabilir. Bir bakıma halktan aldığını, kendi akıl ve gönül süzgecinden geçirerek yine halka verir. Düz yazıları da nerdeyse şiire yaklaşır ve senlibenli bir samimiyet içerir.

1929’da İstanbul Güzel Sanatlar Lisesi’ne giren Eyüboğlu, ilk şiirlerini de lise yıllarında iken yazdı. Resimlerinde geleneksel halk sanatlarından seçtiği motifleri başarılı bir biçimde kullandı. Şiirlerinde de halk edebiyatının masal, deyiş gibi türlerine duyduğu hayranlık hissedilir.

1940’lardan sonra duvar resimlerine yönelen Bedri Rahmi, Paris’te İnsan Müzesi’nde ilkel kavimlerin sanatını inceledikten sonra güzelin yararlı, yararlının güzel olabileceği fikrini benimsedi ve eserlerinde bu görüşü yansıttı. 1950’de mozaik çalışmalarına başladı ve bu alanda uluslararası başarılar elde etti. 1958’de Uluslararası Brüksel Sergisi için 272 m²’lik bir mozaik pano gerçekleştirdi ve bu eseriyle serginin büyük ödülü olan altın madalyayı kazandı. Bundan bir yıl sonra, Paris’teki NATO yapısı için, şimdi Brüksel’de bulunan, 50 m²’lik bir mozaik pano hazırladı. 1960 ve 1961’de iki kez ABD’ye gitti. Orada birçok geziye katıldı, konferanslar verdi ve resim çalışmaları yaptı. 1969’da Sao Paulo Bienali’nde onur madalyası kazandı.

Yararlandığı kaynağın değeri konusunda şunları söyler: “Köy türkülerinden ve köy nakışlarından yararlanmak, bana ekmekten sudan faydalanmak kadar açık geliyor. Bunlarda milyonlarca insanın birbirine eklenmiş emeği, tecrübesi, göz nuru var. Köy türkülerinde, nakışlarında hepimizin olan bir öz vardır. Bu öz, yüzyılların ve yüzbinlerin emeğinden doğan bir baldır.”
Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun şiirleri ve yazıları resim sanatının renklerini taşıdığı gibi, resimlerinde de bir renk cümbüşü içinden şiirsel bir coşku fışkırır.

1961-62 yıllarında Amerika gezisi sonrasında, orada edindiği yeni esinlemelerle “Bedros” adını verdiği bir dizi otoportre yapar. Öylece kendi yüzünün değişik görünümlerinde iç dünyasını sergiler.

Resimlerinin yanı sıra, Bedri Rahmi’nin Mozaik Tekniği ile işlenmiş duvar panoları 1000 m2’yi aşar.

Resmin her dalında verimler sunan Eyüboğlu, çoğu tanınmış birçok ressamın yetişmesine de emek verir.

Işığa Kavuşan Her Şeyi Aşk İle Resmetmek

Bedri Rahmi resim sanatını şöyle tanımlar: “Resim, ışığa kavuşan her şeyi büyük bir aşk ile inceleme ve bu aşkı renkler ve çizgiler aracılığı ile insanlara aşılama sanatıdır.”

Resmin fotoğraftan farkını da şu şekilde belirtir: “En büyük zenginliğini büyük bir aşkla doğayı incelemede bulduğumuz ressam, bize incelediği doğayı yalnız bir objektif’ kayıtsızlığı ile yansıtmaz. Bir doğa parçasına kendi sevgisini, kendi heyecanını, kendi yüreğini katar ve doğa ancak bir imbikten süzüldükten sonra, insanoğluna yepyeni bir biçimde görünmek, onları tam anlamıyla ilgilendirmek ve düşündürmek fırsatını bulur.”

Hiçbir sanatın renkten resim kadar sorumlu olmadığına değinen Bedri Rahmi, Yunus’a öykünerek “Bir renk kondurmak gerek / melekler dahi bilmez ola” der. Resim yapanın renklerle düşünmesi gerektiğini söyler: “Ressam ancak kendi eliyle kardığı renkler kadar ressamdır.”

Ona göre resim sanatı dört direğe dayanır. Bunu şiirsel bir dille bakın ne güzel anlatır:

“Dört küheylan çeker arabamızı
Biri çizgi, biri teke, biri renk
Biri de mini minnacık benek”

Bedri Rahmi, resim sanatında gelişebilmenin usta-çırak ilişkisinden geçtiğini her fırsatta belirtir. Ustanın alacağını aldıktan sonra, sıra dünyaya açılmaya gelir. Dil öğrenmenin, müze gezmenin, sanat çevreleriyle haşır neşir olmanın gereğini bildirir.

Başarılı öğrencilerini sene sonu uğurlarken, vaktiyle yanında yetiştiği İbrahim Çallı ustanın ona söylediği sözü, o da öğrencilerine aktararak şöyle der:

“Benden alacağınızı aldınız. İstikamet Avrupa müzeleri. Marş, marş!”

Bedri Rahmi’nin yanında yetişmek isteyenler, onun atölye girişinde asılı duran şu yeminine uymak zorundadırlar:

YEMİN
Bugüne kadar resim sanatı alanında
Yapıla gelmiş alanları inceleyeceğime
Kendini bütün dünyaya kabul ettirmişler
Arasında beni en çok saranlarını ayırarak
Onlara kendi aramalarımı, denemelerimi
Katacağıma
Alışılagelmiş, basmakalıp, hazırlop
Klişeleşmiş, çiğnene çiğnene tadı tuzu
Kalmamış hiçbir şeyi tekrarlamayacağıma
Elimden çıkan her çizgiye, her lekeye
Her renge, her beneğe
Kendi aklımı, kendi tecrübemi, kendi tasamı
Kendi ömrümü, yüreğimi basacağıma
Aldığım nefes, içtiğim su, bastığım toprak
Gözüm, kulağım, burnum,
Elim, belim, dilim, derim üstüne
Yemin ederim.
Yemini bozduğum gün buradan giderim.

 

Resimlerini şiirsel coşku ile kuşatan Eyüboğlu. şiirlerine de rengi katarak, sözle resim çizer gibi şiir yazar:

Bahar ve Biz
Yılda bir kere çıldırır ağaçlar sevincinden
Rabbim ne güzel çıldırır.
Yılda bir kere uzatır avuçlarını yaprak;
Sevincinden titreyerek.
Yılda bir kere kendini verir toprak
Yılda bir kere yarılır bahçeler hazdan
Rabbim ne güzel yarılır.
Biz de bir kere sevinebilseydik.
Çiçek açmış ağaçlar gibi çıldırasıya.
Kimbilir belki bir gün sulh olunca
Biz de deliler gibi seviniriz,
Ağaçları ve baharı taklit ederiz
Renkli bez parçalarıyla donatırız şehri
Renkli ampuller asarız pencerelerden
Kimbilir belki bir gün sulh olunca
Biz de çatır çatır çatlarız binbir yerimizden
Ağaçlar gibi.

 

bu yazılarda ilginizi çekebilir:

 

Nobelli Yazarlardan Tadımlık Sözler
Okunan Bir Blogger mı Olmak İstiyorsun? O Zaman Acilen Bunları Uygula!
2011 Nobel Barış Ödülü’nü Alan 3 Kadından 3 Barış Mesajı
Hayatınızı Kolaylaştıracak 101 Pratik Bilgi!
Van Depreminde Soğuk Havayı Isıtan Sıcak Yürekler
Necip Fazıl’dan Merhamet Üzerine
Evrensel ile Ulusalı Buluşturan Bir Genç Kalem: ÖMER SEYFETTİN
Sevdiğin Kadardır Ömrün
Dünyadan Atasözleri
Hammurabi Kanunlarında Deprem Güvenliğine İlişkin Maddeler
Dünyada Uygulanmakta Olan Garip ama Gerçek Yasaklar
Zeka Kokan Yaklaşımlar!
Baş Köşedeki Sinsi Düşman: Muhterem Televizyon
Ünlülerden Hazır Cevaplar
Çay Keşfedilmeseydi Ne Olurdu?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız