Öğrenilmiş Çaresizliğe Yenik Düşmeyin

0
316

Bilim adamları insan davranışlarıyla ilgili bir deney yapmak üzere dev bir akvaryum hazırlamışlar ve bu akvaryumu kalın bir camla tam ortadan ikiye bölmüşler. Bir tarafına en saldırgan cinsinden köpekbalığı, diğer tarafına da fok balığını koymuşlar…
Köpekbalığı, fok balığını görünce büyük bir iştahla ona doğru hızla yüzerek yemek için hamle yapmış ve aynı hızla kafasını aradaki cam bölmeye çarpmış. Böyle birkaç başarısız deneme daha  yapmış ve her seferinde kafası cama çarpıp canı yanmış.
Bakmış ki olmuyor ve her defasında canı yanıp yaralanıyor.  Birkaç gün süren başarısız denemelerinin ardından fok balığına saldırmaktan vazgeçmiş. Bir müddet sonra bırakın saldırmayı, fok balığının bulunduğu …

 

Orhan Karvar
orhankarvar@gmail.com

 

Bilim adamları insan davranışlarıyla ilgili bir deney yapmak üzere dev bir akvaryum hazırlamışlar ve bu akvaryumu kalın bir camla tam ortadan ikiye bölmüşler. Bir tarafına en saldırgan cinsinden köpekbalığı, diğer tarafına da fok balığını koymuşlar…
Köpekbalığı, fok balığını görünce büyük bir iştahla ona doğru hızla yüzerek yemek için hamle yapmış ve aynı hızla kafasını aradaki cam bölmeye çarpmış. Böyle birkaç başarısız deneme daha  yapmış ve her seferinde kafası cama çarpıp canı yanmış.

Bakmış ki olmuyor ve her defasında canı yanıp yaralanıyor.  Birkaç gün süren başarısız denemelerinin ardından fok balığına saldırmaktan vazgeçmiş. Bir müddet sonra bırakın saldırmayı, fok balığının bulunduğu bölgeye doğru olan yüzmelerine bile son vermiş.

Bilim adamları aradan geçen iki haftanın sonunda aradaki cam bölmeyi tamamen kaldırmışlar. Bakmışlar ki köpekbalığı, engel kalktığı halde fok balığına saldırmıyor. Eskiden olduğu gibi cam bölmenin olduğu yere kadar geliyor ve daha ileri gitmeden geri dönüyor. Çünkü yapmış olduğu sayısız deneme ile o foka ulaşamayacağı ve bunun kendine zarar verdiği yönünde şartlanmış, umutlarını yitirmiş. Yani sınırlarını öğrenmiş ve bir daha o sınırı aşmamış.

Varsayılan Sınırları Yok Sayma Zamanı
Yukarıdaki öykünün insanlarla bağlantısına gelince, aslında biz insanlar da tıpkı o köpekbalığı gibiyiz. Bir şeyleri elde etmeye karar verir, hatta çok  arzularız. İştahımız kabarır ve bu arzu ettiğimiz şeyi elde etmek, yapmak ya da başarmak için bütün olanaklarımızı seferber eder, tüm güçümüzle saldırırız.

İlk denememizde başarısız olabiliriz; belki iki, üç, hatta dördüncü denemelerimiz de başarısızlıkla sonuçlanabilir. Hemen herkesin başından geçmiş böyle bir öyküsü vardır. Ve belli bir aşamadan sonra  yılgınlık gelir, umutlarımızı yitirir, başarısız denemelerimize son veririz. Sonrasında ise kafamızda "Ben iyi konuşamam, ben iyi yüzemem, ben onu elde edemem, ben o oyunu iyi oynayamam, ben o sanatı icra edemem" şeklinde yargılar oluşur. Ama bir gün o çok arzuladığımız şeye ulaşacak güç ve olanağa sahip olduğumuz halde, engeller ortadan kalmış olsa bile, sadece umutlarımızı yitirip hayal kırıklığına uğradığımız için herhangi bir girişimde bulunmaz, elde etmek ya da başarmak için hamle yapmayız. Diğer bir deyişler, çaresizliği öğreniriz. Kendimize sınırlar çizeriz. Tıpkı o köpekbalığı gibi…

Hayatınızı değiştirmeye ne dersiniz? Kendinize koyduğunuz sınırları kaldırın ve daha önce deneyip de elde edemediğiniz ya da başarısız olduğunuz ne varsa yeniden deneyin. Çünkü hiçbir şey için geç değildir. Belki de aradaki cam bölme çoktan kalktı, fok balığı sizi bekliyor…

 Beynin sağ ve sol loblarının çakışması deneyi
Ayağa kalkın ve sağ ayağınızı biraz havaya kaldırıp saat yönünde dairesel çevirirken, sağ elinizle havaya 6 rakamını çizmeyi deneyin. Ne o, olmuyor mu? Maalesef beynimizin sağ ve sol lobları ikisini birden yapmamıza izin vermiyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız