DÜNDEN BUGÜNE ASTROLOJİ

0
471

Sürekli değişim içindeki fiziki alem ile onun sınırladığı alan içindeki ontolojik karaktere sahip bulunan insan arasında tabii birliktelik söz konusudur. Bu birlikteliğin insan üzerinde etkin olduğu boyut, nesnel dünyayı ve kendisini yorumlamasıdır. Yaratılmış bir varlık olarak insan medeniyetlerin başlangıcından bu yana göksel bir düzenin varlığını fark ederek, kendi yorumlama boyutunda bu göksel düzenle fiziki alemi birleştiren tasvirlerde bulunmuştur.

Babil ve Asur dönemlerinde ilk yazılı kaynaklarına ulaştığımız Astroloji bilgileri, yeryüzü ve gökyüzü arasındaki ilişkiyi Ziggurat yapılarında somut olarak ortaya koymuştur.Yeryüzünde yaşam bulmuş tüm medeniyetlerin kozmogonilerinde Astrolojik unsurlara rastlamak mümkündür. Mayalardan, Hindistan’a, Çin’e, Mezopotamya’dan Uygurlara kadar bütün uygarlıklarda Astroloji, tabii ilimler arasında kabul edilmiştir.

Aristo astroloji ilmini, ilmi disiplin içinde ele almış ve kimya, tıp,simya ve rüya tabirlerinin arasında ilmi bir konuma yerleştirmiştir. Ona göre yıldızlar insan üstü aklı bir mahiyete sahip olarak, yeryüzüne makul bir takım tesirleri mevcuttur. Bu tesirler, bütün varlıkların özünü teşkil eden ateş, toprak, hava ve su gibi unsurları ve burçları oluşturmaktadır. Batlamyus(Ptolemaios) ise astrolojiyi matematiğin bir alt gurubu olan yıldız ilminin bir branşı olarak tanımlamıştır. Bu iki yaklaşımdan da görebileceğimiz gibi Astroloji hem soyut, felsefi bir alana, hem de somut ve pozitif bilimler alanına dahil edilmişti.

Babil ve Sümer dönemi ile birlikte kurulan göksel gözlem mekanları ve bu gözlemlerden kazanılan bilgiler, M.Ö 2800 lerde Nil vadisine, oradan Girit’e ve farklı kollardan İndus vadisine ulaşıyordu. Aynı gelenek Antik ve Helenistik dönemde batıya doğru yayılım içine girdi. MÖ 7.YY ‘da Babilli bilgin Berossos Kos(İstanköy)da bir okul açmış ve bu okuldan yetişen Thales ve diğer filozoflar ve onları takip eden dönemlerde Pisagor, Platon ve Aristo ile Astroloji en açık anlamda ifade edilmiştir. Mesela Platon’a göre zaman kavramı gökyüzü ile başlamıştır. Zaman mefhumunun mahiyetini belirlemede gezegenler birer vasıtadır. Helenistik dönemde felsefi bir sistem olarak ortaya çıkan stoacılık da gezegenlerin erkek, dişi, öncü, sabit, değişken olarak tasnifi yapılmıştır. Günümüze Zodyak olarak adlandırılan gök haritası bu şekliyle ilk kez MÖ 2.YY’da İskenderiyeli Hipparkhos tarafından oluşturulmuştur. İslam coğrafyasında ise El-Kindi, Fahreddin-i Razi, El-Buruni gibi filozoflarda Astrolojik göndermelere rastlamak mümkündür. Hıristiyanlığın çıkışıyla birlikte astrolojiye şiddetle karşı çıkılmasına rağmen, Roma döneminde astrolojinin kurumsallaştığını görmekteyiz. Ortaçağ boyunca rağbet bulan astroloji, Kopernikle birlikte gerçek manada değişim göstermeye başlamış ve içe kapanma dönemine girmiştir.

Astroloji tarihler boyunca hem teozofi hem de bilim yönünü içinde barındıran bir alan olduğu için bu süreç boyunca hem teozofik hem de bilimsel reddedişlerle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Aziz Paulus ve onu izleyen kilise papazlarının astrolojiyi şeytanca olarak nitelendirmelerinden yüz yıllar sonra ve 18. yüzyıldan sonra gelişmeye başlayan modern bilimin  artan baskıları sonucunda astroloji yakın geçmişimizde üniversitelerin müfredatından çıkarılmış ve en son 1975 yılında sırf bu amaçla bir araya gelen 186 kişilik bilim heyetinin çoğunluğunun verdiği kararla Astrolojinin kabul edilemez bir ilim olduğu deklare edilmiştir. Aristo’dan günümüze sayısız filozof ve bilim adamının yaptığı yanlışı düzelten 186 bilim adamı. Ne sorumluluk ama !

“Evet modern dünyada artık astroloji kabul edilemez bir ilimdir. Yeni dünya yeni bilgilerle kurulacaktır.” Adeta insanın varoluşla ilgili kaygıları kalmamıştır yada bu kaygıların cevaplarını modern bilim ve değiştirilmiş din ona eksiksiz vermektedir. Karanlık çağ çok gerilerde kalmış ve aydınlanma çağı gelmiştir. O halde karanlık çağa ! ait bilgilere de ihtiyacımız kalmamıştır. Elbette bu iyimser bir yorum. Ancak bu yorumun anlam taşıması için geçmişimize hak ettiği değeri vermemiz gerekmez miydi, onu yok saymak yerine. Geçmişimizi onurlandırmak daha doğru olmaz mıydı !
“Hayır bize artık geçmiş gerekmiyor. Onu onurlandırmak da lüzumsuz. Gününü yaşa hızlı tüket, geleceği düşünme. Astroloji geçmişte kullanılmış olabilir ama yanlıştı ve biz şimdi bu yanlışı düzelttik. Artık Astroloji geçersiz.”

O halde sizin yaptığınız yanlış da günü geldiğinde silinecek ve adınız yaptığınız bu yanlışla anılacak. Geçmişin bilimi bilindiği kadarıyla on binlerce yılı içinde barındırırken henüz yüzlü yıllarla anılan modern bilimin küresel ısınma ve diğer tehlikelerle nasıl başa çıkabileceği şüphe ve çaresizliklerle dolu gibi görünüyor. Haydi hayırlısı…

Gürgün

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız