Kafamıza Takılan Gelecek Takıntıları

0
310

Öncelikle hayatınızda meydana gelebilecek hiçbir şeyin dilediğiniz gibi olmasını istemeyin. Nasıl oluyorsa, nasıl olacaklarsa öyle olmalarını isteyin. Bunu yaparsanız her zaman mutlu olursunuz ve mutluluk, problemsiz olma hali değildir. Yaşadıklarınıza ve yaşayacaklarınıza bir anlam verebiliyorsanız mutlusunuz demektir.
Her insanın bildiği ortak bir bilgi vardır: "İnsanın geleceğe dair, gelecekle ilgili bilgisizliği"  İnsan değil geleceği, bir sonraki nefesi alıp alamayacağını bile bilememektedir. Bunu bilmemize rağmen, gelecek hep merak edilmiştir. Bunun için yıldızlara başvurulmuş, gelecekten haber verdiğini iddia eden medyumlar ortaya çıkmış ve Astroloji ilmindeki gelişmelerle birlikte insanoğlunun geleceği öğrenme arzusu daha da artmıştır.
Geleceği öğrenmek isteyen insan tabi ki kendisini de unutmamış ve …

 

İdris Bilen
idrisbilen@gmail.com

 

Öncelikle hayatınızda meydana gelebilecek hiçbir şeyin dilediğiniz gibi olmasını istemeyin. Nasıl oluyorsa, nasıl olacaklarsa öyle olmalarını isteyin. Bunu yaparsanız her zaman mutlu olursunuz ve mutluluk, problemsiz olma hali değildir. Yaşadıklarınıza ve yaşayacaklarınıza bir anlam verebiliyorsanız mutlusunuz demektir.

Her insanın bildiği ortak bir bilgi vardır: "İnsanın geleceğe dair, gelecekle ilgili bilgisizliği"  İnsan değil geleceği, bir sonraki nefesi alıp alamayacağını bile bilememektedir. Bunu bilmemize rağmen, gelecek hep merak edilmiştir. Bunun için yıldızlara başvurulmuş, gelecekten haber verdiğini iddia eden medyumlar ortaya çıkmış ve Astroloji ilmindeki gelişmelerle birlikte insanoğlunun geleceği öğrenme arzusu daha da artmıştır.

Geleceği öğrenmek isteyen insan tabi ki kendisini de unutmamış ve gelecekle ilgili araştırmaları bireye doğru çekmiştir. Geleceğe ve özellikle kendi geleceğine yönelik bu merak ve ilgi belli bir seviyeden sonra artık takıntı boyutuna ulaşmış ve gelecekle ilgili düşüncelerden kendini kurtaramamıştır insanoğlu. Neredeyse gelecekte yaşar olmuş ve içinde bulunduğu ânı değerlendirmeyi unutmuştur.

İnsanın ölüm ve ötesi hakkındaki bilgisizliğinin onda gelecekle ilgili korku ve kaygılar oluşturması hiç de yabancı olmadığımız bir durum.

Her gün biraz daha yaklaşırız ölüme. Geçen her gün, giden her an bizi ölüme biraz daha yaklaştırır. Şu anda yaşıyorsak, hayatın içindeysek aynı zamanda ölümün de içindeyiz demektir. Hayat ve ölüm birbirini kuşatmış, birbiriyle bütünleşmiştir. Birbirine zıt iki farklı kutupmuş gibi görünmelerine rağmen iç içedirler.  Yaşamak, ölmek demektir. Ve öleceğini bile bile yaşayan tek varlık insandır…

Gelecek, Bugüne Kattığımız Ayrıntılarda Gizlidir

Diğer bir takıntı ise sevilen, değer verilen şeylerin elden gitmesi düşüncesidir. Kuşkusuz, bir insanın bütün isteklerini elde etmesi ve sevdiği bütün şeyleri kaybetmeden elinde tutabilmesi mümkün değildir. Çünkü içinde bulunduğumuz oluşma ve bozulma âleminde değişmezlik ve süreklilik diye bir şey yoktur. Tabiatta olmayan bir şeyi yine tabiatta gerçekleştirmek ya da beklemek ise akıl dışıdır. Tabiatta bulunmayanı isteyen insan, mevcut olmayan şeyi istiyor demektir. Mevcut olmayanı isteyen ise istediğinden mahrum kalır. İstediğinden mahrum kalan da mutsuz olur.

Sonra her insanın geleceğini süsleyen, hayal ve düşüncelerini etkileyen iyi  bir evlilik ve mutlu bir aile tablosu ortaya çıkar… Fakat bu da bizim geleceğe dair bilgisizliğimizden dolayı çeşitli takıntılara yol açmaktadır. "Evleneceğim kişi acaba beni anlar mı, beni yalnız bırakır mı, his ve düşüncelerimi paylaşır mı?…" gibi kendimize yönelik sorularla, içe dönük konuşmalarla, hayatımızı birlikte devam ettireceğimiz kişiyi düşünür dururuz. Gelecekle ilgili plan ve beklentiler gerçekleşmeyince de engellenme durumu ortaya çıkmaktadır. İç çatışmalara kadar varan bu durum sonucunda birey kendi varlığını bile tehlikeye atma noktasına gelmektedir.

"Karşıdaki kişiden hiç mi bir şey beklemeyelim?" diyecek olursanız eğer, beklentiniz olmalı, bu en doğal hakkınız; fakat siz hem kendi sınırlarınızı hem da karşıdaki kişinin sınırlarını aşarsanız ve de ondan, onda olmayan bir şeyi beklerseniz bunun sonuçlarına da katlanmak zorundasınız.

Gelecek ya Gelmezse!

İnsanoğlu geleceğini düşünmeden devam ettiremez hayatını. Geleceğimizi düşünmeliyiz, düşünmek zorundayız da. Fakat bunu aşırıya kaçmadan, sınırlarımızı tahrip etmeden yapmalıyız.

Yıldızlarla, falcılıkla, medyumculukla ve gelecekten haber verme adı altında ortaya çıkan uydurma şeylerle vakit kaybedeceğimize içinde bulunduğumuz şu anı değerlendirsek ve bir basamak daha ilerlesek ne kaybederiz?

Gelecekle ilgili sorular bitmez. Önemli olan, geleceğe umutla bakmak ve onu kendimize takıntı yapmamak. Gelecek, bugüne kattığınız ayrıntılarda gizlidir.

İşte bu noktadan sonra, "Gelecek Ya Gelmezse?" sorusunu kendimize sormalıyız.

Geleceğin sizi planladığınız noktaya ulaştırması için;

Hiçbir zaman pes etmeden,
Mazeretlere takılmadan,
Yolunuzdaki engelleri tek tek aşıp,
Zihninizdeki duvarları yıkıp,
Ümit ışığınızı hiç söndürmeden,
En kısa zamanda hedeflerinize ulaşmanız temennisiyle…
Gelecek sizin için bir takıntı değil;
Ruh dünyanızda hiç sönmeyen,
Sizi ve çevrenizi devamlı aydınlatan bir ışık olsun!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız