Müziğin Titreşimleri ile Ruhun Sözleşmesi

0
353

Yaşamın sesi size nereden geliyor? Yaşam müziğinizi nasıl yazıyorsunuz?
İstanbul Boğazı’nı saatlerce seyretmek mümkün. Gün içinde neredeyse yüzlerce tekne, gemi, motor evimin penceresinin önünden akıp gidiyor. Salonda yazmayı severim ben. Fethiye’de de İstanbul gibi evimin salonundadır bilgisayarım. Tabi İstanbul’daki kadar hareketli bir manzara yoktur ama ruhuma çok iyi gelir.
İstanbul Boğazı… Hayatın akışını temsil eder sanki bana. Boğazın suyu her an sanki her iki yöne doğru akar gibidir.  Kuleli Askeri Lisesi karşı yakada sağlam bir kale olarak Boğaz’ı korur sanki. Gece ışıkları ise Boğaz’ın her yerinden farklı görünür. Ama ben Arnavutköy’den görünüşü ile tanırım onu. Zarif, mağrur ve sağlam…

 

Yaşamın sesi size nereden geliyor? Yaşam müziğinizi nasıl yazıyorsunuz?
İstanbul Boğazı’nı saatlerce seyretmek mümkün. Gün içinde neredeyse yüzlerce tekne, gemi, motor evimin penceresinin önünden akıp gidiyor. Salonda yazmayı severim ben. Fethiye’de de İstanbul gibi evimin salonundadır bilgisayarım. Tabi İstanbul’daki kadar hareketli bir manzara yoktur ama ruhuma çok iyi gelir.

İstanbul Boğazı… Hayatın akışını temsil eder sanki bana. Boğazın suyu her an sanki her iki yöne doğru akar gibidir.  Kuleli Askeri Lisesi karşı yakada sağlam bir kale olarak Boğaz’ı korur sanki. Gece ışıkları ise Boğaz’ın her yerinden farklı görünür. Ama ben Arnavutköy’den görünüşü ile tanırım onu. Zarif, mağrur ve sağlam…

Kuleli Askeri Lisesi 2. Mahmut döneminin askeri yapılarından biridir. Süvari Kışlası olarak kullanılan bina, Boğaziçi’ndeki en görkemli yapılardan… Cumhuriyet’in kurulması ile birlikte, 1925 yılında Kuleli Askeri Lisesi adını almıştır.

Rahmetli dedem Yusuf İzzettin Kocasinan 1910’larda başlayan savaşlar ile Kuleli’den cephelere doğru yolculuğuna başlamış ve Cumhuriyet’in ilanına kadar tüm cephelerde savaşmış. Şam’da bulunmuş, ordunun Şam’ı bir günde boşaltmasını yaşamış. O, şanslılardanmış. Şarapnel yaraları ve aralarında İstiklal Madalya’sının da bulunduğu madalyalar ile dönmüş İstanbul’a.

Ortaokul yıllarında okuduğum Halide Edip Adıvar’ın “Türk’ün Ateşle İmtihanı” 1918 ile 1923 yılları arasında İstiklal Savaşı anılarının kaleme aldığı çok etkileyici bir çalışma. O yıllarda kendi dedemin neler yaşamış olduğunu bilmek isterdim doğrusu. ‘Anı’ bence önemi yeterince vurgulanmayan bir eser türü. Gerçek tarih, anıların satır aralarında saklı.

18 Mart Çanakkale Zaferini ve Şehitlerini Anma Günü. 1915 yılında İngiliz ve Fransız donanmalarının Çanakkale’den mağlup olarak geri çekilmeleri anısına… Dünya barış, huzur, sevgi dolu günler arıyor.  Bizler birey olarak kendi kişisel gelişim yolumuzda yürüyerek bu dünyayı yaratabilme gücünü içimizde taşıyoruz.

Rahmetli babam yaşamının son yıllarında ne zaman Kuleli’ye baksa, gözleri dolardı. Belki 1950’lerde kaybettiği ve benim hiç görmediğim babasını özlediğinden, belki de bu okuldan çıkan her gencin bu güzel vatan için yaşadıklarını daha yakından hissedebildiğinden…

Kuleli zarif, mağrur ve sağlam. İstanbul Boğazı’ndan geçenleri selamlıyor her sabah ve her akşam…

 

Yaşam Müziğini Yazmak
2008’in ilk gününün sabahı televizyon kanallarından birinde Viyana Flarmoni Orkestrası’nın Yeni Yıl Konseri vardı. Johan Sebastian Strauss’un eserlerine ayrılmıştı bu konser. Fransız Polka’sı, Çin Galop’u, Mavi Tuna Vals’ı sanki o günden beri farklı bir tat ile kulağımda… Viyana ve vals bütünleşmiş adeta. Eskiden, ilk ya da ortaokuldayken demeliyim, TRT’de pazar sabahları klasik müzik konserleri olurdu. Hâlâ var mı bilmiyorum, televizyonu çok daha az izliyorum belki de. Ve pazar sabahlarında rahmetli babam bu konserleri seyreder, dinlerdi. Klasik müziğin ruha etkisi bambaşka. Masaru Emoto’nun müziğin su kristalleri üzerindeki etkisi hakkında bize söylemeye çalıştıklarında bir doğruluk var sanırım. Vücudu yüzde 70 sudan oluşan bizler, kendimizi hangi müziğin titreşimlerine teslim ediyoruz? Klasik müzik iyidir gibi bir kalıptan bahsetmiyorum. Müziğin titreşimlerinin sizi nasıl etkilediğini gözlemlediniz mi diye soruyorum sadece. Ne dersiniz?

Klasik müziği sevdiğim kadar Türkçe şarkıları da severek dinliyorum. Bazen Türk Sanat Müziği, bazen Türk Halk Müziği, bazen ise o an içimden ne geliyorsa… Bazen radyoda çalan bir şarkı bize sorularımızın cevabını da verebilir.

Mesela Candan Erçetin’in bir şarkısının sözlerinde dediği gibi: “Elbette bazen hızla dönüp bazen duracağım/Elbette bugün ağlıyorsam, yarın güleceğim…”  
Yaşamda üzüntüler de bizim için ve sevinçler de.  Esas olan belki de bu döngüleri, bu iniş-çıkışları kucaklamak ve öğrenip devam etmek. Her hakkıyla oynadığımız rolümüz ile bir sonraki sahneye ya da oyuna geçiyoruz bu yaşam tiyatrosunda.

Soruyu Sor, Cevap Gelir
Oyunun ipuçlarını takip etmek için kendimize sorular sormak işe yarıyor doğrusu. Neyi mi sormak?  Örneğin, The Secret filminde yer alan hocalardan ve “Bolluk Yasaları” kitabının yazarı James Arthur Ray, yaşamda her gün aklınızda olması gereken 3 basit soruya işaret ediyor:
1- Ne olmak istiyorsunuz?
2- Ne yapmak istiyorsunuz?
3- Neye sahip olmak istiyorsunuz?
“Leonardo da Vinci Gibi Düşünmek” adlı kitabın yazarı Michael Gelb diyor ki: “Soruları sormak dikkatimizi otomatik olarak cevaplara yönlendirir.” Hedefler bize adım atma gücünü veriyor. Tabi, bunların sadece dış etmenler olduğunu ve sahip olduğumuz en değerli şeyin “kim olduğumuz” ama bence “ruhumuzda, içimizde, yüreğimizde kim olduğumuz” olduğunu hatırlamak. Bio-enerji hocam Moshe Abudaram da “Soruyu sor, cevap gelir” diye yüreklendirirdi beni ve genelde de haklı çıkardı. Başka hangi sorular var aklınızda?
* * *
Yaşamın sesi baktığınız yerden, bakmayı seçtiğiniz yerden ve şeylerden geliyor. Neleri seçiyorsunuz? Kendi şarkınızı siz besteliyorsunuz aslında, size verilen notalar ve seçtiğiniz enstrümanlar ile…
Hayatınızın en sevdiğiniz şarkınız olması dileğiyle…
Zeynep Kocasinan hakkında ayrıntılı bilgi için:
http://zeynepkocasinan.blogspot.com/

Duy da İnanma!
= Meğer sadece bizde değil, bütün dünyada leyleği havada görmenin o sene çok gezileceğine işaret ettiğine inanılıyormuş. Bunu bilen turizm acenteleri de her yörede birtakım adamlar tutarak leylekleri ürkütüyor, daima havada görülmelerini sağlıyorlarmış.

= Söylenenlere göre, pek çok önemli futbolcunun maçlara çıkarken uğur olsun diye yaptıkları birtakım hareketler varmış. Mesela efsane golcü Tanju Çolak’ın tünelden çıkarken ilk olarak sağ ayağını attığını herkes biliyor. Bunun gibi, Beckenbauer da elini yumruk yapıp kafasına vururmuş. Van Basten ile Gullit birbirlerinin kulaklarını çekerlermiş. Maradona ise ısınma hareketleri sırasında, nedendir bilinmez, sürekli zürafa taklidi yaparmış. Ama bu konuda çok başarılı olmadığından yaptığının zürafa taklidi olduğunu kimse anlamazmış. Daha ziyade yediği bir şeyi hazmetmeye çalıştığı zannedilirmiş.

= Benito Mussolini çok cimri bir adammış. Üzerindeki üniforma çok kötü göründüğü halde, yeni bir üniforma diktirmeye hiçbir zaman razı olmamış. Çünkü parasını kendisinin ödemesi gerektiğini sanıyormuş.

= Avustralya’nın Sidney kentini Melbourne kentine bağlayan karayolu üzerindeki viyadüklerden birine Komo Yoki ismi verilmiş. Bu isim bir kanguruya aitmiş. Komo Yoki isimli bu kanguru, karayolunun inşa edildiği 1962-1967 yılları arasında çalışmalara katılmış ve işçilere soğuk kola, asfalt silindiri, onluk çivi gibi şeyler taşımış.

= Nevadalı çiftçi Harrison Rockwell, haşlanmış mısır yeme yarışmasında bir saat içinde 72 adet haşlanmış mısırı mideye indirmiş ve dünya rekoru kırmış. Ancak yapılan bir itiraz sonucu tertip komitesi bu rekoru iptal etmiş; çünkü Rockwell’in yediği mısırlardan on yedisi bırakın haşlanmayı, daha önce bir tencereye bile girmemiş.

= Rivayete göre, yıllar önce Türkiye’yi ziyaret eden Henry Kissinger’ın onuruna verilen yemeğin menüsünde çiğ köfte de bulunuyormuş ve bu konuda uyarılmayan Kissinger, diğer yemeklerin tadına bakarken çiğ köftelerden birini de tek yudumda midesine indirivermiş. Söylenenlere göre, Kissinger acısı fazla kaçmış çiğ köfte nedeniyle tam üç saat yirmi iki dakika avaz avaz bağırmış. Ayrıca ertesi gün ziyaretini yarıda keserek apar topar ülkesine dönmüş. İşi bilenler, Amerika ile ilişkilerimizin bir daha asla eskisi gibi olmadığını ifade ediyorlar.

= Dünyada bugün itibariyle kullanılmakta olan alfabelerin harf sayısı 15 ila 30 arasındaymış. Ancak Orta Afrika’da yaşayan Zwabinuisi kabilesinin kullandığı harf sayısı bu ortalamanın dışındaymış; çünkü Zwabinuisi kabilesinin alfabesinde sadece üç harf varmış. Dilbilimciler bu durumu, Zwabinuisi kabilesinin pek konuşkan bir kabile olmamasına bağlıyorlarmış. Unutmadan söyleyelim, kullanılan harflerden biri bütün kelimelerde “kaynaştırma harfi” olarak kullanılıyormuş.

Zeynep Kocasinan
zeynep.kocasinan@gmail.com

Liderlik Sırları Blog

 

 

EFT Tekniği ile Enerji Meridyeninizi Dengeleyin
Evrenin İstek Yasası ve Çekim Yasası (Secret)
Sevginiz Her şeyi Feda Etmeye Değer mi?
Empati ve Sempati
Duygu Çöplüğünü Boşaltma Terapisi
Bir Yalnızlık Terapisi
İnançlarımız Nöronlarımızı ve Kilolarımızı Etkiliyor
Hayallerinizin öznesi kim?
Kendinle Yüzleşme Terapisi
Kafesin Dışına Çıkarak Özgürleşme Zamanı
Fırsatlar Bekletilmeye Dayanamazlar
İnsanı Acı Değil, Kendine Acımak Bitirir
Duygusal Kölelik ve Kendinin Efendisi Olmak
Ağız Tadıyla Stresi Yönetmek
Kendinle Olma Terapisi
Ruhunuzun Halinden Anlıyor musunuz?
Ruhlarınız Geride Kalmasın
Dile Gelen Renkler
Temizlik Hastalığı mı? Titizlik mi?
Ben Bir İNDİGOyum
Kaçtıkça Kovalayan Bir Fobiniz Mi Var?
Saplantılarınız Dermansız Hastalığa Dönüşmesin!
Duygusal Zeka Üstatları

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız