AZİM Talihe Meydan Okur

0
313

Köyde yaşam farklıdır. Güneş bir başka doğar, bir başka batar. Bahçeler, tarlalar sebze ve meyveden geçilmez. Köylü emeğini verir yetiştirdiği her bitkiye. Sıcağın bağrında, seralar içinde çalışmaktan yorgun düşmüş genç bedenler vardır köyde. Bu gençlerin kimisi isteyerek çiftçilik mesleğini seçmiştir, kimisi de ailesinin zoruyla çiftçi olmuştur. Harun da böyle bir köyde yaşıyordu. Liseye gitme çağı gelmişti. Fakat okula devam etme konusunda kader onu ailesiyle karşı karşıya getirmişti. Babası onun tarlalarda çalışıp baba mesleğini devam ettirmesini istiyordu. Köyde lise olmadığı için on beş kilometre uzaktaki kasabada yer alan liseye gitmek zorundaydı Harun. Babası bu duruma karşı çıkıyordu. Hal böyle olunca Harun ve babası arasında soğuk rüzgarlar esmeye başlamıştı.

 

HAKAN BİROL
bilgi@gecgelisim.com

 

Köyde yaşam farklıdır. Güneş bir başka doğar, bir başka batar. Bahçeler, tarlalar sebze ve meyveden geçilmez. Köylü emeğini verir yetiştirdiği her bitkiye. Sıcağın bağrında, seralar içinde çalışmaktan yorgun düşmüş genç bedenler vardır köyde. Bu gençlerin kimisi isteyerek çiftçilik mesleğini seçmiştir, kimisi de ailesinin zoruyla çiftçi olmuştur. Harun da böyle bir köyde yaşıyordu. Liseye gitme çağı gelmişti. Fakat okula devam etme konusunda kader onu ailesiyle karşı karşıya getirmişti. Babası onun tarlalarda çalışıp baba mesleğini devam ettirmesini istiyordu. Köyde lise olmadığı için on beş kilometre uzaktaki kasabada yer alan liseye gitmek zorundaydı Harun. Babası bu duruma karşı çıkıyordu. Hal böyle olunca Harun ve babası arasında soğuk rüzgarlar esmeye başlamıştı.

Ortaokul bittikten sonra yaz tatilinde Harun yine tarlaların yolunu tuttu. Her yaz ekin biçme, harman kaldırma işleri olurdu. Yaz tatilini bu işleri yapmakla geçirirdi. Fakat boş kalan zamanlarında kitap okumayı hiç ihmal etmezdi. Sürekli olarak okur ve okuduklarını özetleyen notlar alırdı. Bu alışkanlıkları sayesinde ortaokulu birincilikle bitirmişti. Şimdilerde ise liseye gitmenin hayallerini kuruyordu. Gelin görün ki babasına söz geçiremiyordu bir türlü. Babasını ikna etmenin yollarını arıyordu Harun. Köyde kalıp liseyi okuyamadığı takdirde hedeflerinin hiçbirine ulaşamayacağını biliyordu. Arkadaşlarına öğrenimine devam edemeyip burada kalırsa, yaşayan bir ölüden farksız olacağını söylemişti.

Harun hedefine kilitlenmiş bir mermi gibiydi. Ancak zaman geçiyor, oysa babasını bir türlü ikna edemiyordu. Okulların açılmasına da az kalmıştı. Harun elindeki son kozu kullanmak için harekete geçti.

Bir sabah kahvaltı yapmak için evin bahçesinde toplanılmıştı. Masalar kurulup kahvaltıya başlandı. Harun kahvaltının tam orta yerinde masayı terk ederek hızla evin merdivenlerini çıkmaya başladı. Üç katlı evin son katına kadar gelip oradan da çatıya çıktı. Ve ardından aşağıdaki babasına “Ya beni liseye gönderirsin ya da mezara!” diyerek seslendi. Ev halkı bir anda telaşlanmıştı. Bu hareketi Harun’dan hiç beklemiyorlardı. Babası, öfke ile şaşkınlık arası bir duygu içinde kalmıştı. Harun’u liseye göndermeye hiç niyeti yoktu ama iş bu boyuta kadar geldiği için çaresiz kalmıştı. Babası çocuğunun bu kadar yoğun olan okuma hevesine bir anlam veremiyordu. Ama onu çatıdan aşağıya indirmek zorundaydı. Ve Harun’u ikna ederek aşağıya indirdiler. Ancak Harun’un aşağı inmesiyle babasının da öfkeyle üzerine atlaması bir oldu. Korku ve kızgınlıkla gözünün yaşına bakmadan bir güzel dövdü oğlu.

Harun okula gitmek için son çare olarak şehirdeki amcasına telefon etti. Amcasına okumakta ne kadar kararlı olduğunu ama babasının ille de çiftçilik diye tutturduğunu anlattı. Amcası şehirdeki bir bankada müdür olarak çalışıyordu. O da Harun’un okumasını istiyordu. Harun’un kendisine telefon ettiği günün gecesi onu köyden almaya geldi. Babasıyla görüşmüş ve onu ikna etmeyi başarmıştı. Fakat Harun babasının kendisine “Sana okuman için tek kuruş göndermem.” demesine çok içerlemişti. O gece bu garip duygular arasında amca-yeğen şehrin yolunu tuttular.

Hayatın Zahmetleri Azminizi Artırır
Amcası bir yatılı yurda verdi Harun’u. Gideceği lise yurdun üç yüz metre ilerisindeydi. Bu yüzden rahat bir eğitim hayatı olacaktı. Bütün eğitim masraflarını amcası üstlenmişti.

Harun köyden sadece annesi ve kardeşleriyle görüşüyordu. Babası Harun’la konuşmak istemiyordu. Bunun üzerine Harun kararını verdi. Mesleğini eline alana kadar o köye geri dönmeyecekti.

Şehirde bambaşka bir hayat başlamıştı. Artık yazları da burada çalışıyordu. Amcasının çevresi genişti. Tatil dönemlerini onun bulduğu bir işte çalışarak değerlendiriyordu. Harun, her ne kadar hayatından memnun olsa da babasını çok özlemişti. Her yaz babasıyla birlikte tarlada çalıştığını hatırlamak hüzne boğuyordu onu. Babasının kendisini görmek istememesi yarasına tuz biber ekiyordu Ama o, liseyi bitirip üniversiteyi kazanmayı kafasına koymuştu. Kendisi gibi birçok çocuğun da üzülmemesi için yapması gereken bir görevi vardı artık. Bunu lise sıralarında üstlenmişti.

Harun liseyi güzel bir dereceyle bitirdi ve hedeflediği üniversiteyi kazandı. Kendisine yurt dışında okuma imkanı sağlayacak burslar kazanmıştı. Azimle çalışma meyvelerini veriyordu yavaş yavaş. Köyde başlayan hayat şehirde bir başarı öyküsüne dönüşmüş ve şimdi de yurt dışı kapıları açılmıştı Harun’a. Dört yıl boyunca yurt dışında Uluslararası Ticaret alanında eğitim gördü. Oradaki birçok şirketten iş teklifi alıyordu.

Kendisine en iyi teklifi yapan firmada çalışmayı kabul etti. Oldukça dolgun bir maaşı vardı. Bir yandan üniversitedeki akademik çalışmalarını da sürdürüyordu. On yıl içinde hem iyi bir akademisyen, hem de tanınmış bir iş adamı olarak ülkesine geri döndü.
Harun ilk olarak şehirdeki amcasının yanına uğradıktan sonra köyüne doğru yola çıktı. Yıllardan beri uğramadığı köyü acaba ne haldeydi? Babası kendisine ne diyecekti? Yoldayken aklına onlarca soru  hücum etti. Köyüne geldiğinde, kimsenin onun inşa ettirdiğini bilmediği lise binasının yanından geçti. Bina tamamlanmak üzereydi ve açılışa çok az bir zaman kalmıştı. Daha sonra ailesinin yanına giderek her biriyle özlem giderdi Ancak babasından hala bir yumuşama yoktu. Oğlunun sözünü dinlemeden çekip gitmesini affedemiyordu hala. Elini, öpmesi için soğuk bir edayla oğluna uzatmıştı. Ardından buz gibi bir ‘hoş geldin’ döküldü ağzından.

Lisenin açılmasına çok az bir zaman kalmıştı. Köy halkı bu okulu kimin yaptırdığını çok merak ediyordu. Okulun ismi hala sır gibi saklanıyordu.

Beklenen gün gelmişti. Harun okulun açılışını yapacaktı. Ailesine her şeyi bir bir anlattı. Yurt dışında kazandığı bütün parayı bu okul için harcamıştı. Okul uzak diye liseye gidemeyen genç kalmasın istemişti. Köy halkı okulu yaptıranın Harun olduğunu öğrenince çok duygulandı. Onun hayatı hakkındaki hikayeyi bilmeyen yok gibiydi. Açılış kurdelesi kesilmişti. Sıra, okulun isminin bulunduğu tabelanın üzerindeki örtüyü kaldırmaya gelmişti. Örtü kalktıkça köy halkını büyük bir heyecan sardı. Örtü tamamen kalktığındaysa Harun’un babasının gözlerinden iki damla yaş döküldü. Çünkü Harun liseye babasının ismini vermişti. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız