İNSANLARA MAKAM VE MEVKİLERİNE GÖRE DEĞİL, İNSAN OLDUKLARI İÇİN DEĞER VERİR, HÜRMET GÖSTERİR

0
1410

İNSANLARA MAKAM VE MEVKİLERİNE GÖRE DEĞİL, İNSAN OLDUKLARI İÇİN DEĞER VERİR, HÜRMET GÖSTERİR

“Başkalarına değer biçmek, kendine değer biçmek demektir.”

W. Shakespeare

İnsana değer vermek, saygı ve hürmet göstermek, tüm semavi dinlerde bir emir olmakla birlikte ahlaki değerlerinde temel taşlarındandır. Aynı zamanda sosyal açıdan insanlarla ilişki ve iletişimin de temelidir.

İnsanlara saygı ve hürmet göstermeden, onlara değer vermeden insanlarla bozuk ilişkiler içinde yaşamak, kişileri tanımayı imkânsız kılar.

Tanımadığımız, bilmediğimiz bir şeye ise ya değer veremeyiz ya da önyargılarla onu asıl değer basamağına koyamayız. Bunu yapamadığımız için de insanlara gereken ve hak ettikleri hürmeti gösteremeyiz. Bunlardan önce ise, kendimizi tanımalı ve kendimize hürmet etmeliyiz.

Kendini tanımayan ve hürmeti olmayan insan, ne başarılı olabilir ne ilişkilerinde iyi olabilir ne de değer vermeyi öğrenebilir.

Hürmet etmek, gencinden yaşlısına, astından üstüne herkesin hak ettiği bir davranış biçimidir. Bunu kendimize ilke edinip, kimseyi hürmetimizden esirgememeliyiz.

Hürmet gösterme erdeminden yoksun kişilerden oluşmuş bir toplumda saygısızlık, hilekârlık, adaletsizlik de gelişme fırsatı bulacaktır. Hürmetten yoksun, saygı duymayan, birbirlerine değer vermeyen insanlardan oluşan bir toplumun geleceği de emniyette olmayacaktır.

İnsan, erdemin artırdıkça her şeye adil bir şekilde değer vermeyi öğrenir.

Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre, davranışa hürmet göstermek lazımdır. Zira bu davranış kişiyi bir çeşit sarraf yaparak her şeyin değer ve eder ölçülerine muktedir yapar.

Başarılı insanın gösterdiği hürmet, menfaat odaklı değil, insan ve ahlak odaklıdır. Böyle bir erdem sahibi insan, rakibine dahi hürmette kusur etmez. Kişinin gösterdiği hürmet, aynı zamanda diğer insanlar tarafından da hürmet görmesini sağlar.

İnsan, konumu ne olursa olsun, özde değerlidir. Zaman içerisinde insanlar kendi değerlerini ortaya koyarlar.

Akıl, insanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliktir. Bu özelliği kullana insan, sadece başarıyı değil, hürmet gösterme erdemini de kazanır. “Aslolan insandır!” diye bilinen bir söz de vardır.

“Eğer bir kelebeği seviyorsak, tırtıllara da değer vermemiz gerekir.”

Antonie de Saint – Exupery

Başarılı insan, insana verdiği değeri ve hürmeti, paranın ya da mevkiin yaptırım gücüne göre vermez. İnsana hürmet ve değer vermek, o insanın ne olduğuna, kim olduğuna göre değil, insani değerlere göre yapılmalıdır. Çünkü insanlık değerlerine ve erdemlere ulaşmak, ancak erdemliliğin kazanılacağı zorlu yolculuk sırasında elde edilir. Bu yolculuk, yaratılışın bize çizdiği yolculuktur. Bu yolculukta, başarılar başarısızlıklar da vardır. Ve her anında da insanlar…

Başarılı insanın, tüm insanlara değer ve hürmette önceliği yakın çevresidir. Çünkü bu davranış, kişinin kendisinden doğar ve yayılır. Hatta hürmet gösterdiği, kendisini değerli hissettirdiği insanlar aracılığıyla da çok uzaklara dahi bu erdemli davranışı etki eder.

Suya bir taş attığınızda, oluşan halkalar genişleyerek ilerler. Taşın büyüklüğü, bu halkaların gücünü, hızını ve gidebileceği mesafeyi belirler. İnsana gösterilen hürmetin ölçüsü, hürmetin insanlar üzerindeki etkisinin belirleyicisidir.

Hürmet gören, kendisine değer verildiğini bilen insan; bu hizmetin kaynağına güçlü bağlarla bağlanır. Çünkü sosyal ve biyolojik bir varlık olan insan, aynı zaman da duygusal bir varlıktır. Dolayısıyla kendisini iyi duygular içinde hissettiği anları tercih eder.

İnsana değer vermek, hürmet göstermek, insanları iyi tanımayla ve bilgelikle mümkündür. Zira insan bir okyanus gibidir. Zaman zaman dalgalı, zaman zaman durgun, zaman zaman fırtınalı ve derinliklerde bir gizemle birlikte güzellikler barındıran bir yapıdadır.

Bu yapıyı anlayabilmek, insana hürmet göstermeyi ve değer vermeyi hem kolaylaştırır hem de gerekli kılar.

Suyun üzerinde sandalla gezen ile yüzen; yüzen ile de suyun derinliklerine dalan kişi bir olmaz. Biri suyu sadece su olarak görür, diğeri bir eğlence ve spor alanı, diğeri ise bir ibret tablosu… Çünkü suyun ibreti, derinliklerinde gizlidir, insanda olduğu gibi… Bu bilince sahip insan, her insanı engin bir okyanus gibi görür. Zira okyanus gibi insanın da derinliklerinde çok şey saklıdır. Hürmet gören, değer verilen insan ise, bu saklı değerleri dışarı çıkarmaya hevesli, istekli ve cesaretli olur.

Bir insan kendisine ne değer biçerse biçsin, asıl değeri yaratılışından gelir. Biz ise ne olursa olsun kişinin değerini ona hissettirmeliyiz. Tabi şımartmadan ve bilgelikler.

İnsanlara peşin hükümlerle yaklaşmak, o kişiye hürmeti sekteye uğratır. Önyargılarımız maalesef birçok kişinin asıl değerini görmemizi engelleyebiliyor.

İnsana değer vermek, hürmet göstermek, bir başarı stratejisi olarak görülmemelidir. Samimi bir inancın eseri olarak ortaya çıkarılmalıdır. Başarının sadece mekanik stratejilerle değil, samimi ve gerçek erdemli davranışlarla geldiği unutulmamalıdır.


Hürmet etme ve insanlara değer verme davranışı, insanın hayat tarlasından en verimli ürünleri almasına yardım eder. Değer verdiğiniz ve hürmet gösterdiğiniz insanlar, size aynı şekilde karşılık verirler.

Kirli bir suyu dahi kullanmak için arıtan insan; hürmet gösterme ve değer verme erdemiyle her insanı arıtabilir.

 

 

Yazan: Niyazi Fırat Eres

www.gencgelisim.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız