Metafor Olarak Mimari

0
830

 

Japonya’nın önde gelen edebiyat eleştirmeni ve felsefecilerinden kabul edilen Kojin Karatani; Shakespeare, Soseki, Marx, Wittgenstein ve son olarak Kant üzerine gerçekleştirdiği yaratıcı okumalarıyla tanınıyor. Karatani’nin bugüne kadar İngilizceye çevrilmiş iki eseri; Modern Japon Edebiyatının Kökenleri ve Metafor Olarak Mimari iken, sadece ikincisi Türkçeye çevrilmiştir. Karatani’nin yazdıkları konuların çeşitli başlıklar altında kavranmasını sağlarken, bir yandan da “batılı olmayan” bir eleştiri örneği oluşturuyor.

 

“Metafor Olarak Mimari”, pek çok farklı disipline değinen ve yazarın giriş bölümünde de bahsettiği üzere, dar anlamda sadece mimarları hedeflemeyen bir kitap. Kitapta; mimari, felsefe, edebiyat, dilbilim, şehir planlama, antropoloji, politik ekonomi, matematik üzerine değerlendirmeler yapılıyor.

 

Kitabın ilk bölümünü oluşturan “Yapma” kısmının alt başlığı olan “Mimari İrade”,  kavram olarak en çok üzerinde durulan mesele. Bölüm, mimari metaforların kullanım alanlarını gösteren  şu cümle ile başlıyor: “Filozoflar, Platon’dan bu yana, aksi halde kararsız olacak felsefi sistemlerini bir temele oturtmak ve kararlı hale getirmek için mimari mecazlara ve metaforlara tekrar tekrar geri dönmüşlerdir.”

Devamında,  Decscartes,  Kierkegaard, Hegel gibi filozofların düşünme ve ifade şekillerinde kullandıkları mimari metaforlardan örnekler verilerek, mimari terimlerin felsefi ve kuramsal tartışmalardaki önemli yerine değinilir ki sonunda mesele; Platon’un temellerini atmış olduğu “metafiziğin altını oyma çalışmalarına”, “yapıbozum” adının tesadüfen verilmediğine varır.

Kitabın temel kavramı olarak anılabilecek “mimari irade”nin yeri ise,“Biçimin Statüsü” isimli bölümde; “Batı düşüncesinde asıl önemli olan, büyük bilgi binasının kendisi değil, her krizde yenilenen mimari iradedir –kaotik ve çok katmanlı bir oluş içinde düzeni ve yapıyı kurmaya yönelik akıldışı bir seçimden başka bir şey olmayan bir iradedir bu, birçok seçenekten yalnızca biridir.” şeklinde konumlandırılmıştır.

 

Kitabın girişinde “Krizler Haritası” isimli bir yazısı bulunan Japon mimar Arata İsozaki, kitaba ve yazara dair yapmış olduğu değerlendirmelerle belki de en güzel şekilde her şeyi özetliyor. İsozaki, kitapta Karatani’nin, mimariyi —yani inşa etme iradesini— bir metafor olarak, çeşitli biçimselleştirmelerin gerçekleştiği bir sistem olarak ele aldığını, bu anlamda mimarinin, Batı düşüncesini temellendiren metafiziği kaçınılmaz olarak meydana getiren mekanizmanın adı olduğunu anlattığını söyler.  Ve, “En dipte yatan bu kavrama erişmek için, Platonculuğu ve Marksizm’i eleştirmeye girişir ve bu vülgarize edilmiş “izmler”i söküp parçalayarak onları kendi orijinal olay parçacıklarına dek ufaltır.”, diyerek de Karatani’nin kitapta izlediği yolu tanımlar.

İsozaki, Karatani’nin üslubundan ve izlediği yoldan bahsederken ise onu, yatay katmanlarda gezen çoğu çok-disiplinli genellemecinin aksine, sorgulayıcı tavrıyla bir yandan her bir alanın içinde kalırken bir yandan da söz konusu alanı dikey olarak kazarak, kategorileri çiğneyen bir düşünür olarak nitelendiriyor.

 

Karatani’nin, “…büyük M’li mimariyi reddetseler de arkitektonik olmayı isteyenler ve büyük Ö’lü özne olmayı reddetseler de farklılığın öznesi ve farklılık olarak özne olmayı isteyenler, bu kitabı okurlarsa onur duyarım.” dediği “Metafor Olarak Mimari”, Barış Yıldırım’ın çevirisi ile 214 sayfa olarak Metis Yayınları tarafından literatürümüze kazandırılmış.

 

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız