Sınav kaygısı

0
473

Öğrencilerin bazı yılları diğerlerine göre daha güçtür. Mesela altıncı sınıf, önemli değişikliklerin olduğu bir dönemdir. Öğrenci ilköğretimden çıkıp, orta öğretime başlamakta, birden fazla öğretmenle ders yapma ve bazen yeni arkadaşlarla tanışma söz konusu olmaktadır. Sekizinci sınıfta ve lise döneminde ise okula devam ederken aynı zamanda sınavlara hazırlanma kaygısı ve ek eğitim alma çabaları eklenmektedir.

Üstelik içinde bulunduğu gelişim dönemi ergenin öğrenmesinde etkili olabilmektedir. Ergenlik döneminde okul başarısında dalgalanma görünmesi tabidir. Çünkü ergenlik döneminde yaşanan duygusal durum dikkatini derslere vermeyi güçleştirebilir. Bu dönemde çocuklar sosyal hayatlarına, arkadaşlarına daha fazla önem verip derse daha az ilgi gösterebilirler. Aileler çocuklarının bu umursamazlıklarından endişelenip, uyarılarını artırmaktadırlar.

Ancak araştırmalar gösteriyor ki, sınavda başarısız olup, ailenin ve çevrenin kınamasına maruz kalma endişesi de çocuklarda dikkati yoğunlaştıramamaya neden olmaktadır. Hatta bu sebeple bu dönemdeki çocuklar; trafik kazası geçirmek gibi olumsuz durumlara daha yatkın oluyorlar. Üstelik aşırı kaygı, sınavı bir kâbus, bir tehdit gibi algılamaya neden olduğu için başarıyı engelliyor.

Sınav kaygı düzeyi normal olan kişiler; sınavı, başarılarının test edileceği bir fırsat olarak değerlendirirken; kaygısı normalin üzerinde olan kişiler bu durumları bir tehdit olarak algılarlar. Bu nedenle sınavla ilgili her konuda kendileriyle kötümser bir diyalog içine girerler. Mesela “Eyvah, yine sınav yaklaşıyor ve ben çalışmamı yetiştiremeyeceğim.”

“Bu sınavda başarısız olacağım ve herkes aptal olduğumu düşünecek.”

“Zaman kalmadı. Hiç bir şey bilmiyorum, kesin; herkes çalışmasını bitirmiştir.”

“Sınav gününe kadar çalışmış olsam da nasıl olsa her şeyi birbirine karıştıracağım.”

Öğrencilerin böyle karamsar düşünceler içinde olmalarının nedeni, sınavı hayatın sonu gibi algılamalarındandır. Aile çocuğuna sürekli;

“Eğer bu sınavda ortalamanın altında kalırsan hayatın berbat olur. Hayatının geri kalanında hiç bir işe yaramazsın. İkinci sınıf insan olursun, mahvolursun.” Mesajı gönderince, çocuk ister istemez aşırı derecede gerilmektedir. Hatta öğrenci normalde kendi kendisine daha sağlıklı bir algı içinde olsa dahi aile ve çevrenin sıkıştırması yüzünden aşırı gerilime girmektedir.

Oysa velilerin bilmesi gereken şudur, “bu sınav çocuğunuzun sadece belli bir yönünü, dersleri kavrama gücünü açığa çıkaran bir testtir. Bu sınavlardan yüksek puan alıp, yüksek okullarda okuduğu halde hayatta başarılı ve mutlu olmayanlar olduğu gibi, başarısız olup, başka alanlarda kendini gösterenler de vardır. Önemli olan bir insanın ruh dengesinin salim ve öz güveninin gerçekçi olmasıdır.”

Bununla birlikte elbette ailelerin uyarı yapmasının nedenleri anlaşılabilir. Aslında ailelerin bu hatırlatmaları, çocuklarını umursamaz görmelerinden kaynaklanmaktadır. Onu arkadaş ve eğlence peşinde koşuyor, bu dönemin önemini anlayamıyor gördükçe; ileride pişmanlık duyacağını da göz önüne alarak sürekli uyarmaktadırlar.

Çocuğunuzun henüz çocuklukla gençlik arasında, duygusal ve öz disiplini düşük bir dönemde olduğunu artık biliyorsunuz. O halde çocuğunuza hatırlatmanız gereken asıl şey, sınav değil, kendi değeridir.

Öncelikle çocuğunuza hedeflerini gerçekçi bir şekilde belirlemesini ve bunlar için planlı hareket etmesini öğretin. Başkalarının beğenisi için yaşamanın, duygularının sürüklemesiyle hareket etmenin pişmanlık getireceğini anlatın.

Hatta en iyisi örnek olun; mesela eğer siz arkadaş, ahbap ilişkilerine aşırı mana yükleyen, amaçsızca hayatın akışı içinde sürüklenen bir insansanız, çocuğunuz da sizi örnek alacaktır.

Ona, “insan ilişkilerine ancak belirli bir süre ayırması, bunun dışında kendi amaçları için çalışmayı ihmal etmemesi için” öncelikle siz örnek olmalısınız.

Bu konuda güzel bir nükte vardır.

Amerikan başkanlarından birine sorulur,

— Liderlik başarınızı neye borçlusunuz? Diye, o da cebinden bir parça ip çıkarıp masaya koyar ve şöyle cevap verir;

— Bakın bu ipi itmekle ilerletemezsiniz. Ama çekerseniz gelir. Bunun gibi, ben de inandığım yolda yürüyerek, önder olmaya çalıştım. İnsanlar da benim peşimden geldi.

Bunun gibi, siz de çocuğunuza öğrenme sevgisi konusunda, hedefleri için sabırla çalışma konusunda örnek olmalısınız.

Sadece soru çözmek değil, ilgi duyarak, merak ederek ansiklopedi karıştırmayı, iyi vakit geçirme yöntemi olarak kitap okumayı, bulmaca çözmeyi; örnek olarak öğretmelisiniz.

O zaman çocuğunuz, “neden ders çalışması gerektiği, eğitim hayatının geleceği için önemi ” gibi konularda bilinçlenmiş ve öz disiplinle harekete geçmiş olacaktır.

 

Hatice K. ERGİN

www.gencgelisim.com


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız