Çağın Vebası: Bağımlı Toplum

0
407

Son yüzyılın en temel toplumsal ve bireysel problemini Şirin Kartal yazdı. Bağımlılıklar bizi nasıl ve neden esir alıyor?

 

 

Büyük oranda ekonomik ve teknolojik gelişmeleri temel alarak, 19. yüzyıldan itibaren hızla küreselleşen, sekülerleşen ve modernleşen dünya toplumlarında “çarpışılan yüzeyin kalabalıklaştıkça bireyi yalnızlaştırması” olgusu belirmeye başlamıştır.

Kuşkusuz, yaklaşık 500 milyon metrekarelik devasa bir yüzölçümüne sahip dünyanın bir ucundaki kültürel, tarihsel, ekonomik ve siyasi süreçlerin diğer ucunu etkilemesi olağanüstü bir gelişmedir. Gündelik hayatın deneyim ve deneysellik yolu ile mantık düzlemine oturuşu ise, ucu açık bir süreç olan modernizm ve aydınlanmayı destekleyen önemli bir yaklaşımdır. Ancak, hayat mücadelesi ailesi ve onu çevreleyen az nüfuslu sosyal ortamı ile sınırlı olan ilkel toplum anlayışından, küreselleşme anlayışının etkisine girilmesi insan ve toplum psikolojisi üzerinde olumsuz izler de bırakmıştır. Küreselleşen dünya, bireyin mücadele ettiği alanda karşılaştığı nüfusu ve buna dayalı pek çok somut ve soyut bileşeni arttırmakta, insanoğlunu yalnızlaştırmakta ve mutsuzlaştırmaktadır.

Nitekim birey, artık büyük ölçekli bir sosyal çevrede, çarpışarak başkalaşmış kültürel değerlerle, farklı biyolojik ve kişisel özelliklerle temas ederek, sürekli bir savaş ve barış psikolojisi içerisinde hayatını sürdürmektedir. Artan sorumluluklar ve karışan kültürler bireyi her gün biraz daha yalnızlaştırmakta ve  öz kimliğini unutturmaktayken, azalan ortak nokta ve amaçlar doğrultusunda, ihtiyacı olan “paylaşma” duygusunu gideremeyen insan, sürekli kaynağını bilmediği bir mutluluk arayışı içine girmiştir. Bu arayış ise, günümüzde sıkça rastlanan “bağımlı insan” ve dolayısıyla “bağımlı toplum” tiplerini yaratmıştır.

Belirgin yalnızlık, çaresizlik, yetersizlik his veya hislerinden doğan “bağımlılık”, keyif verici bir maddeye, bir eyleme, kişi veya kişilere yönelik olabilmektedir. Bireyin, karşılaştığı sorunlarla mücadele yöntemi olarak başvurduğu bir kaynağa meyletmesidir. Karar almak ve sorun çözmek konusunda yetersiz hissetme ve güvendiği dayanaklardan destek alamadığını düşünme bağımlılığa teşvik eden başlıca nedenlerdendir. Günümüzde yalnızlaşan ve sorun olarak gördüğü etmenler konusunda “tek başınalık” hissini kuvvetli olarak duymaya başlayan bireyler, mutluluğu genellikle keyif verici madde ve mecralarda aramaktadırlar. Bilhassa, bilgi alışverişinin hat safhada yaşandığı çevrimiçi kanallarda ve bu kanalların en tercih edilenlerinden biri olan sosyal medyada her geçen gün kullanıcı sayısı ve zaman geçirme oranı artış göstermektedir. Dış dünyada mutluluğu bulamadığı düşüncesi ile insanlar, olmak istedikleri sanal rollere bürünerek bağımlılaşmaktadır. Bu bağlamda, bilgisayar oyununda kaybeden çocukların cinnet, sanal karakterlere duygusal yönelimler neticesinde gerçekleşen cinayet haberleri tesadüf değildir.

Oysa ki, modernleşme süreci toplumlara ışık tutarken, kültürel farklılıklar ise bireylere ve iç dünyalarına renk ve zenginlik katmalıdır. Farklılaşan değerleri karıştırıp anlamsızlaştırma, bilgiyi tek kullanımlık görme, makinelerin insan gücünün yerini tutmaya başlaması ile insanı mekanikleştirme, tüketmeye alışma ve dünyevi iş ve işlemler arasında sıkışıp kalarak duyguları körleştirme gibi unsurlar, modernizasyon aşamasında insanoğlunun yaptığı en büyük tarihi hatalardır. İnsan, böylelikle kendi ayağına çelme atmış, modern toplum anlayışını çarpıtarak, bağımlı toplumlar yaratmıştır.

*

ŞİRİN KARTAL

30.10.14

www.gencgelisim.com

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız