Çağın En Başarılı ve Sevilen Lideri Bill Clinton’dan Gelişim Stratejileri

0
371

Yaşadığı büyük skandala rağmen Amerika Birleşik Devletleri’nin içte ve dışta en başarılı başkanı olarak kabul edilen ve tüm dünyada en çok sevilen liderlerden biri olan Bill Clinton, çok sıkıntılı bir çocukluk dönemi geçirmişti. Fakat her şeye rağmen ABD başkanlığına yükselmeyi başarmıştı.  Fatma Işık  bilgi@gencgelisim.com

 

 

Annesi bir hemşirelik öğrencisiydi. Güzel değildi ama abartılı makyajı ve açık kıyafetleri ile tüm dikkatleri üzerine çekmeyi çok iyi biliyordu. Oldukça seksi, cilveli, flört etmeyi seven, dansa ve içkiye düşkün biriydi. Babası ise gezici satış elemanlığı yapmaktaydı. Çekici bir adamdı. Değişik kentlerde pek çok sevgilisi ve karısı vardı.
Hakkında ki bazı bilgileri gizli tutar, nereli olduğunu ve doğum tarihi ile ilgili konularda da yalan söylerdi. Bir gün bir kız arkadaşını hemşirelik öğrencisinin çalıştığı hastaneye getirmişti. İlk kez orada karşılaştılar. İlk görüşte aşktı bu; 2 ay sonra evlendiler. Ancak adam başka biriyle halen evliydi ki, bu evliliklerini yasal kılmıyordu. Önceki evliliğinin boşanma ile sonlanması bir sonraki yıl gerçekleşecekti. Tabi bunlardan kimsenin haberi yoktu.
Düğünden birkaç hafta sonra orduya çağrıldı ve II. Dünya Savaşı'na katıldı. O askerken genç gelin kendi anne ve babasıyla kaldı ve eğlencelere katılıp dans etmekten de hiç geri kalmadı.
Askerden dönüşte kocası ancak başka bir şehirde iş bulabildi, o orada çalışırken gelin yine ailesiyle kalmaya devam etti. Gelecekleri parlak görünüyordu; bir bebekleri olacaktı ve adam bir ev almaya çalışıyordu. Sonunda kendi evlerine taşınabileceklerdi. Böylece adam karısını yeni evlerine götürmek için yola çıktı. Ancak o gün kadın hayatının en kötü haberini aldı. Hızlı ve pervasız araba kullandığı bilinen kocası bir kazada hayatını kaybetmişti. Genç kadının bütün hayalleri yıkılmıştı.
Birkaç ay sonra ölen kocasının adını verdiği bir oğlu oldu. Bir yetim olarak doğmuştu ve daha bebekken annesi onu anneannesi ve dedesi  ile bırakıp okulunu bitirmeye başka bir kente gitti. Anneannelerin  evinde hayat zordu. Anneannesinin seksi tavırları tıpkı annesi gibiydi. Ayrıca, sık sık çığlık çığlığa bağırıp küfürler ettiği, eşyaları kırıp döktüğü öfke krizleri tutardı. Dedesi ise alkole sığınarak tüm bunlara katlanan sessiz bir adamdı. Bu ortam bebek için dengesiz, güvensiz ve korku doluydu.
Çocuk üç yaşına geldiğinde annesi hemşirelik okulunu bitirip eve döndü.
Aynı yıl frapan tarzı ve kadın avcısı kişiliği ile ilk kocasına benzeyen bir adamla evlendi. Adam içki içiyor, kumar oynuyor ve sarhoşken karısına ve üvey oğluna terör yaşatıyordu. Kaderi, çocuğu husumet dolu bir evden almış daha kötüsüne sürüklemişti. Aile kısa bir süre sonra genelevleri, kumarhaneleri, rüşvet yiyen yozlaşmış politikacılarıyla ünlü, bir zamanlar gangsterlerin popüler yeri olan bir kasabaya taşındı. Kasabanın havası evdeki problemlere gaz verdi. Anne artık sadece eğlencelere gidip içki içmekle kalmıyor bir de kumar oynuyordu. Büyük ihtimalle karısına ihanet etmekte olan üvey baba ise onu sadakatsizlikle suçluyor böylece her gece çığlık çığlığa kavgalar ediliyordu.
Dışardan bakıldığında şirin bir aile görünümü veriyorlardı: İş adamı bir baba, çalışan bir anne, akıllı ve başarılı bir çocuk. Çocuk daha on yaşında ailesinin adını korumak için dışarıda mutlu bir yüz takınmayı öğrenmişti. Evde anne-baba anlaşmazlığı gibi bir sorun olduğunda çocuklar kendilerini suçlarlar.
Yani küçük çocuk kendisinin tüm bu kargaşanın kaynağı olduğuna inanıyor, onun için de herkesi memnun etmek için elinden gelen her şeyi yapıyordu; uslu bir çocuk ve iyi bir öğrenci oldu.
Bu her şeyden sorumlu olduğu duygusu onu bir mükemmeliyetçi olmaya itti.
Başarılı olmak için duyduğu baskı korkunçtu. Her başarısızlık ise dünyanın sonu gibiydi.
Ona babalık yapan ve onu koruyup gözeten biri hiç olmamıştı ama o dokuz yaşındayken doğan küçük kardeşi için bir baba figürüydü. 14 yaşına geldiğinde üvey babası annesini dövmeye başlamıştı. 16 yaşında iken bir keresinde sarhoş adam annesine makasla saldırmıştı, delikanlı annesini üvey babanın elinden kurtarıp ona “Eğer onları istiyorsan, önce beni geçmelisin.” dedi. Adam makası bırakıp delikanlıyı dövmek için kemerini çıkarırken, o annesini ve kardeşini oturma odasına çekip kapıyı adamın suratına kapattı.
Annesi adamı boşayıp aynı yıl onunla tekrar evlendi. Delikanlı buna çok kızmıştı. Annesini bu adamı neden geri aldığını bir türlü anlamıyordu. Kısa bir süre sonra adam ölümcül bir hastalığa yakalandı. Artık evde, kendine acıyan zavallı bir figürden başka bir şey değildi. Beş yıl sonraki ölümüne kadar karısı hep yanındaydı. Gencin hiçbir arkadaşı ya da öğretmeni evde tüm bunların olup bittiğinden şüphe bile etmiyordu.
Programının izin verdiği kadar çok aktiviteye katılan hep aynı sosyal, başarılı öğrenciydi. Liseden ilk on arasından mezun oldu ve üniversite okumaya başka bir şehre gitti. Okul harcı ve yeme-içme masraflarını karşılamak için aynı zamanda yarım gün çalışıyordu. Oxford Üniversitesi'nde okumasını sağlayan bir burs kazanacak kadar iyi bir derece ile mezun oldu. Oxford'dan döndüğünde Yale Hukuk Okulu’na gitti, orada gelecekteki eşi Hillary Rodham’la tanıştı.
32 yaşında Arkansan Valisi olduğunda aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri'nin de en genç valisiydi. 1992'de ABD Başkanı oldu. Bu olumsuzluklarla büyüyen çocuk: Bill Clinton idi.
Onun hikayesi insanın gücünü kanıtlıyor, bununla birlikte genetiğin, yetiştirilme tarzının ve çevrenin kişilik ve davranışlar üzerindeki etkisini gösteriyor.
Onun çok kötü geçen anne-baba ilişkisi amca ve teyzelerle iyi tarafa doğru gitmişti. Onlar Küçük Clinton'a güzel şeyler öğretmişlerdi.
“Amcamın, teyzelerimin ve büyük ebeveynlerinin bana anlattığı hikayelerden çok şey öğrendim: Kimse mükemmel değildir ama insanların çoğu iyidir.”
Bill Clinton’un yönetimi döneminde dikkatini dağıtabilecek birçok şey vardı: Paula Jones, Katherine Willey,  the Buddhist Tapınağı, Monica Lewinsky, suçlamalar ve diğerleri. Bütün bunlara rağmen Clinton sorunları bölümlere ayırmayı iyi biliyordu. Sorunlara rağmen işine ve çalışmalarını bırakmıyordu. Mesela bir konuşma veya bir basın toplantısı yapacağı zaman tamamen konsantre olmayı başarabiliyordu. Buna karşılık birçok insan sabah eşiyle tartıştığı için günlerini berbat edebiliyorlar.
Çağımızın en kompleks siyasetçilerinden biriydi Bill Clinton. “Ben gençken hukuk okulundan sonraki amaçlarımdan biri de önemli bir kitap yazmaktı.” diyerek gençliğinden itibaren ideallerinin peşinden koştuğunu belirtiyor. Kitabını neden yazacağını açıklarken de evrensel idealleri olduğunu bir kez daha gösteriyor: “Bu kitabı yazmakla başka insanları özgürleştirmeyi, kin ve öfkeden kurtulmalarına vesile olmayı, yaptıkları hataları kabullenmekten korkmamayı sağlamaya hizmet edeceğim.”
Yine Clinton “Sürekli geçmişimi ve yaşadıklarımı düşünüp hayatıma dair muhasebeler yaparak ibret tabloları çıkarmaya çalıştım.” diyerek hayatını sürekli bir şekilde kontrollü yaşadığını anlatmaktadır.
Clinton için hayatın başarının önemli bir aracı da iç ve dış bütünlüğüdür: “İçerdeki dünyanızı dışarıdaki dünya ile paralel kılın. İkisi arasında bir kesişme olsun. Belki bu bütünüyle mümkün değil ama olabildiğince bu paralelliği kurmak gerekir.
Clinton kendi hatalarında olduğu gibi diğer insanlara da hatalarına karşı açık olmalarını önerir: “İnsanların kendi hataları, problemleri ve korkuları konusunda açık olmalarını umarım. İnsanların hür olmalarından yanayım. Hatalarımızı kabul etmeliyiz. İnsanlar bunları bilirse korkuları ile kimse yaşamaz.”
Clinton “Her geçen gün daha idealist olun.” derken karamsarlığın ve yılgınlığın bir şey kazandırmadığını, sonuç almak        için her türlü zorluğa ve engele rağmen      idealistliğimizi artırmamız gerektiğini vurgulamaktadır. 
Clinton için insani erdemler çok önemlidir. Başka insanların sıkıntı ve zorlukları 'aman boşver'le geçiştirilmemelidir. Bu bilinci özellikle gençlere öneren Clinton şöyle seslenir: “Gençler sizler insanlık tarihinde muhtemelen daha iyi bir gelecekte yaşayacaksınız, ama her zaman dışarıda maniler olacaktır. Dolayısıyla kendi özel hayatınızın yanında sürekli başkalarını da düşünün.”
Yararlanılan Kaynaklar: Bir Başarı Hikayesi:
Ömer Özder; My Life, Bill Clinton,
Çeviriler: Arif Kızılay

 

Clinton’dan Deyişler

< Başkaları ile birlikte çalışma çok önemlidir.
< Aldığınız kararları başkalarıyla paylaşın.
< Zor kararlarla karşılaştığınızda vakit doğru bildiğinizi yapın. Zorluklardan azade olmak insan tabiatının elinde değil.
< Sizi hayat her zaman yere        düşürebilir, fakat sizin kalkmanızı hiçbir zaman engelleyemez.
< İçinizdeki ışığı daha parlak hale getirmek için çalışmak en geçerli yoldur.
< İnsanlar yalnızca kötü ve zayıf yanlarıyla değerlendirilemezler.
< İnsafsız eleştiriler hepimizi ikiyüzlü yapar.
< Birçok insan sadece şov yapar.
< Gülümsemek acılara karşı en iyi cevaptır. Bazen tek cevaptır.
< Hayata uyandığım ve bana verdiği sağlıktan dolayı her sabah Tanrı’ya şükür ediyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız