Erkeklerin Gözünde Birer Pasta Dilimi Olan Kadınlar

0
427

Hülya Avşar demiş ki; “Aldatan erkek evine huzur getirir.” Doğru söylemiş. Evet, emin olun aldatan erkek evine öyle bir huzurlu gelir ki, karısına kraliçe gibi davranır. Huzur olmalıdır ki güven ortamı sağlansın. Aldatamayan erkekse hırçınlaşır, sürekli özgürlük sohbetleri ile didişmeleri başlatır. En sonunda da özgürlüğüne kavuşur  ve  oraya buraya saldırmaya başlar. Ta ki ne kadar boş yaşadığını anlayana kadar…
Ve işte bu yüzden, aldatılan kadınlar çok şanslıdır. Tabii ki aldatıldıklarını öğrenmedikleri sürece…
Ben şimdi kendi kendime şunları söylüyorum: “Ah benim aptal kafam! Sen git Muhafazakar Çapkınlar kitabını bir sene önce yaz. Şimdiki aklım olsaydı bir yıl daha beklerdim. Son bir yılda daha neler gördüm neler!”
Bu durumda çok yakın bir zamanda ‘çapkınlarımızı’ yeni bir şekliyle …

 

SEVDA TÜRKÜSEV
sevda_turkusev@yahoo.com

Hülya Avşar demiş ki; “Aldatan erkek evine huzur getirir.” Doğru söylemiş. Evet, emin olun aldatan erkek evine öyle bir huzurlu gelir ki, karısına kraliçe gibi davranır. Huzur olmalıdır ki güven ortamı sağlansın. Aldatamayan erkekse hırçınlaşır, sürekli özgürlük sohbetleri ile didişmeleri başlatır. En sonunda da özgürlüğüne kavuşur  ve  oraya buraya saldırmaya başlar. Ta ki ne kadar boş yaşadığını anlayana kadar…

Ve işte bu yüzden, aldatılan kadınlar çok şanslıdır. Tabii ki aldatıldıklarını öğrenmedikleri sürece…

Ben şimdi kendi kendime şunları söylüyorum: “Ah benim aptal kafam! Sen git Muhafazakar Çapkınlar kitabını bir sene önce yaz. Şimdiki aklım olsaydı bir yıl daha beklerdim. Son bir yılda daha neler gördüm neler!”

Bu durumda çok yakın bir zamanda ‘çapkınlarımızı’ yeni bir şekliyle yazıp yayınlamaya karar verdim. Hani ilk çıktığında bomba etkisi yaratmıştı ya, şimdi de atom bombası etkisi yaratalım diye düşündüm.

Sebebine gelince de, gördüklerimden artık tiksinmeye başladım. Ama gene de asla erkek düşmanı değilim. Sadece ve sadece erkeklerin doğasına işlemiş olan, kadını et ve kemikten ibaret, her zaman kolayca ulaşabilecekleri, satın alabilecekleri bir obje olarak görme tavrından nefret ediyorum.

“Bu kavram karmaşası değişir mi, değişirse ne zaman?” sorusuna da açıkçası cevap veremiyorum. Erkeklerin kadınlara bakış açıları o kadar sıradan ve basit ki, bunu hangi insanlık ve değer yargılarına sahip bir yürek kaldırır diyorsunuz kendi kendinize. Fakat maalesef öyle yürekler var ki kaldırıyor.

Ben bu konuda hiç taviz veremiyorum. İsterse karşımdaki mevkili bir insan olsun, kadınlarla alakalı en ufak bir olumsuz yorumda pat diye bozuveriyorum. Hep söylemiş olduğum gibi yıllardır erkek masalarında oturuyorum. Ufak bir açıklama yapmak istiyorum ki yanlış anlaşılmasın. Çünkü insanların bir kısmı hemen yakıştırıveriyor “Senin erkek masalarında ne işin var?” diye… Ben uzun yıllardır erkeklerin yaptığı işi yapıyorum ve yoğun çalışma hayatımın içerisinde sürekli erkeklerle çalışmak durumundayım. Bu yüzden onları çok iyi tanıyor ve gözlemliyorum.

Hiç alkol kullanmadım; ama alkollü ortamlarda bulunuyorum, iş yemekleri, davetler…

Ve insanların biraz çakır keyif olduklarında nasıl değiştiklerini çok iyi biliyorum. Bilinç altındaki o farklı kişilikleri hemencecik ortaya çıkıveriyor. Ben de yıllardır insanları gözlemlediğim için, daha doğrusu o ortamlarda seyirci olmaktan başka bir şansım olmadığı için tüm bu yazdıklarımı görmekten ve seyretmekten başka ne yapabilirim ki!

Evet, o kadar erkek yanımda karılarını aldatmıştır ki, ben bir erkeğin karısını veya sevgilisini  aldatma tarzını ezbere biliyorum. Yaptıklarına nasıl kılıflar uyduruyorlar, aldattıklarında nasıl konuşurlar, nasıl davranırlar hepsini öğrendim.

Geçen günlerde dört iş adamıyla birlikte, bir iş konusunu görüşmek üzere oturuyorduk. Masadaki dördüncü erkek misafirimiz gayet efendi bir insan, sakin bir beydi. Masadaki çok kadınla evli olmayı ve kadınlarla gönül eğlendirmeyi meziyet bilen bir kişiliğe sahip bey ona “Ya, kaç çocuğun var?” diye sordu. Aldığı “Dört” yanıtı üzerine bizimki hemen atladı: “İlk hanımdan mı? İkinci hanımdan mı?” Ve ardından da kahkahayı patlattı. O an içimden kalkıp adamı paralamak geldi; ama hanımefendiliğimizi bozmayalım dedim. Ancak daha fazla sabredemedim ve kötü kadın Müzeyyen misali kim olduğunu hiç umursamadan aynen şöyle çıkışıverdim:
“Bana bakın, benim yanımda kadınlar hakkında bir daha böyle konuşursanız çok fena olur. Kadınları erkek erkeğe sohbetlerinizde zaten aşağılıyorsunuz; hiç değilse bir kadın yanında saygılı olmayı, adam gibi davranmayı bilin!”

Evet beyler, yüzde yüzünüz olmasa da, en az yüzde doksan sekisiniz kadınları bir birey olarak görmüyorsunuz. Masa sohbetlerinde birbirinize kadın yakıştırıp yardım ve yataklık ediyorsunuz. Evdeki gül gibi eşlerinizi, ailelerinizi aldatmaktan hiç ama hiç çekinmiyorsunuz. Ve en önemlisi de hiç ama hiç vicdanınız sızlamıyor. Biriniz birlikte olduğu kadından söz ederken, ondan sanki bir pasta dilimiymiş gibi bahsediyor. Lütfen bunları beylerimiz hakaret olarak kabul etmesinler. Gerçekten karşıdan baktığınızda o kişilik sahibi insanların kendilerini ucuzlatma şekilleri ve ailelerini aldatma biçimleri insana acı veriyor.

Tabii kabul ediyorum, bu arz-talep meselesi. Kadınlar buna zemin hazırladığı sürece bunun önüne geçmek mümkün değil. Kadının erkeğe muhtaçlığı üzerine yapılanmış bir kültürün çocuklarıyız biz. Bu yüzden her zaman dediğim gibi, aman hanımlar lütfen çalışalım ve kendi ayaklarımızın üzerinde duralım. Duralım ki onurumuzu ve şerefimizi muhafaza edebilelim.

Çalışalım; ama havalara da girmeyelim, haddimizi tabii ki bilelim.

Erkek erkektir, kadın kadındır ve eşitlik olamaz; ancak adalette eşitlik sağlanabilir. Kadın ve erkek arasında eşitlik savaşı verilecek yerde insanlık savaşı verilmeli. Çünkü kadınların erkeklerin gözündeki yeri insanlık adına bir ayıptan ibarettir.

İkisini de yaratan Allah, iki cins de insan… Gelin beyler, kadınlara, onlar size sırnaşsa da insanlık adına insan gibi davranın. Unutmayın ki tarih tekerrürden ibarettir. Hepinizin evladı var, karısı var ve paranızla hovardalıklarınıza alet ettiğiniz kadınların da anneleri ve babaları var.

Evet, yakında çıkacak yeni kitabımızda bunlardan bol bol söz edeceğiz. Bana şöyle söyleyenleri duyar gibi oluyorum: “Bunları düzeltmek sana mı kaldı?” Ben bir şeyleri düzeltmenin peşinde değilim; böyle bir gücüm olmadığını da biliyorum. Sadece gördüklerimi ve bildiklerimi yazıyorum o kadar…

Unutmayalım ki temel değerlerimize sahip çıkamadığımız sürece mutlu olamayız.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız