Millet 28 Şubat’ların yaşanmasına bir daha müsaade etmeyecek

0
257

 

 

TYB İstanbul Şubesince düzenlenen “Kadın Yazarların Gözüyle 28 Şubat” panelinde konuşan Demet Tezcan, “İnanıyoruz ki bu millet bir daha asla böyle günlerin yaşanmasına müsaade etmeyecek” dedi.

 

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesince düzenlenen “Kadın Yazarların Gözüyle 28 Şubat” panelinde konuşan Demet Tezcan, Yeşim Tonbaz, Gülşen Özer Demirkol ve Gülcan Tezcan 28 Şubat sürecine tanıklıklarını anlattı.

 

Sultanahmet Kızlarağası Medresesinde gerçekleştirilen etkinliğe katılan yazar Demet Tezcan AA muhabirine yaptığı açıklamada panelin önemine değinerek, “Miletin manevi değerlerine kastetmiş, bin yıllık bir kini kuşanmış bir sürecin 19. yılındayız. Bu süreç bize zulüm ile abad olunmadığını gösteriyor. İnanıyoruz ki bu millet bir daha asla böyle günlerin yaşanmasına müsaade etmeyecek” dedi.

 

Tezcan toplumsal hafızanın normalleşmeyi çok çabuk kabul ettiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Gelecek nesillere ibret olması açısından bu süreci toplumun hafızasına kaydetme gayreti içinde olacağız. Toplum, Türkiye’nin dününü hep bu günlermiş gibi kabul ediyor, bu baskılar, zorbalıklar hiç yaşanmamış gibi kabul ediyor. Toplumsal hafıza bu konuda çok zayıf olduğu için biz de elimizden geldiğince böyle paneller, konferanslar, kitaplar, röportajlar aracılığıyla 28 Şubat’ta yapılan zulmü hatırlatacağız. Kadın kimliği 28 Şubat sürecindeki en büyük mağdurdu. 28 Şubat 1997 günü Milli Güvenlik Kurulunca ‘PKK artık bu ülke için tehlike değildir, baş tehdit irticadır’ kararı alındıktan sonra özellikle Müslüman kesime yönelik, inançlara, değerlere yönelik topyekün bir savaş ilan edildi ve bunu yaparken de ‘gerekirse silah bile kullanırız’ dediler.

 

28 Şubat’ta birçok alakasız vakıf ve dernek baskına uğradı. Aralarında esnaf ve hemşehri dernekleri vardı. Binlerce insan aileleriyle birlikte cezalandırıldı. Başörtüsüyle, vergi dairelerine, fakülte hastahanelerine bile giremiyordunuz. Okullarda öğrencisi öğretmeni her yaştan insan terörle mücadele tarafından sorgulandı. Postmodern darbe sürecinde mağdur olanlar bugün hala gidip davacı olabilir. Sendikalar, sivil toplum örgütleri tarafından mağdur edilenler de gitsin onları şikayet etsinler. Bu ülkede paşaların yargılandığı günlere geldik, edebiyatsa edebiyatını yapmaya devam edelim. Hafızamızı taze tutmazsak geleceğimizi biz belirleyemeyiz.”

 

Panelde konuşan yazar Yeşim Tonbaz da “Özellikle gençler bu süreci hiç bilmiyorlar. Bizler bu süreci trajikomik taraflarıyla da işleyerek verebilir, özellikle sinema diliyle olanları anlatabiliriz. İnsanlara ulaşmanın, yaşananları aktarmanın en güzel yollarından biri de sinemadır” dedi.

 

Tonbaz, “Sürece dair toplumsal farkındalık yeterli değil, gençler bu süreci bilmiyor, mağdurlar ise o süreci unutmak istedikleri için bunu sonrakilere anlatmadılar. Bizim derdimizi bizden başka kimse anlatamaz, kendi çocuklarımız bile. Herkesin yaşadığı bu mağduriyet sürecini anlatması gerekiyor” diye konuştu.

 

Yazar Gülcan Tezcan ise güvenlik güçlerinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde terör örgütü PKK’ya yönelik yaptığı operasyonlara karşı devleti suçlayan “Akademisyen Bildirisi”ne değinerek, “Akademisyen camiası 28 Şubat sürecinde üniversitede başörtülülere zulüm uygulanırken destek olmamışlardı. Biz kimsenin yaşam tarzına müdahalede bulunmadığımız halde, en temel özgürlük hakkımızdan mahrum bırakıldığımız halde direnişimize destek bulamadık” ifadelerini kullandı.

Gülşen Özer Demirkol da darbe sürecinde yapılan haksızlıkların etkisinin hala sürdüğüne vurgu yaparak, “28 Şubat nihayete ermiş bir süreç değil, başörtü sorunu görünmüyor ancak açılan yaralar henüz kapanmış değil. O dönemde hukuksuz olarak yapılan işler düzeltilmiş değil” dedi.

 

Panel moderatörü Fatma Gülşen Koçak ise etkinliği 28 Şubat’ı kadın gözünden aktarmak üzere düzenlediklerini vurgulayarak, “Eğer biz şu an başımız kapalı şekilde çalışabiliyor, sinemada, tiyatroda, sosyal hayatta başörtümüzle yer alabiliyorsak bu 28 Şubat’ta mağdur olan ve o dönemde örtüsünden vazgeçmeyerek bu dayatmaya karşı duran insanlar sayesindedir” değerlendirmesini yaptı.

 

AA

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız