Kelin Mahmutu Olsa Tutar Kendi Okuluna Müdür Yapardı

0
312

M ünir Özkul’u severiz; çünkü o, ne de olsa hepimizin vicdanıdır. Kelimelerle anlatamadığımız şeyleri duruşuyla, bakışıyla, elini kasketine götürüşüyle anlatıverir hemen. Yani bir gerekliliktir Münir Özkul’u sevmek, bir ahlaki sorumluluktur. Benim yaşadığım çocukluk dünyasında kutsal kitabın dışında bugünkü gibi ahlakın basılı kitaplar olduğu yoktu. Babam gece yarısı ile şafak vaktinin vardiyasında ekmeğimizi bekleyip dururdu. Annem gece gündüz habire şehrin kirlerini temizlemek için uğraşırdı giysilerimizden. Siyah-beyaz televizyon ve yazlık sinemaların gölgesinde büyüklerimizin sözcüsü olarak bir tek o göz kulak olucu, Münir amcamız kalırdı geriye. Hayatın çeşitli durumları karşısında tebdili kıyafet edercesine, bazen bakkal, bazen turşucu, kimi zaman kahya ya da bahçıvan olarak çıkardı karşımıza.
Yediden yetmişe Türk milletinin Münir Özkul tiplemesini bu denli çok …

 

HÜSEYİN AKIN
huseyinakin@yahoo.com

 

Münir Özkul’u severiz; çünkü o, ne de olsa hepimizin vicdanıdır. Kelimelerle anlatamadığımız şeyleri duruşuyla, bakışıyla, elini kasketine götürüşüyle anlatıverir hemen. Yani bir gerekliliktir Münir Özkul’u sevmek, bir ahlaki sorumluluktur. Benim yaşadığım çocukluk dünyasında kutsal kitabın dışında bugünkü gibi ahlakın basılı kitaplar olduğu yoktu. Babam gece yarısı ile şafak vaktinin vardiyasında ekmeğimizi bekleyip dururdu. Annem gece gündüz habire şehrin kirlerini temizlemek için uğraşırdı giysilerimizden. Siyah-beyaz televizyon ve yazlık sinemaların gölgesinde büyüklerimizin sözcüsü olarak bir tek o göz kulak olucu, Münir amcamız kalırdı geriye. Hayatın çeşitli durumları karşısında tebdili kıyafet edercesine, bazen bakkal, bazen turşucu, kimi zaman kahya ya da bahçıvan olarak çıkardı karşımıza.
Yediden yetmişe Türk milletinin Münir Özkul tiplemesini bu denli çok sevmesi tesadüfle geçiştirilemeyecek kadar ciddi olmalıdır. Hile ve yolsuzluğun bin bir çeşidini bilen, hayali ihracattan, kara para aklamaya kadar her türlü sahteliği denemekten kaçınmayan yurdum insanının Münir Özkul sevgisiyle dürüstlüğe susamışlığı arasında hiçbir yana sapmadan direkt bağlantı kurulabilir. Evet, Münir Özkul bizim adam oluşumuz ve dönüp dolaşıp kendimize gelişimizdir.
Özkul’un filmlerindeki replikleri toplayıp derlediğimizde bile esaslı bir ‘Kişilik oluşturma rehberi’ çıkar. Dürüstlüğün sözcüsü ne gariptir ki her zaman yoksullardır. İşte ‘Bizim Aile’ filminden bu konuda çarpıcı bir örnek:

“Yaşar usta- Saim beyi görecektim.
Sekreter – Randevunuz var mı?
Yaşar usta- Yok. Ama Yaşar Usta derseniz beni kabul eder. Çok önemli.
Sekreter – Hiç sanmıyorum ama bir sorayım. (telefonda) Saim bey, Yaşar Usta diye biri sizinle görüşmek istiyor. Peki efendim. (Yaşar Usta’ya) sizi bekliyorlar, buyurun. (içeri girer)
Saim bey- Söyle ne istiyorsun?
Yaşar usta – Bak beyim, sana iki çift lafım var. Koskoca adamsın. Paran var, pulun var, her şeyin var. Binlerce kişi çalışıyor emrinde. Yakışır mı sana, ekmekle oynamak. Yakışır mı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak. Ama nasıl yakışmaz. Sen değil misin öz kızına bile acımayan, bir damlacık saadeti çok gören. Anlamıyor musun beyim, bu çocuklar birbirini seviyor. Ama ben boşuna konuşuyorum. Sevgiyi tanımayan adama sevgiyi anlatmaya çalışıyorum. Hıh!.. Sen büyük patron, milyarder, para babası, fabrikalar sahibi Saim bey. Sen mi büyüksün. Hayır ben büyüğüm, ben, Yaşar Usta. Sen benim yanımda bir hiçsin, anlıyor musun, bir hiç! Gözümde pul kadar bile değerin yok. Ama şunu iyi bil, ne oğluma ne de gelinime hiç bir şey yapamayacaksın.  Yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi. Çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız. Bizler birbirimizi seviyoruz. Biz bir aileyiz. Biz güzel bir aileyiz. Bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun. Dokunma artık aileme. Dokunma çocuklarıma. Dokunma oğluma! Dokunma gelinime! Eğer onların kılına zarar gelirse ben, ömründe bir karıncayı bile incitmemiş olan ben, Yaşar Usta, hiç düşünmeden çeker vururum seni. Anlıyor musun? Vururum ve dönüp arkama bakmam bile. (çıkar)”

Adalet ve dürüstlüğü, harbilik ve dobralığı bu repliklerden daha güzel anlatacak çağdaş bir ahlak erine ya da kürsü adamına rastladınız mı hiç? Ne yalan söyleyeyim ben çok nasihat eden, telkin veren gördüm; ama böylesi bir toklukla söyleyenine hiç tanık olmadım.

Aç Varsılların Tok Yoksullar Önünde Dize Geliş Hikayesi…

Münir Özkul varoşların gözü tok yoksulunun simgesidir. Aç varsılların tok yoksullar önünde dize gelişinin hikâyesini anlatır bize. Beş ayrı “Hababam Sınıfı” filminde oynadığı “Kel Mahmut” rolüyle sadece okul müdürlerini yüksek bir sempatiyle temsil etmekle kalmadı, aynı zamanda kelliğe apayrı bir sevimlilik kattı. Kel olmasına keldi müdür Mahmut; ama o sadece kafa keliydi, düşünce kelliğine hiçbir zaman düşmemişti. Sevgi ve şefkatten kopmuş katı bir disiplin anlayışını yüzümüze vururcasına eleştirdi. Hiç birimiz alınganlık göstermedik onun yargılamalarından. Öğrencilerine tek ayak üzerinde durma cezası verirken de, yemek öğünlerini keserken de hep babalık dairesi içerisinde kaldı. Onun için hiçbirimizin içinden Kel Mahmut’a kızmak geçmedi. Bütün öğrencilerin nihayetinde okul psikolojisi etkisinde kalan özü temiz gençler olduğunu belleklerimize yerleştirmeye çalıştı. Yaramazlık, haylazlık ve muzipliklerin aslında kendini bir türlü yenilemeyen tekdüze eğitim sistemimizin tezahürü olduğu ancak bu kadar güzel anlatılabilidi.

Seksenli yıllarda liseyi bitirmiş biri olarak, okul müdürümün Kel Mahmut gibi bir adam olmasını inanın ne kadar çok isterdim. Gerçi benim mezun olduğum okulun müdürü de keldi; ama bu kellik sadece saçtan ibaret değildi, aynı zamanda düşünce kelliğine kadar uzanıyordu. Hiç unutmuyorum, bir keresinde Hababam sınıfından etkilenmiş olmalı ki, bir davranışımızdan dolayı bize kızmış ve tek ayak havada kalma cezası vermişti. Bizim tınmadığımızı görünce bu kez hızını alamamış, iki ayak havada duracaksınız, yoksa yakarım, diye bizi iki ayak üzerinde boşlukta durdurmak için yapmadığını bırakmamıştı. İşte o gün bugündür ayaklarımın yere basmaması bundandır! Şayet benim de dağılacak kadar saçı ve yaşaracak kadar gözü olan bir lise müdürüm olsaydı kim bilir şimdi hangi vadilerde olurdum.

Ahmet yoksul mu yoksul bir köylü çocuğudur. İstanbul’a yeni gelmiştir. Okuyacak maddi imkânı yoktur. Mahut hoca Ahmet’i tuttuğu gibi paragözlülüğü ile tanınan müdürün yanına götürür. Ahmet’in bedava okutulmasını ister. Müdür tam bir tüccar gibi konuşur: “Katiyen olmaz! Bu dükkan nasıl dönüyor biliyor musun sen Mahmut hoca?” diye çıkışır. Mahmut hoca altta kalır mı hiç. Tam kendinden beklenecek şekilde bir cevap verir: “Ben tüccar değil, eğitimciyim!” diye suratına çarpar sözü. Bu sadece bir cevap değil, aynı zamanda tesiri yıllar boyu devam edecek bir tokattır. Münir Özkul filmlerini komedi niyetine izleyenler böyle bir söz karşısında sadece tokat yemekle kalırlar; ama testiyi kırma dikkatsizliğinden de vaz geçemezler. İçinde Münir Özkul’un bulunduğu hiçbir film komedik vurguya istinat etmez. Mizah ve gülmecenin sıradan ucuz bir unsuru olamaz.

Münir Özkul Filmlerindeki Kavga Soslu Lezzetli Evlilikler
Münir Özkul’u kendine yakışan diğerleri gibi (Adile Naşit, Kemal Sunal vb.) unutulmaz kılan, yaşananla oynanan hayat arasında mesafeyi yok denecek kadar kısa tutmasıdır. Öylesine sahici oynar ki rolünü, ha perdede olmuş ha reel hayatta artık fark etmez. Tiyatroya ilk atıldığında da tiyatrocu olduğunun farkında değildir. Her şey Yeşilçam’da asistanlık yapan bir arkadaşını ziyaret etmesiyle başlar. O sırada “Vatan ve Namık Kemal” filmi çekiliyor. Filmde asker rolünü oynayacak bir figürana ihtiyaç vardır. Tesadüf bu ya, Münir Özkul da üniformalı yeni bir askerdir. Bu figüranlık teklifini kabul eder Münir Özkul. Başarıyla oynar; daha sonra “Üçüncü Selim’in Gözdesi” ve “Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan” filmlerinde aldığı rollerle göz doldurur. Burhan Felek’in yazdığı Edi ile Büdü  filminde bu başarısı devam eder. Sinema otoritelerinden asıl notu “Halıcı Kız” filminde gösterdiği performansla almıştır. Haldun Taner bu filmdeki başarısından sonra “O güne kadar şeytan tüylü, sahneyi ısıtan sevimli bir oyuncu bellenen Münir’in derinlemesine boyutu meydana çıktı.” diyerek  zarını Münir Özkul için atmıştır.

Münir Özkul filmleri çözülmeye dönük Türk aile yapısını yeniden toparlayıp, dinamizm kazandıracak bir etkiye sahip. Aile içi yaraların sabır merhemiyle iyileştirilebileceğini ve her uyumlu birliktelik gibi evliliğin de ‘kavga sosu’ olmadan lezzet kazanamayacağını bu filmleri izledikten sonra anlıyoruz. Daha da önemlisi, Münir Özkul bizlere sıradanlaştırıp alışkanlığa dönüştürdüğümüz için saadetini görme körlüğü yaşadığımız aile sıcaklığını yeniden hissettiriyor. Sevgi ile otoritenin, hoşgörü ile disiplinin nasıl bir araya gelip izdivaç yapabileceklerini anlatıyor imkanını sunuyor. İşte odamızın duvarlarını ısıtacak mutluluk çerçevelerine eş Münir Özkul filmlerinden bazıları: Aile Pansiyonu, Fakir Bir Kız Sevdim, Dostlar Sağ Olsun, Gelin Ayşem, Evli mi Bekar mı, İnatçı Gelin, Çifte Tabancalı Damat, Nilgün, Kezban, Sevgili Babam, Sevdalı Gelin,  Fakir Kızı Leyla, Berduş Kız, Küçük Hanımefendi, Yavrum, Hayat Sevince Güzel, Sev Kardeşim, Çulsuz Ali, İşte Hayat, Bizim Aile, Aile Şerefi, Cennetin Çocukları, Bizim Sokak, Şaşkın Gelin, Çalınan Hayat, Ana Kucağı, Babalar da Ağlar, Dar Alanda Kısa Paslaşmalar…

Son Bir Not: Özelikle evlenip yeni bir yuva kurmaya niyetlenenler ve “Artık yapamıyoruz; bu iş burada biter” diyerek evliliklerini noktalamak üzere olanlar erken karar vermeden önce bu filmlerden en az üç tanesini seyretmeliler. Hayat dediğimiz şey de film gibi bir seyir hali değil midir zaten. Haydi iyi seyirler!…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız