Bestelerini Duyamayan Müzisyen’in Muhteşem Başarı Öyküsü

0
403

Tarihin en önemli bestecilerinden biri olan Beethoven için "Müziğin filozofu" denir. Ancak pek çok üstün yetenekli kişinin aksine dahi çocuk yakıştırmaları atfedilmez kendisine. Öğretmenlerinin pek de memnun olmadığı bir öğrencilik devresi geçirmiş. Gençlik çağında da öyle kimselere benzemeyen, büyük adam olacağını alttan alta hissettiren bir havası olmamış hiç. Ona bestecilik öğretmekte olan Albrechts Berger'in kendisi için "Beethoven şimdiye kadar bir şey öğrenemedi. Bundan sonra da öğreneceği yok. Besteci olarak ben onda en küçük bir ümit dahi göremiyorum." dediği söylenir. Bu şaşırtıcı hallerin sebebi Beethoven'ın daha o zamanlarda peşinde koştuğu büyük hayallerin yanına öğretmenlerinin kolay kolay yaklaşamamalarıydı belki de…
Çocukluk çağlarında müzikli piyesleriyle tanınan Neefe'nin müzik eğitimi üzerindeki etkisi büyük oldu. Beethoven'in en fazla vakit geçirdiği bu hocası, onun dikkatini Bach'ın eserleri üzerine çevrilmesine ön ayak olur. Böylece Beethoven'in gerek tabiatı, gerekse besteciliğinin …

 

İRFAN YEŞİLAY
bilgi@gencgelisim.com

 

Tarihin en önemli bestecilerinden biri olan Beethoven için "Müziğin filozofu" denir. Ancak pek çok üstün yetenekli kişinin aksine dahi çocuk yakıştırmaları atfedilmez kendisine. Öğretmenlerinin pek de memnun olmadığı bir öğrencilik devresi geçirmiş. Gençlik çağında da öyle kimselere benzemeyen, büyük adam olacağını alttan alta hissettiren bir havası olmamış hiç. Ona bestecilik öğretmekte olan Albrechts Berger'in kendisi için "Beethoven şimdiye kadar bir şey öğrenemedi. Bundan sonra da öğreneceği yok. Besteci olarak ben onda en küçük bir ümit dahi göremiyorum." dediği söylenir. Bu şaşırtıcı hallerin sebebi Beethoven'ın daha o zamanlarda peşinde koştuğu büyük hayallerin yanına öğretmenlerinin kolay kolay yaklaşamamalarıydı belki de…
Çocukluk çağlarında müzikli piyesleriyle tanınan Neefe'nin müzik eğitimi üzerindeki etkisi büyük oldu. Beethoven'in en fazla vakit geçirdiği bu hocası, onun dikkatini Bach'ın eserleri üzerine çevrilmesine ön ayak olur. Böylece Beethoven'in gerek tabiatı, gerekse besteciliğinin temeli bu gençlik çağında atılır.
Beethoven'in kabiliyetini keşfeden ilk müzik öğretmeni Mozart'tır. Bir gün Beethoven evinde piyano çalarken Mozart onu odadaki dostlarına göstermiş, "Bu çocuğa dikkat edin." demiş, "Bir gün gelecek, bütün dünya ondan söz edecek."
Babası, Bonn'da kilise korosunun şefi olan Ludwig, daha yedi yaşındayken halk huzurunda konser verebilecek kadar yetiştirmişti kendisini. Beethoven, piyanonun başına geçtiği zamanlar her şey değişiyordu.
Beethoven, yirmi iki yaşında Viyana'ya yerleşti. Piyanoda gösterdiği başarı sayesinde Prens Carl Lichnowski ile eşinin de dikkatini çeker. Avusturyalı aristokratlar müziğe çok meraklıdılar. Asil karı-koca Beethoven'i evlerine alırlar ve kendileri  için çalışması karşılığında Beethoven'a yılda altı yüz florin ödemeyi önerirler. Yeni meskeni besteciyi sosyete dünyasıyla tanıştırsa da Beethoven, her şeyden çok yaratıcılığa önem veriyordu. Tek isteği güzel  eserler bestelemekti. Bu güzellik kaygısından olsa gerek ilk senfonisini ancak otuz yaşındayken besteleyebilmişti.
Sağır Besteci Beethoven Napolyon'a Hayran…
Beethoven, insanlığın kurtarıcısı, saltanatın düşmanı olarak gördüğü Fransız Komutan Napolyon Bonaparte'ye hayrandı. Bestelediği üçüncü senfoniyi ona ithaf etmeyi kararlaştırmıştı. Tam eserin müsveddelerini Paris'e göndermeye hazırlandığı sırada Napolyon'un fedakâr kahraman hüviyetinden sıyrılıp kendini imparator ilan ettiğini duyunca müthiş sinirlendi Beethoven. Öfkeyle senfoninin ithaf sayfasını yırttı ve üçüncü senfonisini Napolyon'a ithaf etmekten vazgeçti. Eserine "Eroica" (Kahraman) adını koydu ve "Vücudu hala yaşadığı halde ruhu çoktan ölmüş olan bir büyük adamın hatırasına hürmeten…" sözcüklerini ekledi.
Mozart'a müziğin şairi yakıştırmasını yapanlar, Beethoven için hiç çekinmeden müziğin filozofu demektedirler. Besteci "Kader" senfonisi adıyla anılan beşinci senfonisinde, felsefesini en ince noktalarına kadar anlatır. İnsanların kaderleriyle yaptıkları savaşın hikayesidir bu. Başlangıçta, insanoğlu kadere karşı açtığı savaştan galip çıkacak gibi görünmekteyse de, son zafer yine kaderin olacaktır.
Beethoven ile Goethe Buluşması
Beethoven'in hayatının en önemli olaylarından biri de onun ünlü şair Goethe ile tanışmasıdır. Besteci geçirdiği şiddetli bir sinir krizinden sonra dinlenmek, biraz da kendini toplamak için Teplitz'e gider. Burada ünlü şair Goethe ile karşılaşır. Hayli yaşlanmış olan ve asaleti her şeyden üstün tutan şair, genç besteci üzerinde derin bir iz bırakır. Teplitz'deki yaz tatili süresince  iki sanatçı sık sık buluşma fırsatını elde  ederler. Beethoven'in sağırlığı iki şöhretin rahatça konuşmasını önlese de birbirlerinden pek hoşlandıkları için sık sık ormanda yürüyüşe çıkar, bazen de hiç konuşmadan dakikalarca yürürler.
Duyulamayan Alkışların Verdiği Izdırap
Beethoven'ın sağırlık durumu önemli bir konudur. Sanatçı, hayatının ikinci verimli döneminden kısa bir süre önce sağırlığını fark etmeye başlamış ve işitme kabiliyetinin azalması hayatının son dönemlerine dek artarak devam etmiş. Sanatçı 1820'lerden itibaren artık hiç duymaz hale gelmiştir. Bu durum, Beethoven'ın zaten zor ve asi karakterini çok daha dramatik hale getirmiştir. İkinci dönem eserlerinde bir anlamda kahramanlık öğelerini kullanırken, bir yandan da yeni fark etmiş olduğu duyma kabiliyetinin azalması sanatçıyı derin karamsarlığa sürüklemiştir.
Eroica, bütün bu öğelerin bir araya gelmesiyle, Beethoven'ın kendi üslubunu ortaya koyduğu, gerçek anlamda geliştirdiği ilk eserlerinden biri olduğu için müzik tarihinde çok önemli bir yer tutar. Yine aynı eserin Napolyon'la olan ilişkisinden dolayı da siyasi tarihle ilginç bağlantıları söz konusudur.
Sağır olmasına rağmen üretmeye devam eden Beethoven, sağırlıkla besteciliğin  oluşturduğu tezat hakkındaki bir soruyu şöyle cevaplar: "Kalbim o kadar çok şeyle dolu ki, bazen sözcüklerin hiçbir öneminin olmadığını hissediyorum."
Çeşitli sıkıntılar ve artan sağırlık Beethoven'ın fazla çalışmasına imkan bırakmıyordu. Dokuzuncu senfonisini 1824'ten önce tamamlayamadı. Dokuz yıl süren ıstırap büyük bir neşe tufanıyla son buldu. Dokuzuncu senfonisi o güne kadar bir benzerine daha rastlanmamış, inanılmayacak derecede güzel bir eserdi. Beethoven, eserin son bölümüne ünlü Alman şairi Schiller'in "Neşeye Şarkı" isimli eserini de koro parçası olarak besteleyip eklemişti. Dokuzuncu senfoniyi dinleyenler kulaklarına inanamıyorlardı.
Bu muazzam eser, ilk defa 7 Mayıs 1824 tarihinde Viyana Kraliyet Tiyatrosu'nda çalındı. Kulakları artık adam akıllı sağırlaştığı halde besteci, eserinin idaresini başkasına bırakmak istememişti. Şef değneğini eline aldıktan sonra konseri başından sonuna kadar hiçbir aksaklığa meydan vermeksizin idare etti. Fakat konser bitip de halkın çılgınca alkışları salonu inletmeye başladığı zaman Beethoven, hayatının en acı dakikalarını yaşadı. Zavallı besteci, çevresinde olup bitenlerden habersizdi. Alkışlara karşılık olarak halkı selamlamasını ona işaretle anlatmaya çalıştıkları zaman da bestecinin üzüntüsü son haddini buldu. Dehşet içinde iki eliyle kulaklarını kapadı, hıçkıra hıçkıra ağlayarak salondan uzaklaştı.
Yaşadığı Devrin Besteciliği Üzerindeki Etkileri
Beethoven'in yaşadığı dönem (1770-1827), birçok yönden enteresan ve karmaşık bir dönemdir. Bir geçiş dönemine, birçok şeyin değişime uğradığı bir zaman aralığına düşer büyük bestecinin yaşamı. Beethoven'ın hayatı ve yaratıcılık kariyeri de yaşadığı dönemin şartlarını yansıtır.
Bu döneme baktığımızda, öncelikle 1789 yılında Fransız Devrimi'nin gerçekleştiğini görürüz. Devrim sürecinde Beethoven henüz 19 yaşında, genç bir bestecidir. Bütün Avrupa'ya etki etmiş olan Fransız Devrimi, doğal olarak, hassas bir kişiliği olan Beethoven'ı da yakından etkiler. Bu dönemin ardından Napolyon devri başlar ve bu şahsiyet önce Fransa'yı, ardından bütün Avrupa'yı etkisi altına alır. Söz konusu dönem, Beethoven'ın ikinci dönemine, gençlikten olgunluğa geçtiği döneme denk gelir.
Beethoven'ın verimli olduğu dönemlerin belirlenmesi, ölümünden hemen sonra müzik araştırmacıları tarafından yapılmış bir tasnife dayanır. İlk dönemi, yani gençlik yılları 1802'ye kadar olan sürece tekabül eder. 1803'ten 1812'ye kadar olan dönem bestekarın verimli döneminin ikinci safhası olarak tanımlanır. Son dönem ise 1813'ten, 1827'deki ölümüne kadar olan zamanı kapsar.
Beethoven'ın hayatına bakıldığında, birinci dönem Fransız devriminin etkilerini taşır. Çok genç yaşta devrimden hatırı sayılır şekilde etkilenmiştir ve bu etkiler kariyerinin devamında da önemli rol oynar. İkinci verimli döneminde, sanatçının bir anlamda Napolyon'un etkisiyle kahramansı öğelerin ön plana çıktığı eserler bestelediği görülür. Napolyon'dan söz ettiği eserlerinden biri üçüncü senfonisidir. Toplam dokuz senfonisi bulunan Beethoven'in "Eroica" (Kahramanlık) başlıklı bir eseri,  kariyeri içerisinde önemli bir yere sahiptir.  Eroica'nın Napolyon Bonaparte ile bağlantısı tartışma konusu olmuştur. Bestecinin,   eseri başlangıçta Napolyon'a ithaf etmişken, Napolyon kendini imparator ilan ettiğinde, zaman içinde onun bir kahraman değil de bir zalim olma yolunda yol alan biri olduğunu görerek bu ithafı sildiği söylenir.
Beethoven'ın Napolyon'a ithaf edilmek üzere bir senfoni bestelemek amacıyla mı yola çıktığı, yoksa daha sonradan gelişen hayranlığından dolayı mı böyle bir ithafa karar verdiği de tartışma konusudur. İşin ilginç yanı, Beethoven'ın ölümünden sonra hayatını kaleme alan yazarlar da kendi aralarında farklı düşünürler. 1838 yılında "Beethoven Üzerine Bibliyografik Notlar" adlı bir kitap yayınlayan Ferdinand Ries, Beethoven'ın, Napolyon onuruna bir senfoni bestelemek istediğini yazar ve kendisinin besteciye Napolyon'un imparator ilan edildiğini ilk söyleyen kişi olduğunu, haberi verdiğinde de Beethoven'ın büyük bir öfkeye kapıldığını yazar.
Senfoninin ikinci bölümü bir ölüm marşıdır. Ölüm marşı, içinde kahramanlık duygusunu barındırır. Beethoven'dan sonraki 19. yüzyıl bestecilerinin de eserlerinde ölüm marşlarını yer yer görürüz. Ölüm marşının içinde kahramanlık öğesi barındığının söylenmesinin nedeni, bu marşın genellikle özel kişilerin cenazelerinde çalındığına şahit olmamızdır. Ölüm, aynı zamanda bir tür yalnızlığı ve kendini feda etme duygusunu içinde barındırdığından, çok daha dramatik bir anlam içerir. Beethoven aşağı yukarı aynı dönemde başka bir ölüm marşı bestelemiş ve "Bir Kahramanın Anısına" başlığını koymuştur. Beethoven'ın bu dönemden sonraki diğer senfonilerinde aşağı yukarı aynı üslup görülür.

 

Beethoven'dan Müzik ve Hayata Dair

< Müziğin bütün hikmet ve felsefelerden yüksek bir ilham olduğunu akıl edemeyen bir dünyayı hakir görüyorum.
< Asla şan ve onur için yazmayı düşünmedim. Yüreğimde olan şey dışarı çıkmak zorunda. Bunun için beste yapıyorum.
< Çocuklarınıza erdem aşılayın, sadece bu onları mutlu eder, altın değil.
< Müzik daha yüksek bir bilgi alemine açılan manevi bir giriş kapısıdır. Bu alem insanoğlunu tanır, bilir; ne var ki insanoğlu onu idrak edebilmekten mahrumdur.
< Gözlerimi açtığımda, gördüklerimin inancıma ters düşüşü karşısında derin bir iç çekmem, müziğin aklın ve felsefenin ötesinde bir tecelli olduğunu bilmeyen dünyayı ise hor görmem gerekir.
< Müzik erkeklerin gönlüne ateş düşürmeli, kadınların ise gözlerinden yaş getirmelidir.
< Kendi hatalarını kendine atfetmekten daha dayanılmaz bir şey yoktur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız