Kazanmanın Sırrı “ÖHÖ” Demekten Geçer

0
590

Vaktiyle saf bir derviş, “Madem Cenab-ı Rabbül Alemin cümle canlının rızkına kefildir, öyle ise ben, şu caminin bir köşeciğinde tüm vaktimi ibadetle geçireceğim. Hiçbir iş yapmayacağım, nasıl olsa rızkım ayağıma gelir” demiş ve kendisine münasip bir köşe bulup, postu sermiş.

Bir gün, iki gün, üç gün… derken, şadırvandaki sudan başka boğazından lokma geçmemiş. Biçarenin midesi sırtına yapışmış, artık ne elinde, ne dizinde ne de dilinde, mecal kalmamış. Bir gün cemaatten hayırsever bir adam, koca bir tepsiyi silme börek doldurup camiye gelmiş. Çoluğa çocuğa, düşküne fakire, etrafta kim varsa böler bölüştürür, verirmiş. Köşesinde iki büklüm, tesbih böceği gibi büzülüp kalmış olan derviş, üzerinde dumanı tüten börek tepsisini görmüş ama, hayırsever adam dervişi görmemiş. Ne yapsın zavallı, büzüştüğü yerden, “öhö öhö de öhö” diye bir işaret vermiş. Sesi duyan adam, tepsinin dibinde kalan üç beş parça böreği de dervişe uzatmış. Derviş, bir yandan börekleri yiyor, bir yandan da kendi kendine söyleniyormuş:

“Hey benim yüce Rabbim. Rızık gönderiyorsun göndermesine de, illa bi öhö dedirteceksin yani.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız