UYGUN BAHANELERİN DEĞİL, UYGUN CEVAPLARIN İNSANIDIR

0
1058

UYGUN BAHANELERİN DEĞİL, UYGUN CEVAPLARIN İNSANIDIR

“Başarı, kişiliksiz bahanelerin değil, kişilikli cevapların ürünüdür.”

Niyazi F. ERES

Maksat bahane bulmak olunca akıl ve mantığın iflası kaçınılmazdır. Bazı insanlar sorular ve sorunlar karşısında ustaca bahaneler üretirken, bazı insanlar ise uygun cevapları bilgelikle ortaya koyarlar.

Başarıya ulaşmak ve bunu yeni başarılara yelken açmak için bir basamak yapmayı arzu eden insan, bahaneler üretmek yerine çalışmayı, yeni şeyler üretmeyi kendine ilke edinmiştir. Günübirlik başarıların peşinde bahaneler üretmeden, büyük başarılar peşinde ve uygun cevaplarla ilerler. Tabiri caiz ise, başarının sütüne su karıştırmaz, malzemeden çalmaz… Dolayısıyla da bahaneler öne sürmek zorunda kalmaz.

Bahaneler üretmek ve bunu alışkanlık haline getirmek, bir süre sonra haddi de aşmaya sebep olur. Burada haddini bilmek önemli bir unsur olarak karşımızda durur. Haddi aşarak aksaklıklara sebep olmak, sınırlarımızı aşarak başka sınırları ihlal etmek ve sonrasında bahaneler üretmek, başarının yoluna taş koymak olur.

Başarımızın rotasını uygun cevaplarla çizersek, doğru ve şaşmaz bir şekilde ilerleyebiliriz. Bahaneler hem üreticisinin hem de bu bahanelerden etkilenenlerin rotasını şaşırtır.

Bahane üretmek isteyen insan için neden bulmak hiç de zor değildir. Hatta bu bahanelerin seviyesi bile önemli değildir, sadece uygun olup olmadığı önemlidir. Bahane üretmeyi alışkanlık galine getirmiş insanlar, bahaneleri ustalıkla sanki doğru cevapmış gibi ortaya koyabilirler.

Başarısızlıklarımıza, haklı gerekçelerle olsa dahi bahane değil cevap üretmeliyiz. Ortaya koyduğumuz cevaplar, başarısızlığın kaynağına inmek için bir yol açacak ve bizi yeniden denemeye teşvik edecektir.

Akıllı insan her türlü bahane ve mazereti bir kenara bırakıp, ulaşmak zorunda olduğu sonucu elde etmek için uygun cevaplarla yolunu aydınlatır.

Konfüçyus, bir işi doğru yapmanın üç yolu var der: “Birincisi akıl yürütmek, ikincisi benzetmek, üçüncüsü tecrübe ile…”

Akıl yürütmek insanı bahaneler değil cevaplara götürür. Uygun cevaplar yerine bahane üretmenin kolaylığına alışan bir insan, sadece göz boyayan küçük sonuçlara ulaşabilir. Ancak bir süre sonra maskesi düşer ve gerçek yüzü ortaya çıkar.

Bahaneci insanlar biraz da mızmızdırlar. Fakat şu bir gerçektir ki bu metotla ancak bebekler ve küçük çocuklar istediklerine ulaşabilirler. Yetişkin hayatında, ağlayıp sızlamak, sürekli, bahaneler üretmek kişiye hiçbir şey kazandırmaz.

Uygun cevapların insanı başarı üretir. Zamanını bahane üretmeye harcamak yerine başarı üreterek, kendi yetenek ve potansiyeli doğrultusunda yeniliklere, gelişmelere doğru ilerleyerek değerlendirir.

Bahaneler ilk başlarda hızlı kaçış ve ikna metodu gibi görünse de, bir süre sonra insanın ayaklarına dolanır ve kişiyi engeller. Belirsizliği artırır. Bahaneler, başarıyı kesintiye uğratır. Bahane üreten insanlar, kendi hatalarını aramak ve düzeltmek zahmetine katlanmazlar. Onlar “ben elimden geleni yaptım, sorun ben değilim” savunmasını sık yaparlar. Bahaneler bazı insanlar için örf ve adet halini almıştır. Bahanelerin olduğu yerde çözümler, uygun cevaplar vs. de var olmakta zorluk çekerler.

Bahaneciler, saygısız bir şekilde bahanelerini gövde gösterisine dahi dönüştürüp, kendilerini başarısızlığın kurtarıcısı olmaya çalışıp ama olamayan bir kahraman gibi gösterebilirler.

Doğru cevaplar, çağdaş ve kalıcı çözüm önerilerinde bulunmak yerine gövde gösterisi yaparlar ve kendilerine kurnazca fırsatlar oluşturmaya çalışırlar. Bu ise, entrikalarla başarıya ulaşmaya çalışmanın rotasıdır.

Gerçek başarılar, entrikalardan uzak, uygun cevaplara yakın olmakla gelir.

Uygun ve doğru cevaplar, düşünmek, tecrübe etmek, verileri değerlendirmek, İrdelemek sonucunda ortaya çıkar. Uygun cevapların insanı kaçamak değil girişkendir.

Akıllı bir insanın davranışı; ait olduğu gurubun ve kendi hayatını daha iyi hale getirmeyi, gurupsal ve ferdi başarılara ulaşılabilirliği engelleyecek bahaneler yerine cevaplarla ve çözümlerle bunlara ulaşılabilirliğe hizmet eder.

Bahaneler üretmek her kanalda tıkanıklığa sebep olur. Uygun cevapların aydınlattığı, ortaya koyduğu, gelişme fırsatı sunduğu şeylerin tıkanmasına ve gelişimlerinin durmasına sebep olur. Bunlar; ekip ruhu, iletişim ve ilişkiler, bilgi ve veri kanalları, değerlendirme kanallarıdır. Bunlarda oluşabilecek herhangi bir tıkanıklık kriz getirecektir. Krizin önlenmesi ise, uygun cevapların bulunmasına bağlıdır.

Başarısızlığa bahane üretmenin üzerine sportif bir örnek verelim: 80’li yılların başlarında futbol milli takımımız, bugünkü gibi iyi sonuçlar alamıyordu. Maçların büyük çoğunluğu farklı mağlubiyetlerle, hezimetlerle sonuçlanıyordu. Dönemin teknik direktörünün her maç sonunda klişeleşmiş açıklamaları ve bahaneleri hala hatırlanır. “Yenildik ama ezilmedik.” Tesislerin yetersizliğinden malzeme eksikliklerinden vs. şikâyetle bahaneler üretilirdi.

Bunların nasıl düzeleceğinin cevabı ve çabası yoktu.

Başarılı insanın cevap dağarcığında bu tür ifadeler asla bulunmaz. “Ancak, yenildik fakat bir daha ki sefere galip gelebilmek için eksiklerimizi görüp gidereceğiz” şeklinde bir cevap verir.

Öğrencilik yıllarımdan hatırladığım bir klasik de; “elektrikler kesildi öğretmenim…” ile başlayan cümlelerdir.

Bahaneler, yalanla gerçeğin karıştırılmasına, birbirinden ayırt edilmesinin zorlaşmasına sebep olurken, uygun cevaplar net ve doğrudur.

Bahaneciliğin kişinin kendisi üzerinde yan etkiler:

  • Tembellik.
  • Yalancılık.
  • Fitnecilik.
  • Riyakârlık.
  • Fesatlık.
  • Kıskançlık.
  • Başarısızlık.
  • Günübirlik başarılara meyletmek.

Bahaneciliğin kişiler ve çevre üzerindeki yan etkileri:

  • Motivasyon bozukluğu.
  • İletişim aksaklıkları.
  • Ekip ruhunun bozulması.
  • Başarısızlıkların sebeplerinin zamanında görülememesi.
  • Hedefe ulaşmada gecikme ya da hedeften uzaklaşma.
  • Güven ortamının bozulması.
  • Önlemlerin gecikmesi.

Uygun ve doğru cevapların etkileri:

  • Özsaygı – özgüvenin sağlanması ve artması.
  • Motivasyonun artması.
  • Ekip ruhunun gelişmesi.
  • Başarısızlıkların sebeplerinin net olarak görülmesi ve aksaklıkların zamanında giderilmesi.
  • Hedeflere odaklanma.
  • İletişimin ve ilişkilerin gelişmesi.
  • Güven ortamının gelişmesi.

Bahaneler üretmek, “ama” ların kölesi; uygun yanıtlar üretmek, “bir daha ki sefere” lerin efendisi olmak demektir.

Yazan: Niyazi Fırat Eres

www.gencgelisim.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız