Erkek Beyni Düşünür, Kadın Beyni Hisseder

0
322

Öğrenme farklılıkları, ilgi alanları, düşünme ve davranış değişiklikleri nereden kaynaklanıyor? Bayanların bir araya gelerek sohbet etme, erkeklerin halı sahada maç yapma istekleri; bayanların  romantik, erkeklerin korku ve macera filmlerini tercih etmeleri; okul yıllarında erkeklerden oluşan sınıfların “Hababam” sınıfına dönüşmesi, evde annelerin ortalığı yatıştırma ve idare etme çabaları yanında babaların dominant tutumları ister istemez kadın ve erkek beyni farklı mı diye düşündürüyor.
Bilim adamları son yıllarda gelişen beyin görüntüleme sistemleri sayesinde araştırma bulgularına her geçen gün yenilerini ilave ederek beynin bilinmeyenlerini keşfediyorlar. Kadınların ve erkeklerin hissetme, tutum, davranış ve düşünce farklılıklarının beynin biyolojik yapısından mı, yoksa kadın ve erkeklerin toplumdaki sorumlulukları, görevleri …

 

 

BELGİN ÖĞREK
belginogrek@hotmail.com

 

Öğrenme farklılıkları, ilgi alanları, düşünme ve davranış değişiklikleri nereden kaynaklanıyor? Bayanların bir araya gelerek sohbet etme, erkeklerin halı sahada maç yapma istekleri; bayanların  romantik, erkeklerin korku ve macera filmlerini tercih etmeleri; okul yıllarında erkeklerden oluşan sınıfların “Hababam” sınıfına dönüşmesi, evde annelerin ortalığı yatıştırma ve idare etme çabaları yanında babaların dominant tutumları ister istemez kadın ve erkek beyni farklı mı diye düşündürüyor.

Bilim adamları son yıllarda gelişen beyin görüntüleme sistemleri sayesinde araştırma bulgularına her geçen gün yenilerini ilave ederek beynin bilinmeyenlerini keşfediyorlar. Kadınların ve erkeklerin hissetme, tutum, davranış ve düşünce farklılıklarının beynin biyolojik yapısından mı, yoksa kadın ve erkeklerin toplumdaki sorumlulukları, görevleri, yeteneklerine dair inançları, yetiştirilme tarzlarından mı kaynaklandığı konusu beyinle ilgili bilimsel araştırmaların merkezinde yer alıyor.

Buradaki amacım, bilimsel bir yazı yazmaktan ziyade, farklılıklara ve bu farkların aslında nasıl bir denge yarattığına dikkati çekmektir. Aşağıda derlenmiş olan bulgular, kesinlikle bir beynin diğerine göre daha iyi olduğu anlamına gelmez. Ayrıca bunlar genellemelerdir. Genellemelerin dışında kalan çok sayıda kadın ve erkek olduğunu unutmamak gerekir.

Dengeyi Sağlayan Farklılıklar

Hem erkek hem de kız çocuğa sahip olan ebeveynler, her iki çocuklarına da aynı şekilde davrandıkları halde çoğu zaman onların arasında davranış ve tutum farklılıkları olduğunu görürler. Araştırmalara göre daha bebek anne karnındayken beyinde oluşan biyokimyasalların etkisiyle farklılıklar oluşmaya başlar.

Kız çocukları genelde yumuşak oyuncaklar ve bebeklere, erkekler ise araba, tren, uçak gibi hareket eden ve ses çıkaran oyuncaklara, legolara ilgi duyarlar. Kız çocukları genelde konuşmayı, şarkı söylemeyi, arkadaşlarıyla ve bebekleriyle oynamayı; erkekler ise koşmayı, atlayıp zıplamayı, boğuşmayı severler. Kızlar genelde oyuncak bebeklerine sarılır ve onları severler. Erkekler ise arabaların nasıl çalıştığını merak eder ve onları sökerler. Kızlar erkeklere göre konuşmaya daha erken başlar ve akıcı konuşurlar.

Kızlar genelde okuma yazmayı daha erken sökerler. Kompozisyon, anlatıma dayalı dersler ve yabancı dil öğrenmeye daha ilgili olurlar. Öğretmenlik, halkla ilişkiler, eğitmenlik, iletişim gibi konuşma yeteneğine dayalı sosyal alanlara duydukları ilgi erkeklerden daha fazladır.

Erkeklerin ise matematik, üç boyutlu düşünme, uzaysal algılama ve yön bulmaya daha yatkın oldukları görülür. Beden eğitimi dersi de en favori derslerin başındadır. Mühendislik, mimarlık, kaptanlık, rehberlik, dağcılık, pilotluk, profesyonel sporculuk gibi alanlara kızlara oranla daha çok ilgi duyarlar.

Kadınların konuşurken sağ ve sol beyin yarıkürelerinin ikisini birlikte kullanma, erkeklerin ise  genelde tek yarıküreyi daha baskın kullanma eğilimi gösterdikleri söylenir. Dolayısıyla  kadınlar bir durum hakkında konuşurken genellikle durum ile ilgili duygularını katarak konuşmaya yatkındırlar. Örneğin bir işe geç kalan erkek “Yolda kaza vardı. O nedenle geciktim” diyorsa, kadın “ Yolda çok feci bir kaza vardı. O nedenle geciktim. Çok üzgünüm.” diyebilir. Ayrıca kadınlar genellikle beden dili ve ses tonunu konuşmaya eşlik edici biçimde daha çok kullanırlar.  

Kadınlar genelde bir karar vermeden önce daha fazla bilgi toplamayı tercih ederler. Alışveriş merkezlerinde vitrinleri dolaşanların çoğunun bayan olması dikkat çekicidir. Erkekler ise daha çabuk karar verirler. Dolayısıyla erkekler kadınlara oranla daha kısa sürede alışveriş yapabilirler. Örneğin alışverişe çıkan bir erkek genellikle fazla gezmeden gözüne kestirdiği bir mağazadan alışveriş etmeyi tercih ederken, kadın satın almaya karar vermek için önce fiyatı, modeli hakkında bilgi toplama amacıyla daha çok gezer. Sonra nereden alacağına karar verir.

Kadın Beyni ve Erkek Beyninin Evrensel Düeti

Cohen’e göre erkek beyni nesneleri, birbirleriyle olan ilişkilerini, nasıl çalıştıklarını anlamak, yani sistemleri kavramak ve sistem inşa etmek için organize olur. Kadın beyni ise daha empatiktir. Bu durumda, kadınlar iletişim esnasında karşılarındaki kişinin ses tonuna ve beden diline daha kolay anlam verebilirler. Duyguları daha kolay anlarlar. 

Kadınlar renkleri ve renk farklılıklarını daha kolay ayırt ederler. Onlar herhangi bir kıyafet veya eşya alırken rengi konusunda daha fazla zaman harcayıp  mağaza mağaza dolaşırken, erkekler bu konuda genellikle daha hızlı karar verebilirler. Satın alınacak şeyin işlevsel olması onlar için yeterlidir.

Erkeklerde yön ve uzak mesafeleri fark etme becerisi daha güçlüdür. Futbol, bilardo gibi oyunlarda da bu özelliklerini iyi kullanabilirler. Ancak bir erkek evde gözünün önünde olan bir şeyi bulamayabilir. Çekmeceyi açıp önünde duran çoraba bakarak, çorabım nerede diye sorabilir.         

Erkekler genellikle daha yarışmacıdırlar. Takım oyunları, takım tutmak, bahis, borsa gibi alanlara kadınlara göre daha çok ilgi duyarlar. Genelde daha kolay risk alırlar. Hükmetmeye eğilimlidirler. Bu gibi özelliklerin beyindeki testesteron hormonunun yüksek olması  ile ilgili olduğu söylenmektedir.

Yukarıdaki örneklere baktığımızda farklılık gibi görünen özelliklerin aslında birbirini tamamladığı görülüyor.

Bu özellikleri fark etmek, her iki cinsin birbirini daha iyi tanıması, anlaması ve takdir etmesini sağlar. Bu durumda baş başa veren beyinler, bireyler ve toplumların yararına en üst düzeyde kullanılabilir. Bana göre, birbirinden farklı, ancak bir araya geldiğinde evrendeki dengeyi oluşturan bir düettir kadın ve erkek beyni.

 
Aşkı Kahve Çekirdekleri Gibi Taze Tutmak 

Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş. “Son tavsiyemi mutfakta vermek istiyorum” demiş. Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı kabul etmiş çekine çekine. Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış. “Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana” demiş oğluna. Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş… Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına.

Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş. Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış. Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu. Yemek masasında üç tabak duruyormuş. Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş. Sonra oğluna dönüp sormuş: “Ne görüyorsun?” Oğlu düşünürken açıklamaya başlamış.”Havuçlar haşlandıkça aslını kaybedip yumuşamış. Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama içleri katılaşmış. Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor, başta neyseler sonunda da öyleler…”

Sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş: “Evlilikte aşk ve şefkat birlikte olmalıdır. Aşksız bir evlilikte her iki eş de şu gördüğün havuçlar gibi birbirlerini tüketirler, eskitirler, pörsütürler. Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül etseler de, şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar, birbirlerinden uzaklaşırlar. Aşkın da şefkatin de olduğu bir evlilikte ise şartlar ne olursa olsun, eşler tıpkı şu kahve taneleri gibi birbirlerinin yanında kalırlar, kendi kişiliklerini yitirmezler. Kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları gibi, onlar da birbirleriyle baş başa uzun yıllar geçirmeye isteklidirler.

Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu. “Asıl ders bu değil!” dedi baba. Oğlunun elinden tuttu, ocağın üzerinde bıraktığı kapların içinde kalan suları gösterdi. “Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak. İkisinde de bir tat yok.” Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu yavaşça bir fincana boşalttı. Mis gibi taze kahve kokuyordu. Fincanı oğluna uzattı. “İçmek istersin herhalde” dedi. Oğlu kahvesini yudumlarken konuşmasını sürdürdü. “Kahve çekirdekleri gibi birbirlerini tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuva da işte böyle olur. Mis gibi, temiz ve huzur verici. Başka herkesin fincanına koyup yudumlayacağı taze kahve gibi… Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve şefkatle davranarak hayata kendi tatlarını, kokularını ve renklerini katmayı başarırlar.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız