Anne Baba Olma Sanatı

0
636


Zehra Özdağ

www.gencgelisim.com

 

 

Dünyanın en keyifli bir o kadar da sorumluluk gerektiren mesleği “anne babalık” sanatını icra ederken bazen bu rolümüzden ve bu rolün sorumluluklarından yorulup sıkıntıya düşmeniz ve hem birey hem ebeveyn olarak huzursuzlaşmamız, huysuzlanmamız son derece insani bir durumdur. Ne var ki hasbel beşer düştüğümüz bu durumu fazlaca uzatma lüksümüz ve bu özel meslek gurubunda izne çıkma şansımız ne yazık ki yoktur. İşte bu rolümüze ilişkin coşku ve heyecanımızı tazelemenin yolu, kendi kişiliğimize ya da yaşam biçimlerimize katmamız gereken bazı özellik ve değerlerle ilgilidir.

Anne babaların kendi kişiliklerine katmaları gereken özellik ve değerleri aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür:

1. Beden ve Ruh Sağlığınızı Önemseyin:

Sağlıklı anne ve babalara sahip olmak çocukların en büyük hakkıdır. O nedenle sağlığınıza özen göstermeniz gerekir. Kötü alışkanlıklarınızı terk edin, uykunuza, dinlenmenize, beden ve ruh saplığınıza, diş ve ağız sağlığınıza, sağlık kontrollerinize, yemek yeme ve spor alışkanlıklarınıza dikkat edin. Kısacası kaliteli ve düzenli bir yaşam biçimini ailenize yerleştirin. Kendi bireysel sağlığını koruma sorumluluğunu ve becerisini gerçekleştiremeyen, kendine bakamayan anne babalar, bir eşin ve bir çocuğun yaşamının sorumluluğunu da gereği gibi yerine getiremez.  Çocuklar canlı, hareketli, enerjik ve bakımlı anne babaları görmekten memnuniyet duyarlar. Canlılık, neşe ve güler yüzlü olmak, sağlıkla yakından ilgilidir. Kişisel ihtiyaçlarınızı ve dinlenme ihtiyacınızı önemseyin; ruhsal ya da fiziksel. İsteklerinizi, beklentilerinizi, rahatsızlıklarınızı gerektiğinde öfke gibi olumsuz bilinen fakat son derece insani duygunuzu, uygun bir dille, açık yüreklilikle, sitem ve suçlayıcılık içermeyen ince bir dille ortaya koyun. Bütün sorumluluğu yüklenmeyin. Aile bireylerinden yardım isteyin ve size yardım etmelerine izin verin. Aşırı kollayıcı ve koruyucu bir tavır içerisinde, eşinizi ve çocuklarınızı kayırırken, kendinizi arka plana atmayın. Çünkü o kadar yükün altında yorulur, kırılgan ve huysuz olursunuz. Huzurunuzu kaybedersiniz. İşler bir şekilde çözümlenir ancak kaybettiğiniz güler yüzünüz eşiniz ve çocuklarınız için daha büyük kayıptır.

2. Kendinizle Baş Başa Kaldığınız Sessiz Zamanlarınız Olsun:

Bir anne babanın sayısız uyarıcının bulunduğu gürültülü dünyada yorulan iç dünyalarının dinginliğe ihtiyacı vardır. Bu nedenle bir anne babanın, bireyselliğini anımsayacağı, kendine ait, kendisiyle, duygularıyla düşünceleriyle, tam olarak kendisiyle baş başa kaldığı “yalnızlık” zamanlarına ihtiyacı vardır. Evde, gündelik yaşamınız içinde yarım saat de olsa kendinize bu çok “özel yalnızlık ve sessizlik” zamanlarını oluşturmak için kendinize yardım edin. Bu dakikalarda gerçek anlamda “yalnız kalmayı” başarmanız önemlidir. Telefon, kapı zilinin, tv-radyo sesi gibi hiçbir sesin olmadığı, sadece kendi içsel sesinizin olduğu huzur dolu bir ortam oluşturun kendiniz için. Evinizin en çok sevdiğiniz bir odasında, böyle güzel bir köşe edinebilirsiniz kendinize. Bu köşe arınma ve huzur köşeniz olsun. Her gün bu köşede, olumsuz duygu ve düşüncelerden sıyrılarak, gerçek bir arınmayı başarın. Ruhunuzun hayatın koşuşturmasından ve karmaşasından arınmaya ihtiyacı olduğunu fark edin. Kalbinizin öfkesini, kuşkusunu, tedirginliğini, telaşını, korkularını, yersiz endişelerini; her olumsuz duygu ve düşüncenizi zihinsel olarak boşaltmanın rahatlığını ve huzurunu yaşayın.

Ardından kendi kalbinizle ilgilenebilirsiniz, isteklerinizle bunların ne kadar elzem olup olmadığıyla. Sahip olduklarınızın farkına varmaya çalışın bu özel zamanlarda. Bunlar için şükredin. Sürekli her şeyden yakınan biriyseniz bazen sahip olduklarınızı kaybettiğinizi hayalinizde kendinize yaşatarak kendinizi terbiye edebilir ve sahip olduklarınızın kıymetini hissedebilirsiniz. Şükredilecekler listesi hazırlayın. Sahip olduklarınızı tek tek düşünün, listeleyin, daha sonra başınıza hiç gelmemiş kötü şeyleri sıralayın; Allah’ım hiç trafik kazası yaşamadım, hiç beyin ameliyatı yaşamadım, yaşatmadığın için sonsuz teşekkür ederim, Allah’ım hiç kanser hastalığı yaşamadık, hiç ayağım kırılmadı, kırık acısı hiç yaşamadım sayısız şükürler. Her gün yeryüzünde, bu acılarda sınanan yüzlerce insan var, bunlardan biri olarak seçilmediysek bu esirgenmişliğimizin farkına varmak gerektiğini hatırlatmak gereksiz olabilir mi? Bazen de Allah’a henüz vermedikleri fakat vereceğinden umut ettiğimiz her şey için, şükretmek de oldukça sevimli bir davranıştır. Bu ona güvendiğinizin işaretidir. Allah’ım vereceğin sağlık için sana şimdiden çok teşekkür ederim, Çocuklarıma vereceğin iyilikler için, onları gözeteceğinden şüphem yok, onları dün, bugün olduğu gibi yarın da gözeten en emin yer olduğun için şimdiden sonsuz teşekkürler ederim. Şükredebilmek çok önemli bir özelliktir. Hem dille, hem davranışlar hem de verilenlere karşı sorumluluğunuzu yerine getirmekle, yaşayarak şükretmeniz çok önemlidir.

3. Kendinizi Tanıyın ve Karakterinizi Sürekli Gözden Geçirin:

Anne babalar kendi bireyselliklerinin farkına varmalıdırlar. Olumlu ve olumsuz yanlarının, yeteneklerinin, sınırlıklarının, geliştirmeye açık ya da törpülenmesi gerekli kişilik özelliklerini tanımlayabilmelidirler. Benlik algısının gerçekçi ve sağlıklı olması ruh sağlığı ve sağlıklı-tutarlı davranışlar sergilemek bakımından önemlidir. Kişide “abartılı” ya da “özsaygı içermeyen” bir benlik algısı varsa aile ve diğer çevresi bundan olumsuz etkileneceği gibi kendi iç dünyası da dengeli olmayacaktır. O nedenle çocuklarınıza verebileceğiniz en büyük armağan; kendinizi tanımanız ve kendinizi gerçekleştirmeniz, olumlu kişilik özellikleri kazanmanızdır. Kendimizde yakaladığımız ve memnun olmadığımız özelliklerimizi kaç yaşında olursak olalım; değiştirebiliriz. Allah, insanlara yaşam boyu gelişim fırsatı vermiştir. Yeter ki bu konuda istekli olun ve “kişisel değişim ve gelişim çabanızı” anlamlı ve gerekli bulun. Karakterinizi ve kişiliğinizi sürekli gözden geçirin. Bir anne baba güvenilir, sağlam karakterli, sabırlı ve tutarlı davranışlara sahip bireyler olmak için çalışmalıdır. Bu özelliklere sahipseniz bunları korumak için çaba sarf edin. Pratik, yaratıcı, gerçekçi, sezgileri güçlendirme ve duyarlı olma konularında da kendinizi geliştirin. Düşüncelerinizde  bağımsız ve esnek davranma alışkanlığı kazanın.

4. Kişisel İlgi, Bilgi ve Becerinizi, Görgünüzü, Gelişiminizi Sürekli Arttırın:

Her an yeni bilgilere ve deneyimlere açık olan, hevesli, dinamik, meraklı bir öğrenci olun hayatta. Yaşam boyu öğrencilik anlayışını benimsemeniz, kendinize özel bir dünya kurmanıza yardım edecektir. Kendinize ilgi alanları oluşturun. Hayatın içinde, kendinize eşiniz ve çocuklarınız dışında da ilgi duyduğunuz ve sizi heyecanlandıran meşguliyetler bulun. Aile çevrenizi dikkatle seçin. Unutmayın siz ve aileniz önemlidir, o nedenle  “bu özel dünyaya” girme hakkını herkese kolayca sunmayın. İyi özelliklerle donanmış, nitelikli şahsiyet sahibi insanlarla oturup kalkın. Arkadaşlık ettiğiniz kişi size ve dünyanıza bir şey katmıyorsa, en azından size kendinizi “özel”, “değerli” ya da “iyi” hissettirmiyorsa üstelik sizi üzüyorsa bu kişilerin “hayatınızın neşesinden” çalmalarına izin vermeyin, gerekirse çıkarın. Size ve çocuklarınıza ait kıymetli zamanı, duygu ve anlam dünyanıza hiçbir faydası olmayan boş insanlarla harcamayın. Ufku geniş, özel kişiliklere rağbet edin. Rağbet ettiğiniz kişilerin, gün gelip kendilerine verdiğiniz emeğe asla hayıflanmayacağınız değerli kişiler olmasına dikkat edin. Nitelikli, kalbinden emin olduğunuz, samimi, içten, iyi niyetli, size ve değerler dünyanıza anlamlı katkılarıyla renk ve zenginlik getirecek insanlarla görüşün. Görüştüğünüz kişilerin farklı yaklaşımlarını, farklı görüş açılarını fark edin ve onlardan yararlanın. Herkesten öğreneceğiniz bir şeyleriniz olsun. Kendisinden öğrenecek bir şeyleriniz olmayan kişileri arkadaş edinmek kendinize özensizliğiniz anlamına gelir. Bazılarından dinlemeyi, bazılarından sır sahibi olmayı ve bazı kimselerden de sabretmeyi, bazılarından iyilik yapmayı öğreniriz. Ancak “arkadaş” sıfatını verdiğiniz kişiden size yansıyan hiçbir değer ve özellik yoksa bu tip kişilerle arkadaşlığınızı ve o kişinin yaşamınızdaki yerini yeniden gözden geçirin. Katı ve kesin düşüncelerle pekiştirilmiş bir yaşam anlayışı olan, kendini geliştirmeyen insanlara aileniz içinde yer verirken düşünün. Ama sizin de başka insanların dünyasına katacak zenginliğiniz olsun. Bu açıdan varsıl olmak için çok okuyun, okuduklarınızı eleştirin, katıldığınız ve ayrıldığınız yerleri not edin; kendinizi, duygularınızı, yazılı ve sözlü ifade edin,  okuduklarınızda onayladığınız konuları yaşamınıza geçirin, iç dünyanızla ilgilenmeyi bırakmayın. İkili konuşmalarınızda kişiler üzerine konuşmaktan kaçının; olaylar ve fikirler üzerine konuşun. Kişiler üzerinde dönen sıradan konuşmaları aşabilmeniz anlamlı okumalar yapmanıza ve okuduklarınızı paylaşmanıza bağlıdır.

5. Okur- Yazar Olun:

Günümüzde insanların çoğu “Okur-yazar” lık ifadesini küçümsemiş durumdadır. Okur-yazarlık çok önemli bir zenginliktir.  Çoğu insan okur-yazar olduğu halde, ne okur ne yazar bazıları da okur ama yazmaz. Sizin farkınız olsun, hem okuyun hem yazın. Duygularınızı yazın; sizi üzen ya da sevindiren olayları, beklentilerinizi, beklentilerinize duyarsız kalanları, sizi anlamayanları satırlara şikayet edin, gerçek bir sırdaş aramanıza gerek yok. Çocuğunuzun size yaşattıklarını yazın, bu yaşantıların illa olumlu olması gerekmez. Acısıyla, tatlısıyla, halinizi anlatmak için yazın. Onun varlığının sizi nasıl mutlu kıldığını yazın. Kızınız ya da oğlunuz evden ayrılırken ona bu sayfaları verdiğinizde, onun için bundan daha anlamlı bir armağan olmadığını göreceksiniz. Çocuğunuza verdiğiniz bir defterden çok fazlasıdır elbet, duygularınız, sıkıntılarınız, bazen mutluluktan bazen hüzünden akan gözyaşınızla bir yaşamın hatıratını bırakmış olacaksınız. Yazmak bazen anlaşılmanın bazen unutulmamanın bazen de bir terapi sürecinin en iyi yoludur. Hem yazma egzersizleri yaparken, bir yandan da sözel olarak da kendinizi daha güçlü ifade etmeye başladığınızı ve anlaşıldığınızı fark edeceksiniz. Yazmak insanın kendini keşfetmesinin ayrıca kendiyle kalabilmenin de en güzel yoludur.

6. “Sevme-Sevilme” “Saygı Duyma” Kavramlarını İçselleştirin:

Çoğumuz sevme konusunda her şeyi bildiğimizi sanırız. Oysa “sevme” edinimini bir sanat inceliğinde içselleştirmiş çok az insan vardır. Özellikle sevginizi hissettirmeye gayret edin. Çocuklarınızın varlığına, onların size bahşedilmesine sonsuz şükran içinde olun. Onlarla birlikte olmayı gerçek bir mutluluk olarak algılamalısınız. Bazı kişiler mutluluğu ve anı yaşamayı bilmezler, bu kişilerin sevdikleriyle “en mutlu anları”,  “mutsuzluğa” çevirme konusunda üstlerine yoktur, anı ve mutluluğu, güzel anları berbat etmeyi severler. Çocuklarınızla birlikte olduğunuz her andan keyif almayı öğrenin. “Her anımdan keyif almalıyım, şimdi burada çocuğumla bunu yapmaktan mutluyum, bu çok büyük bir mutluluk kaynağı, bu esenliğim için şükretmeliyim” cümlesini tekrar etmeniz ya da buna benzer bir yönerge cümlesini zihninize öğütlemeniz, çocuklarınızla birlikte olduğunuz anlardan keyif almayı öğrenmek için yeterlidir. Kendine karşı saygılı olmalı ve bu saygı anlayışı içinde başkalarının da kişiliğine saygı duymalıdır. Kişinin kendi ve sevdiklerinin gelişimine izin vermesi, bunun için fırsatlar hazırlaması “saygı duyma” ediniminin bir sonucudur. Bir bilgiyi bilmekle, öğrenmekle o bilgiyi içselleştirmek farklı şeylerdir. İçselleştirmek, o bilgiyi yaşamınıza katmanız anlamındadır. Öğrendiğiniz davranış biçimiyle bütünleşmenizdir.

7. Sorumluluk Sahibi Olmanın Keyfini Yaşayın:

Sevgiyle sorumluluk kavramları arasındaki ilişkiyi sorgularsanız, sevmenin başlı başına bir sorumluluk olduğunu görürsünüz. Sevgisinden şüphe etmedikleriniz,  her türlü ihtiyaçlarınızla yakından ilgilenen ve bu konuda sorumluluk almaktan kaçınmayan kişilerdir Dolayısıyla sevgi iletimi, sevdiklerimizin ihtiyaçlarına karşı içten bir duyarlılık içinde olmamızı gerektirir. Sorumluluklarınızdan sıkıldığınız zaman hemen aklınıza yerinize olmayı ölürcesine dileyen, şikayet ettiğiniz eş ya da anne-baba rolüne sahip olmak için her değerini feda etmeye hazır insanları getirin. Ya da kendinizin bu role sahip olabilmek için zamanında verdiğiniz büyük arzu ve mücadeleyi anımsayın. Seven kişi, sorumluluk almayı bilmelidir. Sorumluluk almaktan ve sorumluklarınızı yerine getirmekten zevk almayı öğrenin. Başkalarının ihtiyaçlarını karşılamanın sizi ne kadar çoğaltan ve kudretinizi ne kadar besleyen bir edinim olduğunu fark edin. Sevdiklerinizin ihtiyaçlarıyla ilgilendikçe, onları gidermenin gücünü ve dinginliğini hissedeceksiniz. Almadan vermenin tadına varın. Kişi kendi varlığından, yaşamından, bilgisinden, enerjinden, zamanından vererek sevmenin keyfine varır. Sevmek kuru kuruya bir duygu değildir. Sevmenin en büyük güvencesi sevgi nesnesine kesintisiz ilgimizi verebilmektir.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız