Çocuklarınıza Karşı Ne Kadar Korumacısınız?

0
326

Demokratik bir aile olup olmadığımızı anlamak için şu hataları yapıp yapmadığımızdan emin olmalıyız.

* Çocuklarımızı aşırı koruyor, aşırı bakım yapıyor muyuz?

Çocuğun kendi hakkını savunmasına, kendi sorunlarını çözmesine izin vermeli, desteklemeliyiz. Onun arkadaşıyla sorununu çözmek için, arkadaşının annesiyle kavga etmeye gitmemiz normal değildir. Bırakın ufak tefek meselelerini kendisi çözsün.

Ancak kızınız okulda çeteleşmiş bir grupla sorun yaşıyor yada kötü alışkanlıklara bulaştırılmaya çalışılıyorsa; bu gibi büyük sorunlarda müdahaleniz gerekebilir. Okul idaresiyle ilişki ve işbirliği içinde olarak çocuklarınızla yakından ilgilenmelisiniz.

* Ergenlik çağındaki çocuklarımızın kendi odası dolabı, çantası vs. var mı? Bunları karıştırıyor muyuz?

Bazı aileler imkansızlık nedeniyle çocuklarına bir oda, dolap veremeyebilirler. Ama en azından bir çekmece, bir göz olsun ona ayrılmalıdır.

Ergenlik çağında çocuğun kendi alanı olması çok önemlidir. Bu alan onun sorumlulukları, özgürlüğü ve mahremiyeti olacaktır. Böylece kendini yöneten bir fert olmaya önemli bir adım atacaktır.

Özel alanı ve eşyaları gencin hayatı ve iç dünyası gibidir. Onlara ne kadar hakimse, hayatına ve duygularına da o kadar hakimdir. Eğer onları düzenlemekten acizse, hayatını yönlendirmekten de acizdir. Bırakın bu deneyimi yaşasın.

Çocuğunuz çantasını, çekmecesini sizden gizlemek istiyorsa bunu mutlaka yanlış bir şeyler yapıyor diye anlamayın. Sadece halinde tavrında endişe verici değişiklikler görürseniz; mesela uyuşturucu madde kullandığından kuşkulanırsanız; ancak o zaman eşyalarını arayabilirsiniz. Belli bir kuşku veya amacınız olmaksınız onun gizliliğine saygısızlık etmeyin.

* Çocuğunuzun düşüncelerini; hayallerini ve amaçlarını sabırla dinler misiniz; yoksa konuştuğu zaman değer vermez bir şekilde sözünü keser misiniz?

Bir çok ailede çocuk kaç yaşına gelirse gelsin hep çocuk sayılır, fikirlerine önem verilmez. Hatta bizim kültürümüzde bu konuda yanlış bir kanaat vardır; genellikle büyük anne ve büyük babalar da gençlerin fikirlerine kulak verilmesini “şımartmak” olarak değerlendirir, anne babalara baskı yaparlar.

Bu konuda anne babaların kesinlikle eski anlayışlardan bağımsız bir şekilde ilmi verilere kulak vermesi gerekli. Ergen çocuğunuzla konuşun, onun istek, hedef, hayal ve fikirlerini değer vererek dinleyin.

Düşünceleri size doğru görünmüyor olsa bile, eşitlikçi bir yaklaşımla onu dinleyin. Bu arada onun görüşlerine itirazlarınızı, karşılıklı fikir alış verişi havasında; onu baskılamadan, eleştirmeden ifade edin.

Örneğin çocuğunuz futbolcu, şarkıcı olmayı vs. istiyor. Size bu istek uygun görünmüyor. Belki iş güvencesi olmayacağından endişe ediyorsunuz, belki de ailevi değerlerinize bağlı kalarak, ahlaken yozlaşmadan mesleğini sürdüremeyeceğinden korkuyorsunuz. Hatta belki de “bu konuda heveskarlıktan öte bir yeteneğe sahip olmadığını” düşünüyorsunuz.

* Çocuğunuzun giyim kuşamına kim karar veriyor?

Bir yere giderken kızınız gardırobunun karşısına geçip kendisine sınırsızca istediği kıyafeti seçiyor mu, yoksa ona ne giyeceğini siz mi söylüyorsunuz?

Eğer kızınıza ne giyeceğini daima siz söylüyorsanız, onun kendisini yönetmesine hiç izin vermiyorsunuz demektir. Peki siz yanında olmadığınızda onun kararlarını kim verecek?

Eğer çocuğunuza sosyal ortamlara uygun seçimleri yapma, yaşına ve durumuna uygun giysi ve davranışları seçme becerisi kazandırmadıysanız, sürekli eşine dostuna “hangisini giyeyim” diye soran, alışverişe hep birileriyle giden, etki altında kalan bir kızınız olur.

Üstelik kırk yılda bir kendi kararını verecek olsa acemilikle yanlış kararlar verir, yeniden öz güvenini yitirir.

Bu arada kızınızı tamamen kendi haline bırakın, hiç bir sınır çizmeyin de diyemeyiz. Bu yaşlarda arkadaş çevresinden, medyadaki örneklerden etkilenerek; yaşına ve toplumsal saygınlığa uymayan giysiler giyme eğilimi görülebilir. Ailelerin bu eğilimleri hafifçe disipline etmesi, ama bu kuralların amacını da gencin anlayabileceği şekilde açıklaması en uygunudur.

* Bir çocuğu diğerinden ayırarak seviyor, yada uygulamalarda ayrımcılık yapıyor muyuz?

Bir çok ebeveyn çocuklarından birini; ya daha gururlandırıcı başarılar gösterdiği için, ya daha uyumlu davrandığı için, yada duygusal bir sebeple, mesela “bana çekmiş” diye sempati duyarak daha çok sevebilir. Sevgi elde olmayan bir duygu olabilir, ama davranışlarımızdan sorumluyuz.

Çocuklarımız arasında bize en yakın hissettiğimiz çocuğumuzun hislerine karşı daha duyarlı, isteklerine karşı daha hoş görülü vs. olup olmadığımızı kontrol etmeliyiz. Özellikle diğerinin aleyhine bir fark meydana getirip getirmediğimizin farkında olmalıyız. Bu konuda açığa vurulmuş itiraz ve sitemler olabilir, bunları da adaletle değerlendirmeliyiz.

* Çocuklarımızdan birinin diğerine olan haksız davranışlarını görmezden geliyor muyuz?

Çok otoriter aileler kadar, çok umursamaz aileler de çocuklarının gelişimini olumsuz etkiler. Evde olup bitenlerden habersiz, kim kime ne yapıyor, umursamayan bir aile; çocuklardan birinin diğerine yaptığı haksızlıkları göremeyerek her iki çocuğuna da zarar verebilir.

* Hatanız olsa itiraf eder ve çocuğunuzdan özür diler misiniz?

Belki bu derece demokrat aileye rastlamak hayli güçtür, ama aslında bir ebeveynin çocuğuna hatasını itiraf etmesi onu hiç de küçültmez.

Diyelim ki gergin bir anınızda çocuğunuza ters davranışta bulundunuz. Bu davranışınızın hatalı olduğunu farkettiniz; ne yapmalısınız?

Çocuğunuz ithamınıza; sözünüze veya hareketinize kırılmış; içine kapanmış, küskün oturuyor. Ona alttan alıcı davranır mısınız? Yoksa inadınızı sürdürür, ondan bir adım atmasını mı beklersiniz.

Evet siz bu evin büyüğüsünüz, belki onu zorda bırakabilirsiniz; buna gücünüz yeter. Hatta zorlarsanız suçsuz olduğu halde özür dilemeye mecbur bırakabilirsiniz de. Ama bu davranışınız dürüst ve adil olmayacaktır. Madem ki hatalısınız, bunu itiraf ederek, durumunuza uygun bir şekilde alttan alarak ona örnek olmalısınız.

Böylece hatasını itiraf edip özür dilemenin insanı yücelteceğini ona öğretmiş olursunuz. O da hatalarını daha kolay düzeltir. Tersine inatlaşmakta, hatayı savunmakta örnek olursanız o da aynısını yapar.

H. Kübra Ergin

superbeyindergisi@gmail.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız