Yüzümüzü Güldüren En Sakar Yetenek; Engin Günaydın

0
394

Ekranların en şirin gıcığı(!), komplekslerin adamı, en sakar yetenek Burhan Altıntop, namı diğer Engin Günaydın ekranlarda ve stand-up gösterisiyle tiyatro sahnesinde akıllara takla attırmaya devam ediyor.  Komik olmanın adresini değiştirdi Engin Günaydın. Kendi komplekslerimizi karşıdan izliyor, ona değil de aslında kendi halimize gülüyor, itiraf edemediğimiz gerçeklerimizle yüzleşiyoruz onu izlerken. Engin Günaydın deyince Burhan karakterine kilitleniyor akıllar ama hafızamızı yoklarsak, pek çok dizi, sinema ve reklamda nevi şahsına münhasır…
Ayşe Sevinçgül bilgi@gencgelisim.com

 

 

Ekranların en şirin gıcığı(!), komplekslerin adamı, en sakar yetenek Burhan Altıntop, namı diğer Engin Günaydın ekranlarda ve stand-up gösterisiyle tiyatro sahnesinde akıllara takla attırmaya devam ediyor.
Komik olmanın adresini değiştirdi Engin Günaydın. Kendi komplekslerimizi karşıdan izliyor, ona değil de aslında kendi halimize gülüyor, itiraf edemediğimiz gerçeklerimizle yüzleşiyoruz onu izlerken. Engin Günaydın deyince Burhan karakterine kilitleniyor akıllar ama hafızamızı yoklarsak, pek çok dizi, sinema ve reklamda nevi şahsına münhasır rollerde izledik onu.
29 Ocak 1972 Tokat doğumlu Engin Günaydın, Hacettepe ve Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda eğitim gördü. İlk önce Otogargara adlı tiyatro oyununda küçük bir rol aldı. Söylentilere göre sette komiklik yaparken Bir Demet Tiyatro adlı diziden teklif aldı ve “Zabıta İrfan” rolü ile bugünleri müjdelercesine güldürdü bizleri. 2001 yılında Zeki Demirkubuz’un yönettiği “Yazgı” filminde Necati rolündeydi. Sonrasında Mehmet Ali Erbil ve Emel Sayın’ın baş rolünü oynadığı Aşkım Aşkım adlı TV dizisinde Tarık Usta oldu ve yüzümüzü yine güldürdü. 2003’te Hadi Uç Bakalım ve Alacakaranlık adlı dizilerde rol aldı. Zaga’da da bir süre kısa skeçlere çıkan Engin Günaydın, 2005 yılından itibaren rol almaya başladığı Avrupa Yakası adlı televizyon dizisinde canlandırdığı “Burhan Altıntop” karakteri ile asıl çıkışını gerçekleştirdi. Şu sıralar, O Hikayedeki Mal Benim adlı stand-up gösterisi yapıyor.
Söyleşilerinden kısa notlar ve merak edilenlere verdiği cevaplar aşağıda…

İzleyiciler onu neden kadar bu kadar sevdi acaba?
“Yazım dilini hayat diline çevirmektir oyuncunun mahareti. Bu konuda başarılı olduğumu düşünüyorum. Okuduğum bir şeyi hayat diline çevirebiliyorum. Bu yüzden kolay anlıyor beni seyirci.”

Televizyonun Getirdiği Şöhret Hakkında Ne Düşünüyor?
Pek çok ünlü gibi, Engin Günaydın’ın yıldızını parlatan televizyon olmuştu. Televizyonla gelen başarısı hakkında şunları söylüyor: “Televizyon aslında biraz kendi ülkemle ilgili bildiğim bir yeri tarif etti. Oradaki karakterler televizyona taşındı ve televizyonun böyle bir faydası oldu. Biz, tiyatrodan geliyoruz. Tiyatro metinlerindeki karakterler, okulda oynadıklarımız daha çok bizim tanımadığımız ve bilmediğimiz karakterler. Moliere, Shakespeare, Çehov… Yani karakterleri tanımıyorum, bilmiyorum, daha önce karşılaşmamışım. Bilmediğim bir şeyi nasıl oynayacağım? Birilerini taklit ediyorsun; yani daha önce oynayan kişileri taklit ediyorsun ki bu da çok zevkli bir şey değil.”

Peki şöhretle arası nasıl?
“Çocukluktan beri kendimi çok ünlü ve zengin zannederim. Şu anki yaşamım benim için yeni bir dünya olmadı yani. Önemli olan iç huzuru ve mutluluk… Bunun peşindeyim.”
Role nasıl hazırlanıyor?
“Konsantre oluyorum, ruhumu çok gezdirmiyorum. Oraya buraya git yapmıyorum. Daha çok inişe geçiyorum. Kendimi topluyorum. Topladıktan sonra oynayabiliyorum. Ha deyince oynayamıyorum çünkü.”

Ev mi Sokaklar mı?
Cihangir’de yaşayan Engin Günaydın, oldukça evcimen. Evde oturmayı çok sevdiğini, sık sık ev değiştirdiğini söylüyor. Aynı evde uzun süre yaşamaktan sıkılıyormuş çünkü. Yeni yerler ise çok heyecanlandırıyormuş onu. “Ev benim için ruhumla, kendimle buluştuğu yer. Sakin bir yer. Dışarısı çok problemli!” diyor. Boğaz’da dolaşmayı, ormanda yürüyüş yapmayı, ilginç binaları incelemeyi, denizi uzaktan ya da yakından seyretmeyi, Cihangir’de yemek yemeyi de çok seviyor.

Gençlere Bakışı?…
“Gençleri çok önemsiyorum, o tayfa beni çok ilgilendiriyor. Huzursuzluktan kurtulsunlar istiyorum. Onların kafasını kaldırmasıyla ülkenin kafasını kaldırmasını eş değerde görüyorum. Sonuçta ben de bir huzursuzdum, huzurlu hale geldim. Ben becerdim, sen de becerebilirsin, herkes becerebilir.”

Hayaller, Kurallar, İşler Ne Alemde?
“Bütün kurallara aslında millet istiyor diye uyuyorum. Kendi dünyamda ise sadece oyun oynamak istiyorum. Çocukluğumda çok oynardım. Sabahleyin kalkardım, fııırt oraya koştur, buraya koştur. Bu hallerimi çok severim. Çalışmayı sadece kimliğim ve karakterim zarar görmesin diye yapıyorum. Ondan bundan para istemek gerekmesin diye… Uzun süre çalışmaya karar vermedim. Çalışmak büyük olmaktı. Hep kaytardım…”

İlham kaynağı?..
“Annem dil anlamında yaşamda sığındığım bir konu. Mesela, ‘Ne yapıyorsun anne, nasıl gidiyor?’ diyorum, ‘Ne yapayım, kendimi dolandırıyorum’ diyor. Annemle konuşmaya çok ihtiyaç duyarım. Bana kendi dilimi anımsatır. Bu yüzden hakkında konuşmayı çok severim. O benim gerçek dilim.”

 

Kaynak:
Hürriyet Gazetesi, Ankara eki, 13.11.2007
EVE dergisi, Ekim 2007
Yeni Aktüel dergisi, 115. sayı, 20.09.2007
http://www.biyografi.info/kisi/engin-gunaydin
www.engingunaydin.com
www.bagdatcaddesi.net/v2/icerik.php?id=136 – 56k –
tr.wikipedia.org/wiki/Engin_Günaydın – 20k –

 

www.gencgelisim.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız