Yeni Bir Başlangıca Kanat Açmak İsteyenler İçin…

0
772

Ve kendimce kendi geçmiş yılımın tahlilini yapmıştım. Bu yazıyı yazmadan önce sanki hayatımda hiçbir şeyi değiştirememişim gibi gelirdi. Çünkü kendim için yarattığım her anda, eskinin enerjisini bıraktığım için pek hatırlamaz ve karşılaştıramazdım. Yeni yılın ilk günü bunu yapabilmem için vesile oldu. Ve bakın neler çıktı…

Bugün yeni yılın ilk günü. Gazetelere göz atıyorum. Her yıl olduğu gibi bu yılda, eski yılda yaşananlar, yeni yıldan beklenenler karşılaştırılmalı olarak yer alıyor. Köşe yazılarını okuyorum. Hemen hemen hepsinde; 2009 yılının bitmesine duyulan minnettarlık, ardından yeni yıl için yapılmış klasik temenniler yer alıyor. Şöyle bir baktım ki; hakikaten geçmiş yılda, tüm dünya ekonomik bir kriz ile boğuşmuş, küresel ısınma, depremler, fırtınalar, seller gibi doğal afetlerle uğraşmış, domuz gribi gibi tüm dünyayı kasıp kavuran bir salgın hastalıkla karşılaşmıştı. Bunun yanı sıra yaşanan siyasal krizler, açlıklar, savaşlar da cabası. Okuduğum yazılarda “iyi ki bitti” diye derin bir oh çeken de vardı, “salak bir yıldı” diyen de.

Bir derin nefes alıp düşündüm. 2009 yılı benim için nasıl geçmişti. Aslında anlatılanlar ve tanımlananlarla tam bir paralellik göstermişti. Amerika dâhil tüm dünyada patlak veren ekonomik kriz benim sahibi olduğum şirketi de vurmuş, yıllardır emek verdiğim, üzerine titrediğim işyerimi birkaç gün içinde kapatmak zorunda kalmıştım. Tahsil edemediğim alacaklar ve ödeyemediğim bir yığın borç ile ortada kalmıştım. Sahibi olduğum evleri elimden çıkarmış, arabamı borçlu olduğum bir şirkete teminat vererek kiracı gibi kullanmak durumunda kalmıştım. Kızımın okulunu, evimi değiştirmiş, eşimden boşanmıştım. Kısaca sanki üzerimden bir dozer geçmiş, alışık olduğum hayat düzeni yerle bir olmuştu. Yani dışarıdan bakıldığında 2009 benim için bir yıkım ve felaket yılı, arkasından davul zurna ile uğurlanması gereken bir yıldı.

“Böyle mi düşünüyorum?” diye sordum kendime.”Hayır… ” cevabı geldi.

Hakikaten tüm yıl boyunca yaşadığım tüm bu olayların beni hiç de olumsuz etkilemediğini gördüm. Belki eskiden yaşayacak olsam; beni hayata küstürecek, insan içine dahi çıkamayacak duruma getirecek bu olaylar zinciri beni kendime getirmiş, benim kendimi bulmama, tanımama ve yaşamama vesile olmuştu.

Şirketimin iflası ile birlikte, iş ve para ile ilgili korkularımı, bağımlılıklarımı bulmuş, sahtekârlık, hırsızlık, güvensizlik enerjilerim ile yüzleşmiştim. Yaptığım çalışmalar sonunda bulduğum tüm enerjilerimi özüme dönüştürmüş ve sekreter olmadan telefona dahi çıkmayan bir patron iken; evden tek başına, tek telefon ile işini yapan, ticareti gerçekten nasıl yapacağını bilen bir BEN olmuştum.

Tüm bunları yaşamama sebep olan iflasıma şükreden oldum. İyi ki yaşadım diyebilen oldum.

Çünkü ben iş hayatım ile ilgili önüme gelen enerjilerimi görmeyip erteledikçe iflasımı da kendim yaratmıştım. Ancak bu şekilde anlayacakmışım demek ki. Ne güzel… Kendi seçtiğim deneyime teşekkür ettim.

Tüm iş hayatımı, iflasımı, borçlarımı, parasız olmayı kabul ettim. Kabul ettiğim her şeyin içinden rahatça geçebildiğimi gördüm. Kabulsüzlük enerjisi ile yaşanmayacağını anladım. Ben kabulle yürüdükçe, bir gün bile parasız kalmadım. Temel ihtiyaçlarımı karşılayacak param sürekli oldu. Ne durumda olursam olayım, yaratımıma olan güvenim sonsuzdu. Yeter ki yaşadığım her şeyi tam olduğu haliyle kabul edip, yaratımlarımın önündeki engellerimi fark edip, onları özüme dönüştüreyim ve BEN olarak yaşamayı kabul edeyim.

Benimle olan rol arkadaşlığına teşekkür ederek eşimle evlilik deneyimimi bitirdim. İçim ” BİTTİ “demişti. Evet bitmişti. Ben bu deneyimimden de anlayacağım her şeyi anlamıştım. Tüm hayatımı eşim ve kızımın enerjilerini yaşayarak geçirdiğimi ve kendimi yaşamadığımı anlamış artık kendimi yaşamaya karar vermiştim.

İçim ” Kendini yaşamak, başkalarını adına yaşamaktan vazgeçmekle başlar. ” demişti.

Gerçekten öyleydi. Eşimi kendi yolunda serbest bıraktım. Zor da olsa bağımlılıklarımı bitirdim. Yalnız kalma korkumu özüme dönüştürdüm. Eğer kendisi ile evli kalmak planımda olsaydı içimden bunu da alacağımın rahatlığı ile yoluma devam ettim. Şimdi kızımla, kendi içinde tam ve bütün iki rol arkadaşı olarak, keyifle ve huzurla yaşamaya devam ediyorum. Aynalıklarında bulduğum her enerjiyi dönüştürürken varlığına şükrediyorum.

30 Aralık Çarşamba seminerine büyük bir coşku ile gittim. Giderken içimden “ben yeni yıl hediyemi almaya gidiyorum” diye geçirmiştim. Gerçekten de hocamız, seminere her biri çok kıymetli yeni yıl niyetlerimizi sıralayarak başladı. Hepsini özenle defterime yazdım. İçimde büyük bir coşku vardı. Her birini o kadar büyük bir inanç ve istekle yazdım ki olacağına inancım tamdı.

İlk niyetimiz ; “Ben ne istiyorum? Nasıl bir hayat istiyorum? ” du.

Ben her anını kabulde yaşayan olmaya niyet ediyorum. Kimlere ve nelere kızgınsam affeden olmak istiyorum. Ben kendini affeden olmak istiyorum. Kendimi yaşamaya niyet ediyorum. Kendi üzerime çektiğim perdeleri açmaya niyet ediyorum. Ben kendimin tadını çıkarmak istiyorum. Tüm bunları çok hızlı ve eğlenerek, tüm deneyimlerimin tadını çıkararak yapmak istiyorum. Ne kadar ömrüm kaldı bilmiyorum. Ama nasıl yaşayacağım benim elimde. Doya doya kendimi yaşamaya niyet ediyorum.

Burada bazı örneklerini sıraladığım niyetlerimizle istediğimiz hayatının başlamasına izin verebilir ve yaşayabiliriz.

Niyetlerimi yazmaya 2009 ‘u uğurladığımız son saatlerde ayrıntılı olarak, uzun uzun devam ettim.

Ancak toplamda istediğim tek şey, tüm enerjilerimden özgürleşmek ve kendimi doya doya, özgürce yaşamaktı.

Aslında zamanın olmadığı sadece anlarda yaşadığımız yaşam düzeninde yılları da sadece zihnimizde yaşar ve algılarız. Her yeni nefes, her yeni an kendimize verdiğimiz bir armağan olduğu gibi her yeni yıl da kocaman bir nefes, kocaman bir an, kocaman bir armağandır kendimize.

Sizde kendinize kocaman bir armağan verin. Kendinize kendinizi verin… Niyetlerinizi vermeye başlayın…

 

Yazan: Songül Atıkara

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız