Edebiyat-ı Cedide’nin önde gelen temsilcilerinden Cenab Şahabettin 1870’te Manastır’da doğdu. Edebiyata yakın ilgi duyan bir aileden geliyordu. Babasının Plevne’de şehit düşmesinden sonra ailesiyle İstanbul’a geldi. İlköğrenimini Tophane’deki Fevziye Mektebi’nde yaptı. Küçük yaşta şiir yazmaya başladı. İlk şiirleri ‘Saadet’ gazetesinde yayımlandı. Feyziye İdadisi’ni ve Askeri Tıbbiye’yi bitirdikten sonra ihtisas için Paris’e gönderildi. Dönüşünde Mersin ve Rodos’ta doktorluk, Hicaz’da sıhhiye müfettişliği yaptı. 1914’te emekliye ayrılarak Darülfünun’da Batı Edebiyatı ve Fransız dili öğretmenliği yaptı. Kurtuluş Savaşı sırasında Kuva-yı Milliye’ye karşı olumsuz tutumu nedeniyle öğrencileri tarafından istifaya zorlandı. Daha sonra cumhuriyeti destekledi ama yalnızlıktan kurtulamadı.
Yenilikçi bir şair olarak Fransız şiirini kaynağında soludu ve Verlaine’e yakınlık duydu. Süslü ve ağdalı bir dille, sone biçiminde yazdığı aşk ve doğa şiirleriyle sembolizmin öncüsü sayıldı. Tevfik Fikret ve Halit Ziya Uşaklıgil’le birlikte Servet-i Fünun edebiyatının üç önemli isminden biri oldu. Gelenekçi şairlerin en çok saldırdığı yenilikçi şairdi. Diğer Servet-i Fünuncuların tersine bireysel şiiri tercih etti.
1908’den sonra düzyazıya ağırlık verdi. Tanin, Hürriyet, Kalem ve Hak gazetelerinde çıkan makalelerinde Genç Kalemler’in sade dil anlayışına karşı Osmanlıcayı savundu. Karşıtlarını eleştirirken alaycı bir üslup kullandı. Ona göre, alay zekânın en tabii hakkıydı. Şiiri ‘nesir müziği’ diye nitelendiren Cenab Şahabettin, 13 şubat 1934’te beyin kanaması nedeniyle hayata veda etti. Şiirleri ölümünden sonra kitaplaştırılan Cenab Şahabettin’in gezi, makale, tiyatro, kitapları sağlığında basılmıştı.
14 Şubatta ünlü şiiri ‘Elhan-ı Şita’yı anımsatan yoğun bir kar yağışı altında Bakırköy Mezarlığı’nda, kızı Destine Hanım’ın yanına gömüldü. Meslektaşı ve dostu Mazhar Osman, kara ve fırtınaya karşın bir konuşma yaparak onu ‘dahi şair’ olarak selamladı.
Ertesi günkü Cumhuriyet’te de Abdülhak Hamit’in Yunus Nadi’ye yolladığı başsağlığı mektubu yayımlandı: “Yazıklar olsun! Yalnız ona değil, onu bilenlere ve sevenlere yazık, en büyük üstatlarından bulunduğu edebiyatımıza yazık, hatta Cenab’ın öldüğünü duyduğum için bana da yazık!”
Eserleri:
Şiir: Tamat, Seçme Şiirleri, Bütün Şiirleri. Tiyatro: Körebe. Nesir: Hac Yolunda, Evrak-ı Eyyam, Afak-ı Irak, Avrupa Mektupları, Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh ve Tiryaki Sözleri, Vilyam Şekispiyer
BİTMEMİŞ BİR GÜL
Bir gonce râz-ı aşkı sarar penbe bir güle
Bir gül bugün nişanlanacak andelîb ile
Güller açınca kendini her kalb-i derbeder
Güller açınca arş-ı hayâlâtı devreder
Cûlar güler uzakta, çemenlerde bâd-ı saf
Eyler harem-serâyım eş kuşların tavaf
Güllerle rû-be-rû açılır taze sineler,
Her sine kendi üstüne güllerle iğneler.
Cenab Şahabettin














