4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel

0
248

Cemal Gürsel Başbakan Menderes’in Cumhurbaşkanı olmasını teklif etti diye görevinden uzaklaştırıldı / Gürsel’in Menderes’e mektubunda şok teklif yıllar sonra ortaya çıktı; “Cumhurbaşkanı Bayar derhal istifa etmelidir” / Gürsel kendinden habersiz yapılan darbeye yine kendinden habersiz ‘devrim lideri’ yapıldı / MBK Gürsel’i bu kez de Devlet Başkanlığına getirdi /
Yassıadada idamla yargılanan devrik Başbakan Menderes’e Gürsel’in uyarı mektubu soruldu /

Tarihteki ilk veto’yu Cumhurbaşkanı Gürsel yaptı / Gürsel’in ilk vetosu eski milletvekillerine yapılacak kıyaka karşı oldu / Darbenin Cumhurbaşkanı Gürsel görev dönemi boyunca 2 kez darbe girişimiyle karşılaştı, birinden yaralı olarak kurtuldu /

Cumhurbaşkanı Gürsel’in öncülük ettiği konular nelerdi? / Atatürk, De Gaulle, Kennedy ve Gürsel bir arada peki ama neden?/

Gürsel Çankaya’dan sağlık nedenleriyle inmek zorunda kaldı / Cemal Gürsel hakkında verilen sağlık raporunun altında kimlerin imzası vardı? / Gürsel komaya girince bu kez de Genelkurmay Başkanı Sunay’ın adı Cumhurbaşkanlığı için gündeme geldi / Gürsel’in cenazesi önce Anıtkabir’e ardından Devlet Mezarlığına gömüldü

Türkiye’de bir askeri müdahalenin ardından Cumhurbaşkanlığı makamına çıkan ilk isim olan Cemal Gürsel, 1895 yılında Erzurum’da doğdu.
27 Mayıs 1960’da gerçekleştirilen askeri darbenin ardından dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes tutuklanıp Yassıada’ya gönderilirken askeri darbeyi örgütleyenler bir süre önce zorunlu olarak görevinden uzaklaştırıp emekli ilan ettikleri Gürsel’i Türkiye Cumhuriyeti’nin dördüncü Cumhurbaşkanı seçtirdi.

Gürsel ilköğrenimine Ordu’da başladı. Cemal Gürsel daha sonra öğrenimini Erzincan ve İstanbul’da askerî öğrenci olarak sürdürdü.
Cemal Gürsel 1915–1917 yıllarında Topçu Subayı olarak Çanakkale Savaşları’na katıldı. Filistin ve Suriye cephesinde aktif görev aldı. Kurtuluş Savaşı’nın batı cephesindeki bütün savaşlara katıldı.
Gürsel 1927 yılında Melahat Hanım’la evlendi ve bir çocuğu oldu.

Cemal Gürsel 1929 yılında Harp Akademisi’ni bitirdi. 1946 yılından başlayarak Orgenerallik rütbesi dâhil çeşitli general rütbelerinde hizmet yaptı. 1958 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atandı.

GÜRSEL MENDERES’İN CUMHURBAŞKANI OLMASINI TEKLİF ETTİ VE GÖREVİNDEN UZAKLAŞTIRILDI
Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel, 27 Mayıs darbesinden 24 gün önce alt kademedeki subayların hazırladığı darbeden hazırsız bir şekilde dönemin Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes’e bir mektup verdi. Gürsel’in olan bitenden habersiz verdiği mektupta Başbakan Adnan Menderes’in cumhurbaşkanı olmasını teklif etti.

“CUMHURBAŞKANI BAYAR DERHAL İSTİFA ETMELİDİR…”
Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel’in Savunma Bakanı Ethem Menderes’e verdiği tamamı yıllar sonra ortaya çıktı. Başbakanlığın gizlilik süresi sona eren belgelerle ilgili kaldırdığı yayın yasağının ardından ilk çıkan yazışmalardan birisi de Gürsel’in “Aziz vekilim” diyerek başladığı ve son derece nazik bir o kadar da ‘cüretkâr’ ve radikal değişiklikler talep ettiği mektubun tam metni şöyle:

Aziz vekilim,
Dün geceki konuşmalarımızdan cesaret ve ilham alarak zatıâlilerine, memleketin huzur ve istikrarı için alınması lazım gelen tedbir ve kararlar hakkında düşüncelerimi arz etmeyi milli ve vatani bir vazife bildim.
Sayın başvekilin açıklamalarını dinledim ve okudum; bunlar da benim düşüncelerimin kabulüne müsait bir zeminin henüz mevcut olmadığı aşikâr olarak belli ise de gene de görüşlerimin sizlere iblağının zaruretine inanıyorum.
Muhterem vekilim, şu hakikatı kabul etsek lazımdır ki, Kayseri hadiseleriyle başlayıp son karar ve feci olaylara kadar devam eden vak’alar vatandaş ruhunda derin tesirler ve hükümete karşı telafisi güç hoşnutsuzluklar yaratmıştır. Hele ordunun talebelere karşı akılsızca kullanılması işin vehametini artırmış, ordu mensuplarında da huzursuzluk ve güvensizlik hisleri belirmiş, korkulan şey olmuş, ordu politikaya karıştırılmıştır.

Sayın vekilim,
Bu ahvâl küçümsenecek, cebir ve şiddetle geçiştirilecek şeylerden değildir. Memleket, hükümet ve partinin düştüğü bu müşkül vaziyeti kurtarmak için sükunetli fakat ciddi ve zecri tedbirler almak lazımdır. Bu tedbirler şunlar olmalıdır:

1. Cumhurbaşkanı istifa etmelidir. Cumhurbaşkanlığına Sayın Adnan Menderes getirilmelidir. Bu muhterem zatı her şeye rağmen milletin çoğunluğunun sevmekte olduğuna kaniim. Bu sevgiden istifade edilerek kırılanların gönülleri alınmalı ve millete yeniden güven telkin edilmelidir.

2. Kabinede iyi kabul edilmeyen ve suihalleri bütün memlekete yayılmış bulunan zevat çıkartılması ve yeni kabine mutlak dürüst, makul zorcu değil, adalet ve şefkat hissi taşıyan zevattan kurulmalıdır.

3. İstanbul, Ankara valileri ve Emniyet müdürleri süratle değiştirilmelidir.

4. Son çıkarılan ve tahkikat komisyonları ihdas eden kanun kaldırılmalıdır.

5. Ankara Örfi İdare kumandanı değiştirilmelidir.

6. Partilerin ocak, bucak teşkilatı kaldırılmalı, sadece vilayet merkezlerinde mümessiller bulundurmalıdır.

7. Parti faaliyetleri azami senede iki defa vilayet merkezlerinde ve mehdut partililerle yapılmalıdır.

8. Mevkuf gazeteciler bir af kanunu ile kısa zamanda tahliye edilmelidir.

9. Son hadiseden tevkif edilen talebeler tedricen serbest bırakılmalıdır, ilim müesseseleri yeniden faaileyete geçirilmelidir.

10. Şimdiye kadar çıkarılan bütün antidemokratik kanunlar tedricen kaldırılmalıdır.

11. Vatandaş, hürriyet ve eşit muamele hakkına mutlak surette riayet edilmelidir.

12. Ordunun mes’eleleri süratle hal edilmelidir.

13. Din istirmacılığından vazgeçilmelidir.

14. Suiistimaller oluyor mu, bilmiyorum; fakat olduğu hakkında umumi bir kanaat mevcuttur ve milletin hükümete karşı itimatsızlığına sebep olmaktadır. Bu gibi kötülüklerin şiddetle bertaraf edilmesi lazımdır.

15. Müstesna zamanlar ve günler haricinde hükümet büyükleri memleket gezilerinde suni büyük vatandaş toplulukları ile karşılaşmalar yapmak usulü kaldırılmalıdır.

Çok muhterem vekilim;
Bu yazdıklarım asla bir parti ve politika mülahaza ve tesiriyle değildir.
Memleketin durumunun bu tedbirlerin alınmasını zaruri kıldığına inandığım için arz ediyorum. Sizlerin vatanperverlik ve vicdanlarınıza hitap ediyorum. Memleketten çok şeyler yaptığımız muhakkaktır, fakat bu da asla kâfi değildir. Bu yapılan işleri müstemleke idareleri de yapar, yapıyor ve yapmıştır. Asıl mühim olan toplumun ruhunda yaşama şevk ve azminin geliştirilmesi, hak ve hürriyet aşkının kökleştirilmesi ve vatandaş idrakinin yüksek ve necip hislerle donatılmasıdır. Olaylar bu yolda olmadığımızı göstermektedir. Talebelerin hürriyet duygusu ile yaptıkları masumane tezahürata karşı, idarecilerin hatası yüzünden kıtalar sevk edilmesi ve onların desteği ile emniyet kuvvetlerinin ilim yuvalarının içine kadar girerek talebeleri profesörleri beraber coplarla ve kurşunlarla tedip etmesi feci bir şeydir.

O hengamede kız talebelerin yürekler parçalayan çığlıklarının analar, babalar ve halk ruhunda onulmaz yaralar açacağını ve açtığını anlamamak, memleketin huzuru bakımından büyük hata olduğuna kaniim. Bizim, gençlerimizde hak, adalet ve hürriyet duygularının gelişmesinden ve kemalinden memnun olmamız lazıl gelmez mi? İstikbali hissiz, duygusuz müstemleke ruhlu, yalnız maddeci bedbaht insanlara mı bırakmak istiyoruz?

Sayın vekilim, maruzatım muhakkak ki, çok mühim ve hatta çok cüretkârânedir. Fakat memleket için, millet için, hükümet ve hatta partimizin selameti için dikkate alınması lazımdır ve hatta çok lazımdır.
Derin ve sonsuz hörmetlerimi sunarım.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal GÜRSEL

MEKTUPTAN HABERDAR OLAN DARBECİ SUBAYLAR KOMUTANLARINI ZORUNLU İZNE GÖNDERDİ
Gürsel’in mektubu darbe hazırlığındaki subayların kulağına gittiğinde o tarihe kadar yaşanmayan bir ilk daha onun başına geldi. Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel alt rütbesindeki kişilerin girişimleriyle erken emekliye sevk edilerek zorunlu izne gönderildi.

Gürsel zorunlu izne gönderildiği kararı kendisine ulaştıktan sonra Silahlı Kuvvetlerin tüm kademelerine iletilen bir veda mektubu kaleme aldı. Mektupta ordunun mutlaka siyasetten uzak kalmasını tavsiye ediyordu.
Cemal Gürsel yıllarca giydiği üniformasını çıkardıktan sonra emeklilik günlerini yaşamak için İzmir’e yerleşti.

GÜRSEL KENDİNDEN HABERSİZ YAPILAN DARBEYE YİNE KENDİNDEN HABERSİZ ‘LİDER’ YAPILDI
Gürsel olan bitenden habersiz şekilde İzmir’de emeklilik hayatına alışmaya çalışırken kendisinden habersiz kendisiyle ilgili bazı planlar yapılıyordu.
Cemal Gürsel 27 Mayıs 1960’da gerçekleştirilen ve kendisinin ne planlamasına ne de uygulamasına katıldığı bir askeri darbeden hemen sonra darbeyi gerçekleştirenlerin oluşturduğu Milli Birlik Komitesi’nin (MBK) başkanlığı görevine davet edildi. Kamuoyuna ‘Devrim lideri’ olarak tanıtılan Gürsel bu daveti kabul edip yeniden üniformasını giydi.

MBK GÜRSEL’İ DEVLET BAŞKANLIĞINA GETİRDİ
27 Mayıs 1960 askeri harekâtından bir gün sonra 38 subaydan oluşan Milli Birlik Komitesi (MBK) Başkanlığı ve Devlet Başkanlığı’na getirildi.

Gürsel’e, MBK Başkanlığı’nın yanı sıra 24 ve 25. Cumhuriyet Hükümetlerinin başbakanlığı ve aynı zamanda Milli Savunma Bakanlığı görevleri de verildi.

9 Temmuz 1961’de askeri idarenin hazırlattığı yeni anayasanın kabulü ile 15 Ekim 1961’de genel seçimler yapıldı.

Genel seçimlerden sonra 12. dönem TBMM, 25 Ekim 1961’de toplandı ve askeri rejimin sona erdiğini ilan etti. Cemal Gürsel’in 27 Mayıs 1960 günü başlayan görevleri 25 Ekim 1961’de sona erdi.

26 Ekim 1961’de TBMM’nin 450, Cumhuriyet Senatosu’nun da 188 üyesi vardı. Seçimlerde oy kullanması gereken toplam üye sayısı 638’di. Buna rağmen Cemal Gürsel seçime katılan 607 kişiden yalnızca 434’ünün oyunu alabildi. Gürsel askeri idarenin sona ermesinin ardından bu kez görevine ‘seçilmiş bir Cumhurbaşkanı olarak’ devam etti. Gürsel, TBMM’de 26 Ekim 1961’deki seçimden Türkiye Cumhuriyeti’nin 4. Cumhurbaşkanı olarak çıktı.

YASSIADADA İDAMLA YARGILANAN MENDERES’E GÜRSEL’İN UYARI MEKTUBU SORULDU
27 Mayıs askeri darbesinden birkaç gün önce Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Gürsel’in Başbakan Adnan Menderes’e verilmek üzere yazıp Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes’e verdiği mektup Devrik Başbakanın yargılandığı Yassıada duruşmaları sırasında da gündeme geldi.

Gürsel’in önerilerini 15 madde halinde sıralayıp. 1. maddede Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın istifa etmesi ve “Cumhurbaşkanlığına Sayın Adnan Menderes getirilmedir. Bu muhterem zatı her şeye rağmen milletin çoğunluğunun sevmekte olduğuna kaniim, bu sevgiden istifade edilerek kırılanların gönülleri alınmalı ve millete yeniden güven telkin edilmeli” dediği mektupla ilgili herhangi bir şey yapıp yapmadığı Menderes’e sorular sorulardan biriydi.

İstanbul–Ankara olaylarıyla ilgili davanın 4. oturumu devam ederken Mahkeme Başkanı Salim Başol, “Cemal Gürsel size gereken uyarıyı bir mektupla yapmış. Niçin gereğini yerine getirmediniz?” diyerek Menderes’i sıkıştırmak istedi. Mektup okundu. Menderes’le ilgili övücü kısımlar yoktu. Gürsel’in Menderes’i yücelttiği mektup, mahkeme salonunda devrik Başbakan’ı suçlayan bir metin haline dönüştürülmüştü. İşte Yassıada duruşma tutanaklarından Gürsel’in mektubuyla ilgili sorular ve ilgili Adnan ve Ethem Menderes’in cevapları:

TUTANAKLARA GÖRE MEKTUBUN TARTIŞILDIĞI AN

Başkan (Salim Başol): Kara Kuvvetleri Kumandanı bulunan ve halen Devlet ve Hükümet Başkanı olan Orgeneral Cemal Gürsel bir mektup yazmış. 3/5/1960 tarihli bu mektup inkılaptan sonra radyodan yayınlandı ve umumi efkâra bildirildi. Resmi Gazete’nin 12 Temmuz 1960 tarih ve 10549 sayılı nüshasının son safihesinde ilan edilmiştir, neşredilmiştir. Bu mektubu aldınız mı?

Ethem Menderes: Aldım efendim.

B: Ne oldu?

E.Menderes: Düşündüm, müteaddit defalar okudum. O günlerde bundan zarar gelmesi ihtimali suretiyle mektubu ifşaa etmemeyi lüzumlu gördüm. Fakat mektuptaki tekliflerden 1.maddesine ben vasıta olacak değilim. Ancak Sayın Başvekile arz edebilirdim. Ayaküstü Gürsel’den böyle bir mektup gelmiş olduğunu söyledim. Neler var, diye sordu. Birkaç maddesini kendisine söyledim.

B: Ayaküstü?

E.Menderes: Bilhassa 1. maddesini söyledim. Alttan birkaç maddesini okudum. 1. madde mühimdi. Onun üzerine sustu. Adeta lisanı haliyle şimdilik bunun üzerinde durmanın zamanı gelmediği gibi bir hal hissettim.

B: Maddelerden hiçbiri ele alınmış değil. (Salim Başol maddeleri tek tek okuyor. Ancak sürekli bahsi geçen 1. maddede Menderes’i öven kısımlar atlanıp, sadece uyarıcı kısımlar vurgulanıyor.) Demek ki böyle bir mektubu ayaküstü başbakana açabildiniz, o da şimdilik yapılacak bir şey yok dedi. Bu mektuptan kimseye bahsettiniz mi?

E.Menderes: Hiç kimseye efendim.

B: Yazık, bunu yazan daha o vakit üç silahlı kuvvetlerden birinin başıydı. Bence tek başına yazılacak bir şey de değil. Çünkü gayet mühim ve tehlikeli. (Adnan Menderes’e dönerek) Peki siz bu mektup hakkında ne muamele yaptınız?

A.Menderes: Bu mektubu şimdi dinliyorum beyefendi.

B: Hiç göstermedi mi?

A.Menderes: Hayır beyefendi. Yalnız Gürsel Paşa’dan bir mektup aldığını söyledi… Bu metni aynen görmüş olsaydım..

B: O vakit lüzum hissetmemişsiniz, şimdi hayati olduğu anlaşılıyor. Hisleri şifahi olarak açmak var, bir de kâğıt üzerine dökmek var. Kâğıt üzerine dökünce ehemmiyet peyda eder.

A.Menderes: Beyefendi nasılsa gafletime gelmiş, ben bunu okumadım. Bu haliyle asla ve kat’a bana anlatılmış değildir.

B: Diğer arkadaşlarınız duymadı mı?

A.Menderes: Hayır beyefendi ayaküzeri konuşuldu.

B: İnkılâptan 24 gün evvel alınmış bir yazı, ehemmiyetli. Peki, münderecatına vukuf peyda etseydiniz ne yapardınız? Böyle bir mektup geldiği halde arkadaşlarınızla paylaşmamanız fahiş bir hata.

A.Menderes: Ehemmiyetli bir mektup olduğunu bilseydim elbette çeker alırdım.

TARİHTEKİ İLK VETO’YU CUMHURBAŞKANI GÜRSEL YAPTI
Anayasa’nın Cumhurbaşkanına tanıdığı; yasaları bir kez daha görüşülmek üzere TBMM’ye geri gönderme yetkisi, Türkiye Cumhurbaşkanlığı tarihinde ilk kez 7 Şubat 1963 gününde Cemal Gürsel tarafından kullanıldı.

Veto edilen 168 sayılı yasa ve iade gerekçelerine bakıldığında milletvekillerine yönelik ‘kıyak’ çabalarının ilk örneği olduğu anlaşılıyor.

Gürsel’den dönen yasa taslağına göre; 1954 – 1957 yıllarında TBMM’de görev yapan 10. ve 11. dönem milletvekillerinin (ki bu vekillerin büyük kısmı 27 Mayıs 1960’a kadar görev yapmıştı); Ziraat Bankası’na ve Maliye Bakanlığı’na olan borçlarının, 29 Ocak 1963 günlü, 168 sayılı yasaya göre 10 yıl faizsiz ve masrafsız takside bağlanması ve bu borçlarla ilgili banka tarafından tahakkuk ettirilen faizlerin kaldırılması talep ediliyordu.

Cumhurbaşkanı Gürsel söz konusu yasayı veto ederek TBMM’ye iade etti.
10’uncu dönem milletvekillerinden 485’i seçimlerin yenilenmesine karar verildikten sonra Ziraat Bankasından kişi başına 8 ile 25 bin lira arasında senetle borçlanmıştı.
Bu milletvekillerinden 241’i yeniden seçilince yeniden ödeneklerini aldı, üstelik 97 kişi daha yeniden bono düzenleyerek Ziraat Bankası’na borçlandı.

Yeniden seçilemeyenler hakkında takibata geçilince, 58’i 947 bin liralık borcunu ödedi. Ancak borcunu ödememekte ısrar edenler aleyhine icra takibine geçilince 1962 yılı sonu itibariyle bankanın alacağı faiziyle 12 milyon lirayı buldu.
Bu gelişmeler üzerine Cumhuriyet Senatosu Ağrı üyesi Veysi Yardımcı ve arkadaşlarının teklifi, oylamaya katılan 253 üyenin 182’sinin oyuyla kabul edildi. Cumhuriyet Senatosu’nda yapılan oylama sonucunda da 124 senatörden 65’inin oylarıyla teklif kabul edilerek yasalaştı.

GÜRSEL’İN İLK VETO GEREKÇESİ
Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in 12 sayfalık veto gerekçesinin bir bölümünde şu ifadeler yer alıyor:
“Hukuk devletinde kanunların genel, objektif ve mücerret esaslara dayanması gerekir. Hadisemizde olduğu gibi kişi haklarının ve mükellefiyetlerinin düzenlenmesiyle ilgili bir kanun; kimlikleri önceden belli olan ve hukuken ayrı bir muameleye tabi tutulması ceza sayılacak bir kategori teşkil etmeyen kişileri ele alarak onlar hakkında özel hükümler konması, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.”

DARBENİN CUMHURBAŞKANI GÜRSEL 2 DARBE GİRİŞİMİ İLE KARŞILAŞTI, BİRİNDEN YARALI OLARAK KURTULDU
Cemal Gürsel Cumhurbaşkanlığı döneminde 22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963’te 2 ayrı askeri darbe girişimi ile karşılaştı. Ancak kendisinin ve dönemin Başbakanı İsmet İnönü’nün girişimleri ile bunlar sonuçsuz kaldı.
Fakat Gürsel yapılan darbe girişimlerinin birinde komiteci bir albay tarafından yapılan suikast teşebbüsünden yaralı olarak kurtuldu. Gürsel darbe girişiminde rol oynayanları yurt dışı görevlere gönderdi.

 

 

GÜRSEL’İN ÖNCÜLÜK ETTİĞİ KONULAR
Cemal Gürsel’in Cumhurbaşkanlığı döneminde ilk Devlet Araştırma Kütüphanesi kuruldu. Türkiye Bilimsel Teknik Araştırma Kurumunu (TÜBİTAK) Gürsel’in talimatlarıyla kuruldu.
Gürsel Cumhurbaşkanı sıfatıyla İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth ve ABD Başkan Yardımcısı Lyndon Johnson’u Çankaya’da konuk etti. Avrupalı liderlerle yaptığı yakın diplomatik ilişkiler sayesinde, Bugün Avrupa Birliği olarak bilinen Ortak Pazar’la ilgili 1963 Ankara Anlaşması’nın imzalanmasının mimarı oldu.
Cemal Gürsel, Türkiye’de tarihte ilk kez planlı ekonomiye geçiş, Devlet Planlama Teşkilatı ve Devlet İstatistik Enistitüsü’nün kuruluşuna öncülük etti.
5 yıllık kalkınma planları, sendikalar, grev ve toplu sözleşme yasalarının çıkarılması, SSCB ile iyi ilişkiler kurulması, Kıbrıs’a garantör ülkeler tarafından müdahale edilebilmesi gibi girişimlerin liderliğini üstlendi.

ATATÜRK, DE GGAULLE, KENNEDY VE GÜRSEL BİR ARADA
Ekim 1963’de Türkiye Cumhuriyet’inin 40. kuruluş yıldönümü nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk, De Gaulle, Kennedy ve kendisinin konuşmalarını yer aldığı bir kutlama plağı yayınlattı.

Cumhurbaşkanı Gürsel döneminde ayrıca Cumhuriyet öncesi dönemde Erzurum ve Doğu Anadolu’da katledilen 250 bin sivil Türk halkının anıtsal temsili konusunda ulusal ve tarihsel önderlik niteliğinde çalışmalara da imza attı.

Milli İstihbarat kuruluşu yasası ve düzenlemesi, Milli Güvenlik Kurulu’nun başlangıç ve geliştirilmesi, Türk ordusunun modernizasyonu konuları da yine Gürzel’in görevi döneminde ele alınan konulardı.

İran, Pakistan ile birlikte bölgesel kalkınma organizasyonunun kurulması, Avrupa ve Orta Asya ülkelerini birbirine bağlayan mikrodalga radyo iletişim ağı kurulması, Turizm Bakanlığı’nın kurulması, Güneydoğu Anadolu’nun kalkınma ve geliştirilmesi planları, Basın Yayın Yüksek Okulu’nun kuruluşu da yine Gürsel’in öncülük ettiği konuların başında geliyor.

Cemal Gürsel kendisinden önceki Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve yine geçmiş dönemin Genelkurmay Başkanı General Rüştü Erdelhun’a verilen hapis cezalarına af getirdi.

GÜRSEL ÇANKAYA’DAN SAĞLIK NEDENLERİYLE İNMEK ZORUNDA KALDI
Askeri darbeyle yönetimi ele geçirip ardından oluşturulan yeni anayasaya dayanarak kurulan bir meclisin seçtiği ilk, Türkiye Cumhuriyeti’nin dördüncü Cumhurbaşkanı olan Cemal Gürsel, görev süresini tamamlayamadan, geçirdiği rahatsızlık sonucu görevinden ayrılmak zorunda kaldı.

Gürsel’in 1960’da geçirdiği hafif bir felçle başlayan hastalığı zamanla ilerledi. Cumhurbaşkanı Gürsel 2 Şubat 1966’da tedavi için Başkan Lyndon B. Johnson’un özel uçağıyla ABD’ye götürüldü. ABD’deki tedavisi sürerken 9 Şubat’ta komaya giren Gürsel, 26 Mart’ta Türkiye’ye getirildi.

Gürsel’in tedavisi Türkiye’de Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde yapılacaktı. Ancak sağlık durumu görevini sürdürmeye elverişli değildi.

Cemal Gürsel’in Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne getirildiği gün 37 kişilik ‘Müşterek Sıhhi Kurul’, kendisinin cumhurbaşkanlığı görevine devam edemeyeceğini belirten bir rapor hazırladı. Gürsel’in sağlık raporu başbakanlığa sunuldu ve 28 Mart 1966’da TBMM kararıyla cumhurbaşkanlığı sona erdi.

CEMAL GÜRSEL HAKKINDA VERİLEN SAĞLIK RAPORU
2 Şubat 1966’da tedavi için ABD Başkanı Lyndon B. Johnson’un özel uçağıyla ABD’ye götürülen Gürsel’in 9 Şubat’ta komaya girmesi ve durumunun gittikçe ağırlaşması üzerine, Bakanlar Kurulu 24 Mart’ta toplanarak Gürsel’in Türkiye’ye getirilmesine karar verdi.

Cemal Gürsel, 26 Mart’ta Türkiye’ye getirilerek, Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne kaldırıldı. Aynı gün 37 kişilik ‘Müşterek Sağlık Kurulu’ Gürsel’in cumhurbaşkanlığı görevine devam edemeyeceğini belirten bir rapor hazırlayarak Başbakanlığa sundu.

GÜRSEL KOMAYA GİRİNCE GENELKURMAY BAŞKANI SUNAY’IN ADI CUMHURBAŞKANLIĞI İÇİN GÜNDEME GELDİ
Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in 9 Şubat’ta girdiği komadan çıkma ümidinin kalmaması üzerine, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Cevdet Sunay’ın adı cumhurbaşkanı adayı olarak geçmeye başladı. Sunay, 1960 yılından beri sürdürdüğü Genelkurmay Başkanlığı görevinden ayrılarak, 15 Mart 1966’da Cumhurbaşkanlığı Kontenjanı’ndan Cumhuriyet Senatosu üyeliğine seçildi.

Müşterek Sağlık Kurulu tarafından Gürsel’in görevine devam edemeyeceğinin belirtilmesi üzerine, 28 Mart 1966’da, Anayasa ve İçtüzük uyarınca TBMM’de Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı ve Cevdet Sunay Türkiye Cumhuriyeti’nin 5. Cumhurbaşkanı oldu.
TBMM Birleşik (Millet Meclisi ve Senato) Toplantısı, Ferruh Bozbeyli başkanlığında 28 Mart 1966 Pazartesi günü gerçekleştirildi. Genel Kurul’da önce Başbakanlık Tezkeresi ve Müşterek Sağlık Kurulu Raporu okundu.

TBMM Tutanaklarına, ilgili Başbakanlık Tezkeresi ve Müşterek Sağlık Kurulu Raporu şöyle geçti:

 

BAŞBAKANLIK TEZKERESİ

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

ANKARA

Hastalıkları sebebiyle, bir süreden beri Washington’daki Walter Reed Hastanesinde tedavi edilen Sayın Cumhurbaşkanımız Cemal Gürsel 26.3.1966 tarihinde yurdumuza avdet buyurmuşlar ve Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesinde tedavi altına alınmışlardır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın sağlık durumları ile ilgili olarak (Kendilerinin Devlet Başkanlığı görevini ifaya devam buyurmalarına tıbben imkân bulunmadığına dair) müşterek sağlık kurulu tarafından tanzim olunan 26 Mart 1966 tarih ve 2030/66 sayılı rapor ilişikte takdim kılınmıştır.

Söz konusu raporda belirtildiği üzere; Sayın Cumhurbaşkanımız, Anayasanın kendilerine verdiği Devlet Başkanlığı görev ve yetkilerini yerine getirecek bir durumda bulunmamaktadır.

Buna göre, Anayasamızın 100’ncü maddesinde yazılı ‘başka sebeple Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması’ halini vaki saymak gerektiği kanaati hâsıl olmuştur.

Keyfiyetin Türkiye Büyük Millet Meclisine arziyle, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 100 ve 101’nci maddeleri muvacehesinde, muktezasının takdir ve ifa buyurulmasına delaletlerini saygı ile istirham ederim.

Başbakan
Süleyman Demirel

 

 

 

 

 

MÜŞTEREK SAĞLIK KURULU RAPORU

Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanlığı
Ankara
Komutan Sekreterliği: 2030 – 66

Başbakanlığın Özlük ve Yazı İşleri 2442 sayı ve 26 Mart 1966 tarihli yazıları üzerine toplanan Sağlık Kurulu aşağıdaki kararı almıştır:

Sayın Cumhurbaşkanımız Cemal Gürsel 26 Mart 1966 günü tedavide bulundukları Amerika Birleşik Devletlerinden yurda avdet buyurmuşlar ve saat 06.55’te tedavilerine tahsis edilen Gülhane Askeri Tıp Akademisine yatırılmışlardır.

Evvelce hazırlanan program gereğince, Türkiye’de ilk konsültasyonu yapan Sağlık Kurulu üyelerine ek olarak, Gülhane Askeri Tıp Akademisi profesörlerinin tamamı ile Ankara Hastanesi Sağlık Kurulu üyelerinin katıldıkları ilk müşterek toplantıda evvela Cumhurbaşkanı Başhekimi Tbb. Alb. Prof. Lütfi Vural’ın hastalık hakkında verdiği izahat dinlenmiş ve hastanın Walter Reed hastanesinde tutulan sağlık dosyası ve verilen son rapor incelenmiş, müteakıben hasta bütün üyeler tarafından görülerek uzmanlarca muayenesi yapılmıştır.

Hastanın şimdiki muayenesinde:

1. Evvelce mütaaddit raporlarda açıklanmış olan hayati belirtiler yolculuk sırasında herhangi bir değişikliğe uğramamıştır.
2. Sabah saat 08.00’de yapılan muayene esnasında beden ısısı 36,9, arteriyel kan basıncı 120/64 mm. Hg, nabız sayısı dakikada 102, solunum sayısı dakikada 32’dir. (Solunum Cheyne-Stokes tipindedir)
3. Hastada genel Arteriyoskleroz ve buna bağlı serebral baziler arterin mütaaddit trombozları neticesi 47 günden beri devam ettiği bildirilen derin komanın halen daha da ilerlediği tesbit edilmiştir.
4. Yukarıda kaydedilen belirtiler ve hastalığın geçirdiği safhalar göz önünde tutularak, serebcul anatomik harabiyetin geri dönmesi, bugünkü tıp anlamlarına göre düşünülemez.
Netice olarak: Komadan çıkmaları bir an için düşünülse dahi kendilerinin Devlet Başkanlığı görevini ifaya devam buyurmalarına tıbben imkân bulunmadığını bildirir oy birliği ile alınmış müşterek kurul raporudur.

EKİ:
Konsültan hekimlerin imza listesi

Müşterek Sağlık Kurulu
Başkan Dr. Ayanoğlu Nemci
Üye Dr. Adasal Rasim, Üye Dr. Akabay Nevzat, Üye Dr. Akaydın Emin, Üye Dr. Aker Osman, Üye Dr. Akyar Mehmet, Üye Dr. Algun Talat, Üye Dr. Ara Abidin, Üye Dr. Atay Hakkı, Üye Dr. Artunkal Nihat, Üye Dr. Balkan Orhan, Üye Dr. Barlas Nazmi, Üye Dr. Eken Necdet, Üye Dr. Necip Berksan, Üye Dr. Bostancıoğlu Saim, Üye Dr. Bozkaya Necdet, Üye Dr. Dinçer Haydar, Üye Dr. Doğulu Selahattin, Üye Dr. Ege Rıdvan, Üye Dr. Ertimur Kamuran, Üye Dr. Gürhan Necmi, Üye Dr. Gürün Sami, Üye Dr. Kemahlı Hasan, Üye Dr. Koçaş Hami, Üye Dr. Okkan Sadık, Üye Dr. Özergut Muzaffer, Üye Dr. Palahıyıkoğlu Ercüment, Üye Dr. Peker Celal, Üye Dr. Rollas Hüseyin Zinnur, Üye Dr. Sanel Fahir, Üye Dr. Sayar Selahattin, Üye Dr. Sargın Orhan, Üye Dr. Sevüktekin Aziz, Üye Dr. Sökmen Cavit, Üye Dr. Tezok Fethi, Üye Dr. Tanyeri Abdülkadir, Üye Dr. Vural Lütfi

Op. Prof. Dr. Necmi Ayanoğlu
General (1936–12)
Gülhane Askeri Tıp Aka. Komutanı
1. Hariciye Kliniği Direktörü

CENAZESİ ÖNCE ANITKABİR’E ARDINDAN DEVLET MEZARLIĞANA GÖMÜLDÜ
Türkiye Cumhuriyeti’nin dördüncü Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel 14 Eylül 1966 tarihinde vefat etti. Geriye hiç bir vasiyet bırakmadı. Anıtkabir devrim şehitleri bölümünde toprağa verildi, daha sonra cenazesi buradan alınarak Devlet Mezarlığına nakledildi.

Gözde Demirci

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız