Kötü, Örnek Olmaz!

0
393

Bir pazar sabahı, 5. sınıfta okuyan kızımı dershanesinin deneme sınavına yetiştirmek için erkenden kalktım. Evden çıkıp, otomobilimizle dershaneye doğru ilerlerken kavşaktaki trafik ışıklarında kırmızı ışığın yandığını gördüm ve durdum. Biz yeşil ışığın yanmasını beklerken…

 

Yusuf YEŞİLKAYA

    Bir pazar sabahı, 5. sınıfta okuyan kızımı dershanesinin deneme sınavına yetiştirmek için erkenden kalktım. Evden çıkıp, otomobilimizle dershaneye doğru ilerlerken kavşaktaki trafik ışıklarında kırmızı ışığın yandığını gördüm ve durdum. Biz yeşil ışığın yanmasını beklerken ardımızdan gelen lüks bir araç ve bayan sürücüsü, kırmızı ışıkta beklemeden karşıya geçti. Kızım çok şaşırmıştı:
    —Aaa! Arkamızdan gelen araba kırmızı ışıkta geçti.
    —Evet kızım, gördüm.
    Aynı araç, az ilerideki ışıklarda yine kırmızıda geçti. Bu arada bir şey daha fark ettik, aracın ön koltuğunda sekiz- dokuz yaşlarında bir kız çocuğu oturuyordu. Kızım bir kez daha şaşkınlıkla bana soru:
    —Aaa! Küçük kızı ön koltuğa oturtmuş, gördün mü?
    —Evet kızım, gördüm.
    Bu kadarı da olmaz diyeceksiniz belki ama aynı sürücü, önümüzdeki üç ışığı daha kırmızıda geçti. Işıkların hemen dibinde resmi araç içerisinde oturan trafik polisleri de vardı ama herhalde polisler aracı göremediler ya da sürücü polisleri fark etmedi. Bütün ışıkları yok sayarak bizim gideceğimiz dershanenin önünde durdu. Ön koltukta oturan kız çocuğunu araçtan indirdi ve park yerine geçti. Peş peşe yaşanan trafik kuralı ihlallerine rağmen şükürler olsun ki, herhangi bir kaza yaşanmamıştı.
    Biz kırmızı ışıkta beklerken kızım:
    —Baba, biz de geçsek olmaz mı? Bak bayan sürücü hiçbir ışığı beklemeden geçip gidiyor. Polisler de bir şey demiyor. Hem beni arka koltuğa oturtuyorsunuz ama başkaları küçük çocuklarını ön koltuklara oturtuyorlar. Siz bana haksızlık yapıyorsunuz.
    —Güzel kızım, sen şimdi sınavına gir, çıktıktan sonra konuşalım, olur mu?
    —Tamam babacığım.
    —Başarılar kızım, Allah zihin açıklığı versin.
    Kızım içeride sınavdayken ben de yanıma aldığım kitabı okudum. Kızım, sınavdan çıkıp yanıma gelince arabadan indim ve birlikte pastaneye gittik. Meyve suyu ve pastalarımız geldikten sonra başladık konuşmaya. Önce sınavı hakkında sordum, iyi geçtiğini belirtti. Sözü sabah yaşadıklarımıza getirdim:
    —Hâlâ ön koltuğa oturmayı istiyor musun?
    —Sen benim ön koltuğa oturmama izin vermiyorsun ama herkes oturtuyor.
    —Başkalarının ne yaptığı umurumda değil. Sana bir sorum var. Küçük çocukların ön koltuğa oturmaları doğru mu?
    —Hayır, doğru değil.
    —Kırmızı ışıkta geçmek doğru mu?
    —Hayır, doğru değil.
    Başkalarının yasaları, trafik kurallarını, görgü kurallarını ihlal etmeleri, bizim de bu kuralları çiğnememizi gerektirmez. Bize kuralları çiğneme hakkı vermez. Kuralları çiğnemek kötü bir davranıştır. Ve kötü, örnek olamaz.
    Sizlerle paylaştığım olaydaki sürücünün bayan olmasını belirtirken, niyetim cinsiyet ayrımı yapmak değildi. Bayan olduğunu vurgulamamın özel bir nedeni vardır. Biz erkekler bazen hoyratça davranışlar sergileyebiliyoruz. Ancak kadınlar, doğası gereği zariftir, naiftir. Annelik içgüdüsüne sahiptirler. Çocuklarına karşı erkeklerden daha fazla kol kanat gerip onları korurlar. Böyle olması da beklenir. Lakin anekdottaki bayan, yanındaki kız çocuğunu ön koltuğa oturtmakla kalmadı. Üç – dört kavşakta ışık ihlali yaptı. Annelik sorumluluğu gereği çocuğunu sınava yetiştirmek için bu hatalar zincirini meydana getirdiğini düşünebilirim. Ama ışık ihlallerinde meydana gelebilecek kazaları, hem kendilerinin hem de diğer insanların başına gelebilecek durumları düşünmek bile istemiyorum.
    Bu arada merak edenler için belirteyim; bayan sürücü ışıklarda beklemeden trafiği tehlikeye sokarak kızını sınava yetiştirdi. Ben de ışıklarda bekledim, trafik kurallarına uydum, aynı anda dershanenin önündeydim. Yani paniklemenin, kendini ve diğer insanları tehlikeye atmanın ve yasaları çiğnemenin sağladığı bir artı yok ortada. Attığınız taş, ürküttüğünüz kurbağaya değmiyor.
    Sadece trafik kuralları için ortaya konulan kötü davranışlar, örnek teşkil etmez demiyoruz. Hayatın her aşamasında yasalarda ve normlarda, kötü ve çirkin olarak tespit edilen, ilgili merciler tarafından yasaklanan davranışların bazı insanlar tarafından çiğneniyor olması, bu insanların ahlaki açıdan yoksulluğu ile ilgili bir durumdur. “Yasaklar, çiğnenmek içindir” veya “kimse uymuyor” türünden mazeretler, sağlıklı seçim değildir. Ayrıca yaptığımız hatalı davranışları, polisin veya jandarmanın görmüyor olması ya da o anda orada bulunmuyor olmaları, hatalı davranışlara vize sunmaz. Yani herkesin jandarması ve polisi, önce kendi vicdanı olmalıdır.
Yaşamda karşılaştığımız yolların, doğru ya da yanlış olduğunu aslında biliriz. İyi veya kötü bellidir. Önemli olan irademize hâkim olarak, mazeretlere sığınmadan iyi, doğru ve güzel olan yolları tercih edebilmektir.

Yazara mesaj: yusufyesilkaya@gmail.com    www.yusufyesilkaya.com

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız