Acının Tatlandırdığı Hayat Aşı

0
412

Paradokslar silsilesinin içerisinde, zorlu adımlarla yol almaya çalışırken bilinmezliğe doğru, acının dişli çarklarında öğütülmeden ilerlemek ne kadar muhtemeldir? Hayat bile acıya verdiği değere paha biçemezken, nasıl olur da insan, onu değersizlik …

 

 

 

 Yazar : Fİrdevs Burçak
   frdws_x@hotmail.com

 

 

 Paradokslar silsilesinin içerisinde, zorlu adımlarla yol almaya çalışırken bilinmezliğe doğru, acının dişli çarklarında öğütülmeden ilerlemek ne kadar muhtemeldir? Hayat bile acıya verdiği değere paha biçemezken, nasıl olur da insan, onu değersizlik parmaklıklarının ardına hapsetmeye çalışır, tutarsızca?

Acıya dair empoze edilmiş öğretilerle, yüzleşmek için bulamadığımız cesaretle ve anlamsız kaçışlarımızla, acının ne anlatmaya çalıştığını dinlemedik çoğu kez. Sorgulamadık, düşünmedik, ilgilenmedik acının yalvarışlarında saklı olan derin manayla bile. Uzaklaştık, uzaklaştığımıza dair yanılgılarla. İşte bu yüzden  William Mason'un; "Acıda her zaman tadılmayan muhteşem bir zevk vardır." sözü, sadece bir hiçlik taşıdı kimi zaman. Kim bilir, o zevki tatmaya dair korkularımızdan sıyrılabilseydik; acı hâlâ aynı anlamı mı ihtiva ederdi zihinlerde?
Bazen çok kısa bazen de çok uzun süren bir zaman diliminde, acının kucağında bulmuşuzdur kendimizi. Kimi zaman ölümün soğuk rüzgarlarında savrulurken, kimi zaman biten aşkın bitmeyen sıcaklığında, kimi zaman kavuşulamayan hasrette, kimi zaman da çok istememize rağmen elde edemediklerimizde çıkıvermiştir karşımıza, umarsızca. Ardında bıraktığı hatıralar ise ya derin izler taşımıştır silinmemecesine ya da küçük sıyrıklardan ibaret olmuştur basitçe. İşte o izler, acının engin bilgeliğinden damıttıklarını gizlemiştir içerisinde her daim, sessizce. Ne zaman ki kör olmaya yüz tutmuş gözler ilişmiştir o izlerin taşıdığı derin anlama, işte o zaman kendini bulmuştur insan, keşfettiklerinde.
Biçilen yaşam süreçlerinde, mutluluk kadar önemli bir yer tutmuyor olamaz acı, barındırdığı onca zenginliğe rağmen… Mutluluk yalakası olmuş benliklerde acının her zaman hak ettiğinden daha az değer gördüğüne inanırım. Mutluluğun kollarına atılmak için öyle harap ederler ki kendilerini bu insanlar, bir ömrü bile mutluluğu yakalamak için gereksizce harcayabilirler. Yakalamaya çalıştıkça da mutluluğu, o hep kaçmaya devam eder zaten, kaçan kovalanır misali. Halbuki acıdan kaçmayı ilke edinen korkaklar bilselerdi ki acının mutluluğa giden yolda vazgeçilmezliğin bir parçası olduğunu, acaba hâlâ devam ederler miydi kaçmaya, mutluluktan uzaklaşırcasına? Bu durumda mutluluk ve acı iç içe kenetlenmiş iki halkayı oluşturmakta ve bu süreçte yapılacak olan seçimler de ya mutluluk uğruna acıya katlanmayı ya da her ikisinden de vazgeçmeyi gerektirecektir, De Salles'in şu hoş sorusunda saklı olan cevaplar gibi: "Bu dünyada tortusuz şarap olmadığı gibi, üzüntüsüz neşe de yoktur. Gül için dikene razı olur musunuz, yoksa dikeni de gülü de red mi edersiniz?"
Acının, "üstinsan"a ulaşma yolundaki önemine de Nietzsche şu sözleriyle vurgu yapmıştır: "Bilginin her türü ıstıraptan gelir. Sefahat, duraklamak ve geriye bakmamak eğilimindedir, oysa acı hep nedenleri sorar. İnsan ağrılarda incelir. Sürekli kurcalayan, törpüleyen acı, ruhun toprağını altüst eder. Yeni düşünce meyveleri için gerekli havalandırmayı sağlayan da bu altüst oluştur."
Acılara Gülümsemek
Acının damıttıkları arasında, önemle ilk sırayı paylaşan değerlerden birini "tecrübe" oluştururken, diğerini de "olgunlaşma" oluşturmaktadır. Her karşılaştığı      acı tepesini aşmayı başardıkça insan bin bir zorlukla, tecrübe haznesine bir yenisini ekleyerek yol almaya devam eder. Yaşam rehberi         olarak, hayatın her bir zerresinde bu hazineye ihtiyaç duyan insan, böylelikle edindiği tecrübeleri değerlendirecek ve benzer deneyimleri yaşamaktan sakınmış olacaktır. Ne zaman biteceği kestirilemeyen hayatların, kısır döngüler arasında hoyratça yitirilmeyeceği de bu sürecin doğurduğu en anlamlı gerçek olsa gerek.   
Her acı tecrübe sonrasında, acıya ilişkin sebepleri irdelemek ve bu sebepleri anlamaya çalışmak, olgunlaşmaya doğru giden yolda bir göstergedir. Hayat kütüğüne attığı her bir çentikte acı, kendini tanımak ve sevmek gerekliliği, hayatın anlamı ve değeri, dostlukların önemi, hoşgörünün ve sabrın insan ilişkilerinde önemli yapı taşlarını oluşturduğu, derin anlamlarla bütünleşen hayat beklentilerini barındırmak, insan biriktirmenin para biriktirmekten kat ve kat daha üstün olduğu gerçeği gibi daha pek çok şey öğretir insana. Bilin ki hayata gereken değeri verdiğinizde, ondan çok daha fazlasını almaya başlayacaksınız. Geçmişin tozlu sayfalarında yer alan acılarınız ıstıraplarınız değil, yaşam yolunuzu aydınlatan ışığınız olsun. Khiew'in de dediği gibi, "Geçmişteki acılarımıza gülümseyerek baktığımız anda büyümüşüz demektir."

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız