Eşinize Bağlı mısınız, Bağımlı mısınız?

0
437

Taraflar yersiz kıskançlıklarla birbirlerini yıpratmak yerine kendi kişisel alanında birbirinin gölgesinde kalmadan, bağımlı ilişki yerine birbirini tamamlayan bir rol için çaba sarf etmelidir.  Tüm mesele Sevginin de kıvamını tutturabilmekte…

 

 

 

 

 

Yazar : Psk. Dan. Abdullah PURTAŞ
abdullahpurtas@hotmail.com

Taraflar yersiz kıskançlıklarla birbirlerini yıpratmak yerine kendi kişisel alanında birbirinin gölgesinde kalmadan, bağımlı ilişki yerine birbirini tamamlayan bir rol için çaba sarf etmelidir.  Tüm mesele Sevginin de kıvamını tutturabilmekte…

Maddeye bağımlılık… Şimdilerde televizyona ve internete bağımlılık…
Sıralanabilir bu bağımlılıklar. Hepsinin ortak noktası ise insanın hayatını zorlaştırması ve varlığını tehdit etmesidir. Bir de kadın erkek ilişkilerinde psikolojik bağımlılıklardan söz edilebilir. “Sen olmadan ben yaşayamam, sensiz cennet bile sürgün sayılır, sana tapıyorum…”  şeklinde formüle edilebilecek bu anlayışta, kişiler hayatlarının ortasına eşlerini koyarlar. Ellerinde olsa 24 saat eşlerinin dizinin dibinde oturmasını isterler. “Sen olmadan ben yaşayamam” anlayışı içinde eşine; nerdesin, ne zaman geleceksin, nereye gidiyorsun sorularını anormal sıklıkta sorarlar. İlk başlarda bu davranışlar eşine bağlılık ve sevgi ifadeleri olarak değerlendirilebilir.
Ancak evliliğin ilerleyen zamanlarında bu tür yaklaşımlar, kaybetme korkusuyla bağımlılıklara ve kıskançlık ataklarına dönüşebilmektedir. Nevrozlu bir sevgiyle eşler kayınvalidelerden, hemcins arkadaşlarından hatta işinden bile kıskanılır olabilmektedir. Özellikle kadınlarda yoğun olarak görülen bu durum sebebiyle ilişkide yaşanan doğal tartışma ve çatışmalar bile büyük sorunlar halini alabilmektedir.
Peki, ne yapılabilir?
Hayatın diğer alanlarına yatırımlarınızı ihmal etmeyin!
Bağımlılıklarda temel yaklaşım kişinin dikkatini, yoğunlaştırdığı objeden alıkoyacak, yaşantı zenginliği sağlayacak etkinliklerdir. Tarafların birbirlerine kendiliklerinin dışında anlatabilecekleri başka şeyleri de olmalıdır. Bunun için de birbirlerinden ayrı zaman geçirmeleri, farklı arkadaşlıkları, zevk alanları olması gerekir. Beyefendi kimi akşamlar çıkıp arkadaşlarıyla sohbet edebilmeli, kendi türüne özgü aktiviteleri sorumlu özgürlük çerçevesinde yapabilmelidir. Aynı şekilde hanımefendilerin arkadaşlık, komşuluk ilişkileri, ev hanımlığının dışında el sanatları veya yararlı dernek faaliyetlerine katılmaları, sorumlu özgürlük çerçevesinde evlilik ilişkilerinin kalitesini artırır. Tarafların tüm psikolojik ihtiyaçlarını eşinden karşılamaya çalışmaması gerekir.

İnsan severken şunu unutmamalıdır!
Öncelikle sevdiğiniz kişinin üzerinde her şeyin yegâne sahibi yüce yaratanın hakkı vardır. O nedenle sevgililere Allah (c.c.) emaneti olarak bakmak ve muhabbet duymak gerekir. Bunu yapanlar kıskanma duygusunun zevkini yaşarken, kaybetme korkusuyla eşinin kulu kölesi olanlar; ona olan sevgisini ilahlaştıranlar, melankolik bir bağlılıkla bu duygunun elemini çekerler. Bunun sonucu olarak da eşlerini bunaltırlar. İsteklerini karşısındaki kişi yerine getirinceye kadar her yolu denerler.
Yersiz kıskançlıklarla birbirlerini yıpratırlar. Taraflar kendi kişisel alanında birbirinin gölgesinde kalmadan, bağımlı ilişki yerine birbirini tamamlayan bir rol için çaba sarf etmelidir.  Tüm mesele Sevginin de kıvamını tutturabilmekte…
Kişisel alanlarınızı ihlal etmeyin!
Her insan şahsına münhasırdır. Yaşamda da insan zaman zaman duru yalnızlıklarda kendini dinlemek, yaşadıklarıyla yüzleşmek isteyebilir. Bu konuda tarafların saygılı olması ve birbirlerini yalnız bırakmayı da bilmeleri gerekir. Bu sayede kişi kendi hakkında tekrar düşünebilir.


Kaybetme korkusu kıskançlık ataklarına dönüşebilir!
Kıskanma, insanın sevdiğini kem gözlerden sakınıp, sahiplenmesi için gerekli bir duygu durumudur. Bu doğal bir süreçtir. Ne zaman ki bu duygu şefkat, merhamet, fedakârlık ekseninden uzaklaşıp, bencillik, gurur, kibir eksenine kayarsa, işte o zaman kişinin varlığını tehdit etmeye başlar.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız