İç Dünyanızla Ahenk İçinde Bir İş Dünyası

0
225

Kimi zaman ‘iç’ dünyamız ‘iş’ dünyamıza göre, kimi zaman ‘iş’ dünyamız ‘iç’ dünyamıza göre biçimlenir. İçimizi, ruhsal alemimizi tanımlamadan bir ‘iş’ belirlemek ileride yaşanacak içsel bir çatışmanın habercisidir. Çatışmalarını yönetemeyenler çözülme yaşayacaklar, yaptıkları işte arzu ettikleri başarıyı yakalamakta zorlanacaklardır.
İç hayatının konumunu ve şekillenmesini sağlıklı bir yapıya dönüştürüp kendilerine ‘hayat programı’ yapabilenler iş hayatlarına yönelik stratejik bir karar almış olacaklardır.  
İç hayatı ile iş hayatını barışık bir temele oturtabilenler dengenin yakalandığı bir yaşama kavuşurlar. Tüm bunları anlamak için …

 

 

ABDÜLLATİF ERDOĞAN
info@aerdogan.com

 

Kimi zaman ‘iç’ dünyamız ‘iş’ dünyamıza göre, kimi zaman ‘iş’ dünyamız ‘iç’ dünyamıza göre biçimlenir. İçimizi, ruhsal alemimizi tanımlamadan bir ‘iş’ belirlemek ileride yaşanacak içsel bir çatışmanın habercisidir. Çatışmalarını yönetemeyenler çözülme yaşayacaklar, yaptıkları işte arzu ettikleri başarıyı yakalamakta zorlanacaklardır.

İç hayatının konumunu ve şekillenmesini sağlıklı bir yapıya dönüştürüp kendilerine ‘hayat programı’ yapabilenler iş hayatlarına yönelik stratejik bir karar almış olacaklardır. 

İç hayatı ile iş hayatını barışık bir temele oturtabilenler dengenin yakalandığı bir yaşama kavuşurlar. Tüm bunları anlamak için yakın çevrenizi gözlemeniz yeterli. İçsel ve işsel mutluluk kavramlarından sadece birinde başarılı olanlar diğerinin eksikliğini ve ezikliğini hep hissedeceklerdir. Ya özgüvenlerini yitirirler, ya da kendilerindeki değer aşınmasını izlemekten kurtulamazlar. Her ikisinde de başarılı olabilmek için şöyle bir ‘yol haritası’ izlenebilir:

1- Kendinizi ve hayatınızı tanımlayın

Bu tanımlar yapılmadığı müddetçe nitelikli bir yapının oluşmasını beklemek ‘su üstüne yazı yazma’ya benzer. Kendinize ve hayatınıza karşı dürüst olun; olumlu ve olumsuz gördüğünüz tüm yönlerinizi masaya yatırın. Bunları kabullenmek, denge halinde bir içsel ve işsel yaşam için ilk adım olacaktır.

2- Kendinize yabancı olmaktan ve kendinizi avutmaktan vazgeçin

İnsan, yapısı gereği kendini avutmaktan hoşlanır. Böylece hep bir ‘aldanış’ yaşar. Bu aldanışlar ise kendisini gerçek anlamda mutlu etmez. Gerçek ve uzun vadeli mutluluk için olaylara objektif bir pencereden bakmayı deneyin. Yaşadıklarınızı pembe çerçeveler arasından gözlemlemek yerine kabullenilmesi zor olan yönleriyle değerlendirin.

3- Avutulmaktan ve avunmaktan sıyrılın

Bazen roller değişir ve başkalarının avutmalarına ihtiyaç duyarız. Bu durum mecburiyete, alışkanlığa ya da bağımlılığa dönüşürse iş, içinden çıkılmaz bir hal alır. Gerçekler belki o an için can yakıcı olabilir; ama bazı gerçeklerle iş işten geçtikten sonra yüzleşmek çok daha fazla acı vericidir.

4- İş hayatındaki hedeflerinizi belirleyin

Çoğu bireyin iş hayatında herhangi bir hedefinin olmadığı görülür. Bu bizi bilinmeze sürükler, koşullara göre başkalarının hedefledikleri yönlere savrulur, kontrol gücünü kaybederiz. Bu konudaki altın kural şudur: ‘Plansız harekat olmaz, lakin harekat nadiren planlandığı şekilde gerçekleşir!’ Bu nedenle biz ipleri sıkı sıkı tutmaya çalışmalı, hedefe götüren yol üzerinde karşımıza çıkacak her türlü sürprize karşı ‘B’ planımızı hazırlamalıyız.

5- İş hayatının size hangi değerleri katabileceğini belirleyin

İş hayatının kişiye değer katması mümkündür. Fakat bu değere kişinin açık ve hazır olması gereklidir. Seçtiğiniz işin size getirilerini, ruhunuz ve düşünceleriniz üzerinde ne gibi katkıları olacağını belirleyin. Artıları ve eksileri karşılaştırarak işin sizin için ne kadar uygun olduğunu ölçün.

6- İş olsun diye iş yapmaktan kaçının

İş olsun diye iş yapanlar bir gün kendilerinin ‘sıradan halleri’ne hayıflanacaklardır. Gerek iş hayatında gerekse özel yaşamınızda kayda değer olmayan ve sadece çalışır görünmek üzere yapılan işler hem yaşamınızdan, hem değerinizden, hem de vaktinizden çalar.

7- Geçici tecrübelere ve zaman kayıplarına izin vermeyin

Geçici kazanımlar insanın geleceğini kuşanmaz. Geleceğinize yatırım yapmak için geniş düşünün. Yapacaklarınızın size yarın kazandıracakları kadar yıllar sonraki getirilerini de göz önünde bulundurun.

8- Kendi halinizden anlayın

Hayat, kendini anlama mücadelesidir. Ancak bu konuda nedense duyarsız davranırız. Arkadaşlarımızı, ailemizi, sevdiklerimi anlarız da kendimizi anlamayı hep daha sonraya bırakırız. 

9- Kendinize olan saygınızı kaybetmeyin

Saygıyla tesis edilmemiş bir yapı çürüktür. Er geç çökmeğe mahkumdur. Tarih bunun örnekleriyle dolu. Kişinin kendisine saygısı da bunun gibidir. Kendilerine olan saygılarını yitiren insanlar günün birinde karakterlerine uygun olmayan şeyler yapmakta, pişman olacakları kararlar almakta sakınca görmezler.

10- ‘Değer eksenli’ bir gelişim çizgisine  sahip olun

Değerlerinizi belirleyin ve onlara sahip çıkın. Değişim ve gelişim döneminde bu değerlerinizi de yanınıza alarak ilerleyin. Yeni kararlar alırken, bir problemi çözerken değerlerinizden ödün vermeyin. Bu, zaman içinde onları kaybetmenize ve daha da kötüsü, yokluklarına karşı duyarsızlaşmanıza neden olur. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız