RIZA TEVFİK BÖLÜKBAŞI

0
328

 

(1869-1949)

 

Rıza Tevfik, şâir, felsefeci ve devlet adamıdır. 1869’da günümüzde Bulgaristan sınırları içinde bulunan o yıllarda ise Edirne vilayetine bağlı bir kaza olan Cesir-Mustafapaşa ‘da doğdu. Babası Mülkiye kaymakamlarından Hoca Mehmet Tevfik, annesi Kafkas muhacirlerinden Münire Hanımdır. Babasının isteği üzerine İstanbul’da bir Musevi okulunda okudu. İspanyolca ve Fransızca öğrendi. Babasının kaymakamlık yaptığı Gelibolu’da ortaokulu bitirdi. Galatasaray Lisesi’nden mezun oldu. Öğrenci hareketlerine katıldığı için Mülkiye’den kovulduktan sonra 1890’da Tıbbiye’ye girdi. Tıp eğitimi sırasında da birkaç defa hapse girdi, çıktı, hapiste mahkûmları isyana teşvik etti. Okulu 1899’da bitirip doktor olabildi.

 

Tıbbiye yıllarında tanıştığı Ayşe Sıdıka Hanım ile evlenerek 3 kız çocuğu sahibi oldu, ancak eşini 1903’te çocukları henüz çok küçük yaşlardayken tüberkülozdan kaybetti.

1907’de İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdi ve bir yıl sonra Edirne mebusu olarak Osmanlı parlamentosuna girdi. Bir süre sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti ile anlaşmazlığa düştü. Balkan Harbi’nin İttihatçılar yüzünden çıktığına inanıyor, devletin I. Dünya Savaşı’na girmesine karşı çıkıyordu. İttihatçılarla mücadele için 1912’de Hürriyet ve İtilaf Partisi’ne girdi. Bu sırada Sultan II. Abdülhamit’ten özür dileyen bir şiir de yazdı.

 

Son Osmanlı kabinesinde Maarif Nazırı (Eğitim Bakanı) olarak bulundu. Şûra-yı Devlet (Danıştay) Reisliği yaptı. Darülfünun’da felsefe dersleri verdi. Felsefenin eğitim sisteminde yer alması için çabaladı. Osmanlı delegesi olarak, Sevr Antlaşması’nı imzaladı. Bu nedenle Yüzellilikler listesinde yer aldı ve 1922’de yurtdışına kaçtı. Sürgün yıllarında Hicaz, Amerika, Ürdün ve Lübnan’ da yaşadı, Af Kanunu’ndan yararlanarak 1943’de kendi ifadesiyle, hesaplaşmak için değil, vedalaşmak için yurda döndü. 31 Aralık 1949’da, felç tedavisi için yattığı İstanbul Gureba Hastanesi’nde zatürreden öldü. Mezarı, Zincirlikuyu Asri Mezarlığı’nda bulunmaktadır.

 

Rıza Tevfik, düzensiz ve uzun süren okul tahsiline rağmen şaşılacak kadar geniş bilgi sahibidir. Fransızca, İngilizce, Almanca, İtalyanca, Lâtince, İspanyolca, Arapça ve Farsça gibi sekiz lisanı okur, yazar ve konuşurdu. Tarih bilgisi, hafızası, sohbeti, zekâsı, nüktesi bütün tanıyanlarca övülür. Bundan başka hatip, şair, pehlivan, doktor, sahne sanatçısı… Kısacası eskilerin deyimiyle hezârfen (bin hünerli) bir adamdı. Rıza Tevfik, okul hayatından beri isyancı, ferdiyetçi, o gün için dillerde dolaşan hürriyete tutkun, disiplinsiz ve her şeye muhalif mizâcı ile tanınır. Felsefî nesir, edebî inceleme, tenkit ve şiir türlerinde eser vermiştir.

 

Rıza Tevfik Bölükbaşı, bütün şiirlerini tek kitabı olan Serab-ı Ömrüm’de bir araya getirdi. Bu kitap, 1934’de Lefkoşa’da basıldı. Halk edebiyatının tanıtılması ile ilgili çalışmalar da yapan Bölükbaşı’nın Hayyam çevirileri, Tevfik Fikret hakkında incelemesi ve yarım kalmış Felsefe dersleri adlı yapıtları vardır. Bazı anılarını Biraz da Ben Konuşayım adıyla kaleme almıştır. Şiirlerinde Yunus Emre’den Dertli’ye kadar, Halk ve Tekke şairlerinin kullandığı canlı dili ve hece veznini örnek almıştır. Bu yüzden, halk ve gençler üzerinde etkisi büyük olmuş, Beş Hececiler de az çok onu takip etmişlerdir.

 

Çocukluğundan beri başına gelenler ve bilhassa gurbette geçen acı yılların tortusu, çoğu şiirlerine bezginlik, hüzün ve kötümserlik hâlinde sinmiştir. Her zaman içli ve ilhamcı şiire meylettiği için bilgiçliğe sapmamış, didaktik (öğretici) şiiri benimsememiştir. En çok, koşma nazım şeklini kullanmıştır. Hece veznini ısrarla savunduğu halde, aruz ve heceyi birlikte kullanmıştır. Mecaz dünyası zengin ve tazedir. Şiirinde konu ve temalar çok geniştir. Gurbet üzüntüsüyle karışık vatan ve gençlik özleyişlerini sanki gözyaşı damlaları hâlinde şiirleştirmesi bakımından Rıza Tevfik edebiyatımızda benzersizdir.

 

 

 

Rıza Tevfik’in Koca Hasan Dayı isimli şiiri, otuz kıtalık bir manzum hikâyedir. Şair, Rumeli’de bir köyde dolaşırken, ihtiyar bir çınara yaslanmış, asırlık bir köylüye rastlar. Şairin İstanbullu olduğunu öğrenince ihtiyar konuşmaya başlar:

 

 

KOCA HASAN DAYI

 

Sultan Mahmud sağ mı? dedi, sonra birden coşarak:

Tam beş yıl askerlik ettim, ekmeğini yedimdi.

Hey devletli koca sultan, hey celâlli arslan hey!

Bir kır ata biner gelir, gelen şâhin sanırdım.

Bin yiğidin arasında bir görüşte tanırdım.

Ak sakallı vezirleri karşısında titrerdi,

Ardı sıra deryâ gibi kullar yürür giderdi.

Fermânına yedi kral baş eğermiş derlerdi.

Evliyâ kuvveti vardı, ona ermişâ derlerdi.

Biz ne mutlu günler gördük, de hey deli devrân hey!

Delikanlıydım o zaman kapısında çavuştum.

Beş sene hizmetten sonra geldim köye kavuştum.

Bir daha çıkmadım artık, tarla takım edindim,

Elli sene şu toprakla güreş ettim, didindim.

Çocuklar askere gitti, biri geri gelmedi.

Hiçbirinin bugüne dek bir haberi gelmedi.

 

İhtiyarı dinleyen şâir, büyük bir üzüntü içinde onu İstanbul’a götürmek isterse de şu cevabı alır:

 

Dedi: Oğlum, bu dünyâda artık nedir umudum!

Allah senden râzı olsun, ben köyümden hoşnudum.

Gönlüm gözüm bu yerlerde ne şenlikler görmüştür,

Hepsi yalan, geldi geçti; fâni dünyâ bir düştür.

Arslan gibi üç oğlumu fedâ ettim uğrunda,

Çifti sattım, evi barkı vîrân ettim uğrunda,

Altmış sene oldu belki, ben bu köyden çıkmadım,

Ormanından, deresinden, kuşlarından bıkmadım.

Oğul arzum budur benim, burda ölmek isterim,

Yâdellerde neylerim?

 

(Serâb-ı Ömrüm, 1915)

 

 

 

 

 

 

SULTAN ABDÜLHAMİD HANIN

RUHANİYETİNDEN İSTİMDAD

 

 

Nerdesin, şevketli Sultan Hamîd Han,

Feryâdım varır mı bârgâhına?

Ölüm uykusundan bir lâhza uyan,

Şu nankör milletin bak günâhına!

 

 

Târihler adını andığı zaman,

Sana hak verecek, hey koca Sultan;

Bizdik utanmadan iftirâ atan

Asrın en siyâsî pâdişâhına.

 

 

Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz,

Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz.

Sâde deli değil edepsizmişiz,

Tükürdük atalar kıblegâhına.

 

 

Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fenâ,

Bir sürü türedi, girdi meydâna.

Nerden çıktı bunca veled-i zinâ?

Yuh olsun bunların ham ervâhına.

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız