MEHMET RAUF

0
310

(1874- 1931)

 

 

Servet-i Fünun akımının önemli romancılarından biri olan Mehmet Rauf, 1875’de İstanbul’da doğdu. Babası Hacı Ahmet Efendi, bir sağlık kurumunda çalışan bir memurdu. Önce Balat’ ta ki Defterdar Mahalle Mektebi’ni, sonra Soğukçeşme Askeriye Rüştiyesi’ni ve Mektebi Bahriye’yi bitirdi. Onun amacı subay olmak değil, yazın çevresine girmek, yazar olmaktı. Okulu bitirdikten sonra bir takım resmi görevlerde bulundu. Öğrenimi sırasında Fransızca ve İngilizce‘sini ilerleterek, Alphonse Daudet, Emile Zola, Gustave Flaubert gibi, dönemin Fransa’sının gerçekçi yazarlarını okudu.

 

Genel kültürünü artırdı. Mekteb-i Bahriye’de öğrenci iken Halit Ziya’ya gönderdiği mektuplarla onunla tanışma fırsatı buldu ve birçok yapıtını da onun sayesinde, gazete ve dergilerde yayınladı ve akabinde Servet-i Fünun topluluğu şair ve yazarlar gurubuna katıldı. İlk evliliğini, 1901 de Ayşe Sermet Hanım’la yaptı. Ayşe Hanım, Tevfik Fikret’in hala kızıdır. Ondan iki kızı oldu. Sonra ilk eşinden ayrılmadan Besime Hanım’la ikinci evliliğini yaptı. Bundan da bir kızı oldu. Sonra Besime Hanım’dan ayrılarak Muazzez Hanım’la evlendi. Yaşamının sonlarına doğru kısa bir süre şeker ticaretiyle uğraştı. 1927 de hastalanarak felç oldu. 5 yıl yatalak olarak yaşadı. 1931’de yaşamını yirtidi.

 

Rauf’u ilk etkileyen Ahmet Mithat Efendi’dir. 16 yaşında okuduğu Halit Ziya’nın Nemide adlı romanı onun pek çok yönden hayran bıraktı. Nemide romanını ve Halit Ziya’ya olan hayranlığı, ona Düşmüş adlı uzun öyküsünde esin kaynağı oldu. Resimli Gazete’de öyküler, Mektep Dergisi’nde mensur şiirler yayınladı. Garam-ı Şebab’ı, 1896’da İkdam Gazetesi’nde tefrika edildi. Hüseyin Cahit Yalçın, Tevfik Fikret, Cenab Şahabettin gibi şahsiyetlerle tanışma imkânı buldu. Bu şahsiyetler gerek dil, gerekse konu itibarı ile Tanzimat şair ve ediplerinden farklıydılar. Fuat da Servet-i Fünun denilen bu gurup şahsiyetlerin fazlaca etkilendi. Servet-i Fünun’da yayımlanan ilk yazısı, Uzaktan adlı küçük bir öyküdür.

 

Bu gibi küçük öyküler dışında Halit Ziya Hayatı ve Hususiyeti, Muhayyen Muharriri Tevfik Fikret Hayatı ve Hususiyeti gibi yazıları ile çağdaş yazarları değerlendirirken, Karmen ve Filalançi, Paul Baurget ve bir Cinayet-i aşk, Emile Zola’nın son romanı gibi eleştirileri ile bazı batılı yazarları değerlendirmiştir. 1901’de Hüseyin Cahit Yalçın’ın Fransızca’dan çevirdiği Edebiyat ve Hukuk adlı makalesi Fransız Devrimi’ni çağrıştırıyor gerekçesiyle dergi kapatıldı. Yazarlarına da yazım yasağı konuldu. 1908 Meşrutiyeti ile Rauf ‘da hızla gelişen basın yayın alanında yeniden çalışmaya başladı.

 

Ancak artık amacı geçimini sağlamak olduğundan piyasaya dönük eserler vermeye başladı ve bu yüzden de eski yazım düzeyini hiç bir zaman tutturamadı. Rauf’un tek yapıtlık bir deha olduğu da söylenebilir. Tanzimat sonrası yine kazanç kapısı olarak gördüğü tiyatro alanında da eserler verdi. 1908’de Mehasin isimli dergiyi çıkarmaya başladı. Bu dergide magazin konuları işlenmiş Halit Ziya’nın Ferdi ve Şükara’sı uyarlandı. Eylül’de, romanda olduğu gibi bütün sanatlarda da başlıca temalardan biri olan yasak aşk teması işlenir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Eserleri:

Eylül

Böğürtlen

Ceriha

Define

Edebi Hatıralar

Eski Aşk Geceleri

Eylül

Ferdâ-yı Garâm

Genç Kız Kalbi

Halas

Kan Damlası

Karanfil ve Yasemin

Kurtuluş (Halâs) İstiklal Harbi Romanı

Mehmed Rauf’un Anıları

Sansar

Son Yıldız

Üç Hikâye ‘Türk Klasiği’

Siyah İnciler

 

Hikâye Kitapları:

İhtizar

Son Emel

Aşk Kadını

Eski Aşk Geceleri

İlk Temas

İlk Zevk

 

Tiyatro Eserleri:

Pençe

Cidal

İki Kuvvet

Yağmurdan Doluya

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız