KEÇECİZADE İZZET MOLLA

0
287

(1785- 1829)

 

 

İzzet Molla, On dokuzuncu yüzyıl Osmanlı devlet adamı ve şairidir. Muhammed Salih Efendinin oğludur. 1785 tarihînde İstanbul’da doğdu. Tanzimat öncesi Divan Edebiyatı’nın son temsilcilerindendir. Zamanının usulüne göre din ve fen ilimlerini tahsil ettikten sonra, ilmiye sınıfına girerek İstanbul’da Galata Kadılığına kadar yükseldi. Babası Salih Efendi vefat edince birçok sıkıntılar çekti. Hatta bir gün sabahleyin derin bir ümitsizlik içinde, canına kıyma düşüncesiyle evinden çıktı. Bir kayığa binip Kuruçeşme sahilinden geçerken penceresi önünde Sâib Divanı’nı incelemekte olan meşhur Hançerli Bey, bu gencin zarif hâlini görünce bir beytin açıklamasını rica etti. İzzet Molla dalmış olduğu ümitsizlik fırtınasından sıyrılarak, beyti pek güzel açıkladı. Hançerli Bey onun ilmine ve irfanına hayran kaldı. Böylece bu zat, İzzet Molla’yı, ilerde Halet Efendiyle tanıştıracaktır.

 

Bu sıralarda on dört yaşlarında olan İzzet Molla, edebiyatla meşgul olan eniştelerinin himayesinde büyüdü. İlmiye mesleğindeki ilk vazifesi 1809’da Bursa Müfettişliğidir. İzzet Molla, hemen az bir süre sonra Merzifonlu Kara Mustafa Paşanın torunlarından bir hanımla evlendi. Bu evlilikten dört erkek çocuğu oldu. İzzet Molla, Halet Efendiden başka, Şeyhülislâm İsmet Beyzade Arif Hikmet Efendinin de dikkatini çekmişti. Sultan II. Mahmud Hanın da iltifatlarına mazhar olmuş, bu sebeple sık sık saraya davet edilmiştir. Serbestçe konuşmaları, padişah tarafından lâtife kabul edilir, azarlanmazdı.

 

İzzet Moll’ya Mekke kadılığı ve İstanbul payesi verildi. Rus savaşına taraftar olmadığı için aynı yıl Sivas’a sürüldü. Sonra haklı olduğu anlaşılınca, affı için ferman çıkarıldı. Ancak ferman yoldayken, Ağustos 1829’da kırk dört yaşında vefat etti. Önce Sivas’a defnedildi; sonra kabri İstanbul’a getirilerek Mustafa Bey Mescidi avlusundaki aile mezarlığına defnedildi. Nüktedan, zeki ve hoşsohbet bir zat olup, Mevlevî tarikatına mensuptu.

 

İzzet Molla, devrinin ilim ve edebiyat dünyası içinde tanınıp, itibar kazandı. Bu vaziyet ilim ve irfandaki kudretini gösterdiği gibi şiir ve edebiyattaki üstün seviyesini de ifade etmektedir. Kasidelerinde Nef’î tesiri görülür. Mevlevî olması dolayısıyla Mevlâna’dan sık sık bahseder. Divan şairlerinden Fuzuli, Rûhî-i Bağdâdî, Nedim ve Şeyh Gâlib’e meyleder. Divan edebiyatı geleneğine bağlıdır. Kâfiye ve mazmunları orijinal olması bakımından zamanındakilerden ayrılır. Savunduğu fikirleri zengin hayalleri arkasında saklamasını bilir. Divan edebiyatının son orijinal şairlerinden sayılmıştır.

 

 

 

 

Molla-yi Rûm’un kemter gedâsı

Etdikde nazmın tanzîme himmet

 

 

Her bir gazelde nâm-ı şerifin

Yâdıyla kıldı arz-ı muhabbet

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız