Sporcular ve motivasyon

0
214

Milli Takım Mentoru Turgay Biçer Genç Gelişim için yazdı: Hangi futbolcular nasıl motive  oluyor? Futbolcuların motive olmasındaki etkenler neler? Hepsi bu yazıda… Doç. Dr. Turgay Biçer

g Spor bilimciler elit sporu, daha güzeli, estetiği ve mükemmeli üretmek için kendi aralarındaki yarışma olarak tanımlamaktadırlar.

g Sporcular da bilirler ki, spor rakibi ezmek, parçalamak, yok etmek değil, yarışarak birbirlerine üstünlük sağlamak, bir performans ortaya koymak ve bundan da keyif almaktır.

g Dolayısıyla spor, belirli kurallar altında yapılır. Bu kurallar sporun ruhunu oluşturduğu gibi sporcuların da davranışlarının sınırlarını çizer, o kurallar sporcuları bir anlamda eşit kılar.

 

Sporcuların zaman zaman oyunun kurallarını zorlaması, değiştirmesi hatta hile ile kendi çıkarına yönelik kullanması oyunun kurallarındandır.
Sporcuların kuralları zorlaması, sınırlar içinde kalmak istememesi, belki de yıllarca yeteneklerini, becerilerini, düşünce ve davranışlarını geliştirmek istemesinin bir isyanı olarak kabul edilebilir diye düşünüyorum.
Antrenmansa, maçlara hazırlanmak için yapılan teknik, kondisyon ve psikolojik çalışmaların bütününü kapsar.
Antrenmanla kendinde varolan yetenek, kişilik, karakter ve duygularını harmanlayan sporcu kelebek gibi kısa süren spor hayatında varolmasına bir anlam yüklemek isterken, yaşadığı hayata da bir anlam yüklemek ister.
Bedeni, aklı, duyguları, istekleri, amaçları, hayali sporcunun alın terine katarak katık yaptığı yemeğidir. Bu yemek öyle kolay yenmez. Sporcu tatil, bayram demeden bir antrenmandan ve maçtan diğerine koşarak, çok çalışarak özel hayatını ihmal ederek sürekli bir amaç, dava uğruna hayatını geçirir.
Bir zaman gelir ki, kimseye yaranamaz. Belirli bir para karşılığında başka kulüplere satılır.
Artık ekmeğini orada kazanmak  zorundadır ve her gittiği yer ondan mucizeler bekler. Bir mucize adamıdır sporcu.
Eğer mucizeyi gerçekleştiremezse sihri bozulur ve başka biriyle hemen değiştirilerek kısa zamanda unutulur gider.

Spor, zor bir iştir
Güzel günler çabuk geçer misali, parlak günlerde kısa sürer ve bir yarışmanın, turnuvanın, maçın teri kurumadan diğerine yol almak zorundadır.
Herkes gibi eğlenmez. Gece yarıları sokaklara çıkamaz, eğlence yerlerine gidemez. Yasaktır. Sevemez, sevse de bunu gizlice yapmak zorundadır.
Hatası hiç kabul edilemez. Hatta evi, arabası ve bindiği otobüs taşlanır kızgın taraftarlar yüzünden. 
On binleri, yüz binleri, hatta milyonları mutlu etmelidir. Mutlu etmelidir ki, şov devam etsin. Şov devam etmek zorundadır, her ne pahasına olursa olsun.
Anasına, sülalesine, geçmişine ve geleceğine söylenen laflar bile onu yolundan çeviremez. Duymamak, görmemek, bilmemek zorundadır.
O bazen insan olduğunu unutur ve kendisini modern zamanların bir gladyatörü olarak kabul eder. Çünkü o bir kahraman, örnek adam ve hatta çok kıskanılan, yerinde olmak istenilen önemli bir şahsiyet haline gelir.
Bazılarının kazandığı paralar dudak uçurtur. Güzel ve renkli yaşamları vardır. Çocuklar onları örnek alır ve hatta anne babalar çocuklarını birer futbol yıldızı yapmak için onca uğraşılara girerler. 

Her sporcu gibi futbol yıldızları  için de motivasyon önemli bir olgudur.
Antrenörler, mentorlar, taraftarlar, yöneticiler, medya kendine özgü motive etmek ister sporcuları. Motivasyon kavramının özü güdüdür.
Davranışbilimciler güdüyü, bireyi bir eyleme ya da eylemlere iten içsel kuvvet ve güç olarak tanımlarlar.
Motivasyon yani güdülenme olabilmesi için birey yani sporcu, bir amaç ve gereksinim için dışarıdan veya içsel olarak bir amaca yönelmesi veya yönlendirilmesi gerekmektedir. Motiv yani güdü, birey için önemli hale gelmiş veya getirilmişse, sporcunun o eyleme karşı tavrı olağanüstü ölçüde farklılık gösterecektir.
Güdülerin nedeni ister fizyolojik olsun; yani bireyin günlük gereksinimleri olan açlık, susuzluk, cinsellik, sağlıklı olma, hastalıktan kaçınma ister psikolojik olarak kabul edilen; güven duygusu, tanınma, saygı görme ve kendini gerçekleştirme olsun, sporcu için büyük önem taşır.
Her takımın oyuncuları farklı şekilde maçlara hazırlanırlar. Onları güdüleyen unsurlar farklıdır.
Kimisi iyi para kazanarak geleceğini garantiye almak için motive olurken, kimileri saygın yaşamlarına devam etmek, ailesine bakmak ve onların geleceklerini garantiye almak, kimileri toplumda iyi bir statüye sahip olmak ve kimileri de kendini gerçekleştirmek için spor yapmaya motive   olurlar.
UEFA kupasını kazanan ve dört yıl üst üste lig şampiyonu olan Galatasaray’ın mentorluğunu yaptığım dönemde, neden futbol oynadıkları konusunda sporcularla sezon öncesi yaptığım bir toplantıda beni etkileyen yanıtı şimdi takımın teknik direktörü olan Hagi, “Ben futbol, futbol ben.” diyerek vermişti. Yanıtını açmasını istediğim de “Ben futbol sayesinde Hagi oldum, futbol beni Hagi yaptı. Dünya beni futbolla tanıdı.” diyerek konuya açıklık getirmişti.
Aynı şekilde Popescu, Taffarel de ona yakın yanıtlar vermişti. Kaptan Bülent’in profesyonelliği, her maça olağanüstü şekilde kendisini hazırlaması, düzenli yaşamı, gerçek bir abi oluşu, Okan’ın mütevazı ama savaşçı kimliği, Emre’nin olağanüstü Tanrı vergisi yeteneği, Hakan Ünsal’ın olağanüstü performansı, Ergün’ün beyfendiliği, soğukkanlılığı, inanılmaz teknik becerileri, Hasan Şaş’ın top ustalığı, savaşçılığı, Hakan Şükür’ün golcülüğü, Suat’ın zekası, üstün teknik becerisi ve Fatih’in savunmadaki mükemmel oyunu, Türkiye’nin en önemli teknik adamlarının takımın başında olması Galatasaray’a UEFA kupasını ve 4 yıl üst üste başarıyı getiren önemli unsurlar olarak sayılabilir.
Bu kişilerin en önemli motivasyonu, işini en iyi yapmak ve Tanrı vergisi yeteneklerini en iyi şekilde ortaya koyma istemeleridir.
Aynı süreç Dünya Kupası’nda da yaşanmıştır. Yaklaşık 55 gün süren bu uzun maratonda futbolcuların en büyük motivasyonları 48 yıl aradan sonra, daha önce kulüp takımlarında ulaşılan başarılara ulaşmak ve “Madem buradayız, o halde burayı bir şölen haline getirelim.” düşüncesinde yatmaktadır.
Her bir sporcunun yıldız olduğu; Hakan, Turgay, Rüştü, Alpay, Hakan Ünsal, Ergün, Nihat, Arif, Okan, Emre Belezoğlu, Emre Aşık, Bülent Korkmaz, Yıldıray, İlhan, Hasan Şaş, Fatih Akyel, İlhan Mansız, Tayfur Harvutçu mesleki zirvelerinin doruğunda dolaşırken onların en büyük motivasyonları, daha önceki birliktelikleri,  kazanmak istemeleri, şartlara olan uyumları kazandıkça özgüvenlerinin artmasıdır.
Konfederasyon kupasında aynı motivler rol almıştır. Kendilerini göstermek isteyen genç sporcular, Gökdeniz, forvet Okan, Selçuk, Tuncay, Kaleci Ömer, Nihat, Servet ve tüm sporcular uluslararası bir arenada milyonların önünde kendilerini göstermek istemişler,  ve “Bizde varız!” mesajını kamuoyuna vererek büyüdüklerini ispat etmek istemişlerdir.
Futbolcular hem bedenlerini hem akıllarını ve hem de Tanrı vergisi yetenekleri ile var olmaya çalışan önemli değerlerimizdir. Futbolcu olmak kolay değildir.
Yukarıda bahsettiğimiz gibi çok çalışmayı, fedakarlığı bazen itilmeyi, kakılmayı, ileri derece sevilmeyi, milyonlar önünde çelik gibi kalmayı, cesur olmayı, bazen da unutulmaya, hor görülmeye, yok sayılmaya isyanı içeren bir yaşam biçimidir ve herkesin kolay kolay yapamayacağı bir iştir. Yetenek dehaları olarak kabul edilen futbolcular, her geçen gün daha da gelişerek, değişerek bizleri eğlendirmeye, heyecanlandırmaya, mutlu etmeye, bazen de istemeseler de üzmeye devam edeceklerdir.
Bizim yapmamız gereken, önce onları bir insan olarak görmek, sonrada ellerimiz patlayana dek alkışlamak, motive etmek ve bizler için hayatlarını feda ettiklerinden dolayı onlara teşekkür etmek ve her zaman saygıda kusuru eksik etmemektir.
Onları mutlu eden ve üst düzeyde motive olmalarını sağlayan en önemli olay ise bizlerin alkışlarıdır. Onları üzen ve kahreden şey ise taraftarın arkasını dönmesi, anlamaması, her şeyleri yapmalarına karşın kendilerinin bir türlü anlaşılmamış olmalarıdır.

www.gencgelisim.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız