Facebook'ta ve Twitter'de Kullanılabilecek İngilizce Kelimeler ve Cümleler PDF  Array Yazdır Array  E-posta

İngilizce 'Can' Türkçe karşılığı ile 'yapabilmek/edebilmek/olabilmek' anlamlarına gelir, yani bir olasılık bildirimi için kullanılır. Olumsuz şekli olan 'can't (can not)'  ise 'yapılamaz/olamaz/edilemez' anlamlarına gelir ki, reddetmeyi ifade eder. Bunlardan farklı olarak 'can not help' kalıbı vardır. Buda 'engel olamamak/kendini durduramamak' anlamına gelir. Yani yapılabilirliği ve yapılmazlığı anlatırken kullandığımız bir kelimedir ve İngilizcede çok kullanımı vardır.

Sevgili dostlar şimdi olumlu ve olumsuz cümleler içerisinde örnekler yapalım.

He is very strong man. He can lift many heavy things. --> O güçlü bir adam. Çoğu ağır şeyi kaldırabilir.

She can ride a bike very well. --> O, bisiklete çok iyi binebiliyor.

You can take a break ten minutes every hour. --> Her saat on dakika dinlenebilirsin.

Jale cannot go to the bank, she has a lot of things to do. --> Jale bankaya gidemez, onun yapılacak çok işi var.

You can't mean that! --> Bunu kastetmiş olamazsın! (Bunu kastedemezsin)

You cannot wear the red jacket. Very important persons will visit us. --> kırmızı ceketi giyemezsin! Bizi çok önemli insanlar ziyaret edecek.

She can speak four languages. --> O, dört dil konuşuyor.*
(*İngilizcede dil sahibi olmak "can", yani olaslıkla ifade dilirken, Türkçede bunu olasılık olmadan ifade ederiz)

The doctors are doing all they can, --> Doktorlar yapabilecekleri herşeyi yapıyorlar.

You can't park here. --> Buraya park edemezsiniz.

He can be really annoying sometimes. --> O, gerçekten bazen sıkıcı olabiliyor.

You can get stamps from post office. --> Postaneden pul(lar) alabilirsiniz.

He can't have done it on his own. --> O kendi kendine bunu yapamaz.

Can't you be serious! --> Ciddi olamıyor musun! (Ciddi olamaz mısın)

When you play cards, you can count me out! --> Kağıt oynarken, beni saymayabilirsiniz! Kağıt oynarken, beni katmayın)

You can count on me! --> Beni de sayabilirsiniz!

You can do what you want. --> Ne istiyorsan, onu yapabilirsin.

You can hear everything through that wall. --> Bu duvardan herşeyi duyabilirsin. (Bu duvar aracılığıyla herşeyi duyabilirsin)

Wash the glasses up! You can just leave the dishes. --> Bardakları yıkayın (bulaşık yıkayın)! Tabakları bırakabilirsiniz.

You can put that idea right out of your mind. --> Bu düşünceyi aklında çıkarabilirsin.

You can say good-bye to her! --> Ona elveda diyebilirsin!

You can't say that again! --> Bunu bir daha söyleyemezsin!

You can take my word for it. --> Benim sözlerime inanabilirsin.

You can tell me all your secrets. --> Bana bütün sırlarını anlatabilirsin.

You know how you can reach success. --> Başarıya nasıl ulaşabileceğini sen biliyorsun.

He can't help eating. --> Yemekten kendini alamıyor (Yemeyi durduramıyor)

 

Başarılar diliyoruz sevgili dostlar.

İngilizce Delisi Ekibi


AddThis Social Bookmark Button
Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
E-posta:
 
 
:angry::0:confused::cheer:B):evil::silly::dry::lol::kiss::D:pinch:
:(:shock::X:side::):P:unsure::woohoo::huh::whistle:;):s
 
Ltfen resimdeki gvenlik kodunu giriniz.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
RocketTheme Joomla Templates