Yoğun Babalar Ve Oğullar

0
52

Sevgili oğlum. Beni tanırsın en sevmediğim laflardan birisi de “yoğunum” lafıdır. Bazen bana da “sen yoğunsun “ diyen insanlara tepki gösteririm. Bunun temeli de şudur. Allah hiçbir kuluna kapasitesi üstünde yük yüklemeyeceğini vaat ediyor. Yani Allah kulunu ondan iyi tanıyarak kapasitesi üzerinde bir iş yüklemiyor . İnsan tembelliğinden veya akılsızlığından kendine yüklenen eş, iş sorumluklarını yapamayınca veya haddini aşınca sıkıntı yaşıyor. Hepsi bu.

Sevgili oğlum,

İnsan halinden  şikayet ederek ona bun a dert yanarak   şikayetinden kurtulamaz.  Mesela  hasta olanın doktora giderek tedavi olması, borçlu olanın   borcunu ödemek için para bulması ve   başka  sorunlarının  çözümüne bakması lazım.  “Ben yoğunum” diye dert yanmakla da   yoğunluk  azalmaz ve  insan çalışarak işlerini halletmek zorundadır. Boş işleri bırakıp  da faydalı işlere zamanı ayırırsa insan her şeye zamanı da yeter. Parası da   yeter .

Canım oğlum,

Biliyorsun ki sen  çalışmadan başarı elde edilemez.  Kimse sadece televizyon  seyrederek  veya arkadaşları ile gün boyu gezerek   başarıya ulaşamaz  insan. Zamanında verimli çalışmakla şikayet etmeye ayırdığı zamanı   çalışmaya ayırarak    gayret ederek   zorlukları aşar. Sen de   bunları bilerek  çalışıyorsun  ve   hep  ön sıralarda oluyorsun başarıda. Bu da bana  öğretmenlerine ailene ve arkadaşlarına  gurur vesilesi oluyor. “Babasının oğlu” demeleri  bu yüzden bana  gurur veriyor.

Sevgili oğlum,

Mevlana ya  ithaf edilen ama   Müslüman  bir  insanda  olması gereken   bir vasfı anlatan  “ Ya olduğun gibi ol, ya da  göründüğün gibi ol” sözü   insanın  kişisel bütünlük içinde olması gereken tavrını  ortaya koyar. Yani özü ve  sözü bir olan insan   her zaman saygı görür.  “Ben  yoğunum “ deyip de ortaya   güzel şeyler koyamayan  insan  toplum nezdinde saygınlığını yitirir.Bu yüzden   hayatında “yoğunum “lafını  az kullanmaya bak derim.

Sevgili oğlum,

İnsan bir kere   laf olsun  diye“ yoğunum” demeye başlarsa  o zaman ağzı alışırsa   ilerde   işleri çok olmasa bile onu bunu baştan savmak  ya da   laf olsun  diye   bu lafı söylerse  arkadaşları çevresi ve toplum tarafından  inandırıcılığını  kaybeder.  Kimse ona  inanmamaya başlar. Sonunda  toplum tarafından o insan  “ boş konuşan  insan “ olarak  tanınmaya  ve ciddiye alınmamaya  başlar.  Sen ise toplum tarafından ciddiye alınmaya  sözü dinlenen  adam  olmaya layık insansın. Buna da azami  ölçüde   özen göstermek zorundasın.

Canım oğlum,

Şikayet etmek yerine, elimizdeki az şeylere  şükretmesini bilirsek hem mutlu olur hem de daha iyisini elde etmeye gayret edersek  zamanı  gelince Yüce yaratan bize onları da  vererek  bize destek olacaktır. Ama   her şeyden şikayet eden  ve   naz eden  adama   hem Yaratan  inanmaz hem de   Yaratanın kulları. Sen ise hem Yaratanın hem de  kullarının sevgisini kazanan  hayatta kimseye muhtaç olmayan insan olarak  hem baban olarak benim, ailenin ve toplumun  vatanımızın  milletimizin  gururu genç olmak zorundasın. Bunun  bilincinde   olduğuna da  inanıyorum  her zaman.

Sevgili oğlum,

Her işin başı Allah ın herkese  eşit miktarda verdiği  zamanı etkili kullanarak   boş şeylerden  uzak kalarak  faydalı şeylere yönelirsek o zaman   bizler   hayatın güzelliklerini yaşıyoruz. Bazen hayatımda  bunu uygulayınca hayatın bana ne kadar güzel olduğunu  görüp, keşke hayatım hep böyle  boş işlerden uzak kalarak   faydalı işlerle uğraşarak geçseydi dediğim zamanlarda oldu. Bunu sana anlatmaktaki amacım da  senin  aynı hatalara  düşmemen  için.Babanın  hayatından gereken dersleri çıkarman.

Canım oğlum,

Boş şeylere  zaman ayırmayı bırakıp da  bireysel  gelişimimize  zaman ayırdığımız zaman hayatımızın gerçekten de  çok  güzelleştiğini  görerek  mutlu ve bahtiyar olacağız.  Bu mutluluk  da  hem  çevremize hem ailemize hem de   ülkemizin gelişimine milyonda   bir de  olsa yansıyacak ve mutlu ülke olmanın sevincini yaşayacağız.  Yani her şey bireyin   başarısının  ve mutluluğunun  halka halka gelişmesi ve   ilerlemesi ile oluyor.Gelişmek o kadar güzel şey ki   gelişime zaman ayıramayan  ve    önem vermeyen insanlar  gelişen  insanları kolayca anlayamıyor. Anladıkları zaman  da  iş işten geçmiş oluyor.

Sevgili oğlum,

Dostu düşmanı iyi bilmek hayatta  başarımızın  en önemli   basamağını teşkil eder. Öyle ki dostum çok zanneden insanlar bazen muhtaç duruma düştüğü zaman  gerçek dostların yanında olmadığını görür. Bazen de   kızgın anlarında   düşman zannederek   uzaklaştığı  insanları  sakin ve vesveseden uzak  şeytanın şerrinden uzak düşündüğü zaman  dost olduklarını   görür de  o zaman  belki de  o  düşman zannettiği  dostu başka diyarlara    yelken açmıştır da kendisi farkına varamamıştır. O yüzden genç yaşta  dostu düşmanı iyi anlamak ve   değer vermek önem arz ediyor. Bu konuya  çok dikkat et demem de  bundan kaynaklanıyor.

Canım oğlum,

Hayatta  başarı demek  mazeretler üretmek, olmayan yoğunlukları varmış gibi göstermekle elde edilmez. “Ben   yoğunum “ demen belki doğru olabilir ama   insana   bunun üzerine sorarlar. “Neyle yoğunsun   boş işlerle mi  yoksa dolu işlerle mi?” Herkes    bir şeyle meşgul ve yoğundur ama inan  ki insanların   çoğunun   yoğunluğu   “boş ve faydasız işler yoğunluğu” dur.

Canım  oğlum,

Bu yüzden şöyle dua etmek ister  canım ve ederim. “Allah’ım  sana inandım, sana güvendim. Sana güvendim  senin rızan  için  sev dediğin   insanları sevdim.  Dilimi  gereksiz yere  yoğunum  lafı kullanmaktan  dedikodu etmekten , boş konuşmaktan , kendimi ve insanları aldatmaktan  koru ve   faydalı, bana ve başkalarına  fayda verecek  sözler ile   meşgul etmemi  sağla. Yarabbi sen  bunu  yapacak kudrettesin ve  beni ancak  boş konuşmaktan   nefsimi  kötü şeylere  yönelmekten sen kurtarırsın. Beni oğlumu , kızımı   eşimi ve   tüm  insanları boş konuşmaktan  koru” Bu duayı   senin de sık sık tekrarlamanı  isterim.

Canım oğlum,

 

Bir güzel mektubun  sonuna daha geldik. Seni severek kucaklıyor ve mutluluklar diliyorum.

*

Turan Yalçın

umutcan_umut@hotmail.com

www.gencgelisim.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız