SICAĞA KAÇIŞ / Öykü

0
146

Sabah uyandığımda etrafımda garip bir hava sezmiştim. Sandalyenin üzerine attığım dünkü kıyafetlerimi hızlıca giyip odamdan çıktım. Evdeki uzun koridorun sonuna yürüyüp sokak kapısından çıktım. Asansörler çalışmıyordu. Altı katı merdivenle inmek zorunda kalacaktım. Her katta iki ışık vardı. Az ışık verdikleri için önümü görmekte zorlanıyordum. Pantolonumun cebinden telefonumu çıkardım fenerinden yararlanma ümidiyle. Ne yazık ki telefonumun şarjı yoktu. İnmeye başladım merdivenleri.

 

Daha yolu yarılamışken nefes nefese kalmıştım. Kendimi zorlaya zorlaya giriş kata ulaştım. Apartmanın kapısını açtığımda yüzüme soğuk hava çarptı. Ürperdim. Sokakta bir gariplik vardı. Etrafıma bakınca ne yapacağımı şaşırdım. Sokaktaki herkes sanki soğuktan donmuş gibiydi, hareket etmiyorlardı. Zıplamaya çalışırken havada asılı kalmış bir kedi bile vardı. Korkmuştum. Hem de çok… Geri geri apartmanıma kaçtım. Kapıyı zorladımsa da açılmadı. Sanki biri kilitlemişti. Panikledim. Alesta durmam gerekiyordu.

 

Otobüs bulma ümidiyle durağa ilerledim. Gördüğüm sadece yolun ortasına kala kalan bir otobüs ve otobüse adım atarken donmuş yaşlı bir amcaydı. Tabii, herkesin donmuş olduğu bir ortamda otobüs arıyor olmam mantıksızdı! Kendime kızdım. Sokaktan devam ederken duraksadım. Titredim. Üşüdüğümü fark ettim ve bu beni telaşlandırdı. Donarak ölemezdim. Beni ısıtacak bir şeylere ihtiyacım vardı. Üşümemek için hızlı yürüyordum.

 

Sokağın sonundaki eczaneden sağa dönünce marketi gördüm. Mum gibi şeyler vardır diye eczaneye doğru yönümü değiştirdim. Kilitli olmayan kapısını açtım ve içeri girdim. Burada da donmuş iki insan vardı. 8 yaşlarında görünen bir çocuk ve kasada duran bir amca… Onları görmezden gelmeye çalışarak –ki bu mümkün değildi- beni ısıtacak bir şeyler aradım. Küçük elektrikli bir ısıtıcı buldum. Pek çalışacağını düşünmesem de denemeye değerdi. Prize taktım. Çalıştı.

Yanına sokulup ısınmaya başladım. Ancak kendime geliyordum ki, arkamdan gelen sesten irkildim. Döndüğümde bana korkuyla bakan amca ve yanındaki çocuğu tekrar gördüm. Benimle birlikte onlar da canlanmış olmalıydı. Amca zayıf bir ses ve can havliyle fısıldayarak ‘O geldi, dondurdu bizi; dikkat et evlat…’ dedi. ‘Hepinizi kurtaracağım merak etmeyin.’ diyerek kapıya yöneldim.

 

Bir plan yapmalıydım, neler olup bittiğini anlamaya çalışırken. Kapıdan çıktığım zaman arkama döndüm, son bir kez amcaya bakmak için. Gördüğüm manzara beni çok korkutmuştu. Amca ile çocuk tekrar donmuşlardı. Yukarda arkasında buz kütleleri bırakan bir kuş geçti.

 

Mütemadiyen koşmaya başladım. ‘O’ her kimse bana yaklaşmakta olduğunu hissettiren ayak seslerini işitiyordum. Sanki değişik bir tür ayakkabı giymişti.  Ensemde bir soğukluk hissettim. Hissikablelvuku derler ya… Bu soğukluk hissi ensemden ellerime ve ayaklarıma yayılıyordu. Artık kıpırdayamıyordum. İşte bitti, bana ulaştı. Yenildim O’na. Dünyam karardı. Ekranımda kocaman yazılmış iki kelime çıktı. GAME OVER! Of! Defalarca oynadığım halde bu seviyeyi geçemiyorum. Hayal olarak kaldı bölümü geçmek.

 

Masamdan doğrulup yavaşça kalkıp vücudumu gerdim. Saate baktım. Saatlerce kalmışım bilgisayarın başında. Aşağıdan annem bağırdı bana, yatmam gerekiyormuş. Oysa saat sadece gece 1’e geliyordu. Genelde dörde doğru yatarım ve annem bundan hiç hoşlanmaz. Bu gece erken yatayım da rüyamda oyunu çözerim belki. Kendimi yatağıma attım.  İyi geceler oyun canavarı, Seni yarın kesinlikle yeneceğim! Uykuya dalmışım hemen.

*

Arife Sıddıka Ercan

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız