KIRMIZI GÜL / Öykü

0
254

Okul bitmişti, Esra arkadaşı Zeynep ile vedalaştı, okul kapısından çıkarken Zeynep ona seslendi:” Esra doğum günün tekrardan kutlu olsun. İyi ki doğdun.” Esra bugün 15 yaşına girmişti. Arkadaşı Zeynep’i çok seviyordu. Zeynep ona mavi bir bilezik hediye etmişti. Hem Zeynep’te hem de Esra’da da bulunan bu mavi bilezik dostluklarını ifade eden bir semboldü. Esra okuldan çıktıktan sonra eve doğru gidiyordu. Yolda yürürken aklından  bugün yapacaklarını düşünüyordu:Eve gidince annesinin ona ne sürpriz hazırladığını bulmaya çalışacaktı  çünkü annesi sabah ona okula gitmeden önce: “Kızım seni çok seviyorum .İyi ki doğdun.Okulun bitince evde doğum günün için sana küçük bir sürprizim var.” demişti .En önemlisi de   annesinin, ,kardeşinin hatta öğretmeninin bile çok sevdiği her sene topladığı kırmızı gülleri düşünüyordu. Esra, yılın sadece Mart zamanı evlerinin yakınındaki ormanda yetişen bu kırmızı gülleri hiçbir zaman aklından çıkarmıyor ve ne zaman mart ayı gelecek diye gün sayıyordu. Doğum gününden çok bu kırmızı gülleri düşünüyordu çünkü her sene babası onu Esra’nın doğum günü için ölmeden önce bu gülleri toplardı. Esra güllerin rengini, kokusunu hayal ettikçe babasının yüzüne baktığında denizi andıran masmavi gözlerini, babasına sarıldığında o ferahlatan konusunu hatırlıyordu. Babası ona her zaman güler yüzüyle konuşurdu yüzden Esra babasını ne zaman hatırlasa ağlamak istese de onun güler yüzünü hatırlar ve gülümserdi. Bunları düşünürken hem gülümsüyor hem de aklının köşesinden okulda sınıf öğretmeninin anlattıkları geliyordu. Esra Sınıf Öğretmeni Saliha’yı çok seviyordu. Esra onunla her şeyini paylaşır onun fikirlerine daima saygı duyardı. Öğretmen Saliha Esra’ya çok yardımcı olurdu. Bugün okulda heyecanla öğretmenine önceki sene beraber toplamaya gittikleri gülleri bugün de kendisinin ormana gidip toplayacağından bahsetmişti. Öğretmeni okulda yardıma ihtiyacı olanlar için fedakârlık yapanların, onlara karşı güzel davrananların karşılarına sürprizler, hediyeler çıktığıyla ilgili bir hikâye anlatmıştı. Esra bu hikâyeyi hatırlıyordu. Gerçekten doğru muydu acaba? Esra böyle davranışlarda bulunsa ne çıkardı karşısına?

Esra ormandaki kulübe evlerine yaklaştığında koşmaya başladı. Eve girince aceleyle ayakkabılarını çıkardı. Sürprizini aramaya odasından başladı. Odasının her köşesini aradı. Salondaki vitrinin raflarını aradı. Hatta kardeşinin odasına bile baktı ama bulamadı. Nefes nefese kalmıştı. Mutfağa gidip su içmeye karar verdi. Mutfağa gidince masanın üstünde ne görsün annesi ona en sevdiği tatlıdan yapmıştı: Elmalı Turta. Yaşasın diye bağırdı! Masadaki turtanın üstünde 15 tane mum yanında da bir not gözüne ilişti.

Sevgili   Kızım Esra,

İyi ki doğdun canım kızım. Seni ne kadar sevdiğimi kelimelerle anlatamam benim tatlı fındığım. Şunu hiçbir zaman unutma seninle hep gurur   duydum ve duyacağım da. Senin masum hoşgörün bana bir  ayna  oldu  olayların  karşısında ,sevgi dolu  sözcüklerinse  ışığımdı  hayat  yolumda.Canım  kızım  sen  ne  kadar  büyüsende  benim gözümde  hep  küçük  bir  tatlı  fındık  olacaksın.

Notu okuduktan sonra Esra’nın gözleri dolmuştu. O an annesine sarılmayı çok istedi ama mutfaktaki duvar saatine baktığında aklına annesinin küçük erkek kardeşi Mehmet’i anaokulundan almaya gittiği geldi. Esra bir bardak suyunu içti turtadan bir dilim yedi. Daha sonra odasına çıktı. Okuldan gelince sürprizi aramaktan kıyafetlerini çıkarmayı unutmuştu. Okul üniformasını dolabına koydu gündelik kıyafetlerini giydi. Sonra dış kapıya doğru yürüdü çünkü kırmızı gülleri toplamak için geç olmadan çıkmalıydı. Esra hemen ayakkabılığın üstündeki içinde makas ve küçük bir kürek bulunan çantayı aldı içine matarasını da koyduktan sonra yola çıktı.

Ormana koşarak giderken çantasını düşürdü ve çantasını yerden alırken yerdeki yaprak dikkatini çekti. Yerde küçük bir yaprağın üstüne yazılmış bir not görünce şaşırdı ve okumaya başladı:

Hazineler ormanın her köşesinde,

Ulaşırsın bu hazinelere, dinlersen sesleri kalbinde.

Esra hemen etrafına baktı. Bu not da neydi böyle, ne için buraya konulmuş diye düşünürken saatin geç olduğunu hatırladı ve yola devam etti. O sırada yolun V şeklindeki ayrımına geldi. İki yolda nehre çıkıyordu ama sağdaki yol nehrin karşı tarafına soldaki yol ise güllerin olduğu yere çıkıyordu Esra susadı. Yolun ayrımındaki orta noktada oturdu. Çantasından matarasını çıkarıp su içerken sağ yolda saklanmaya çalışan yavru bir kaplumbağa gördü. Kaplumbağanın neden saklandığını anlamaya çalışırken gök yüzünde uçan kuşların sesini duydu. Kaplumbağaya yaklaştı bu kaplumbağayı daha önce nehrin sığ tarafında yüzerken görmüştü, nehrin karşı tarafında yaşayan kaplumbağa ailesinin yavrusuydu., Belli ki buraya kadar yürümüş ama geri dönerken kuşlara rastlamıştı. Yavru kaplumbağa yolun kenarındaki çimenlerin arasına gizlenmişti. Esra ağaçların tepelerinde saldırmak için alesta bekleyen kuşlara baktı. Belli ki gitmeye niyetleri yoktu. Esra çok kararsız kalmıştı. Eğer bu kaplumbağayı götürüşe geri dönüp soldaki yoldan gitmeye vakti kalmayacaktı ve babasının ona doğum gününde verdiği kırmızı gülleri toplayamayacaktı. Babasının burada olsaydı onun nasıl davranacağını düşündü. Babası mutlaka zordaki kaplumbağaya yardım eder ve vakit geç olursa gülleri toplamak için yarın gelirdi. Esra kararını vermişti. Çantasını sırtına astı Kaplumbağayı eline aldı ve onu nehre götürmek için yürümeye başladı. Evet belki gülleri toplayamayacaktı ama yavru kaplumbağayı öylece bırakamazdı. Yolda mütemadiyen ilerlerliyordu ama yoruldu o sırada bir ağaca yaslanıp dinlenmeye karar verdi. Tam yaslanacaktı ki ağacın gövdesine yosunla yazılmış bir not gördü notta şu yazıyordu:

Feda   etmek güzeldir doğruluk uğruna,

İlerlemekten vazgeçme hedef yolunda!

Esra bir anda istemsizce gülümsemeye başladı. Birinin onu tebrik etmesi Esra’yı mutlu etmesine etmişti de ilk gördüğünde onu şaşırtan bu notlar şimdi onun sevinmesine mi sebep oluyordu? Esra notların verdiği bu güzel mesajlara karşı şüpheyle karışık bir mutluluk içindeydi. Esra bu notları kimin yazdığını ne kadar çok merak etse de saat geç olmadan hem eve gitmeli hem de kaplumbağayı yuvasına götürmeliydi. Çünkü kuşlar hala tepelerinde uçuyordu. Yolda ilerlerken avuçlarının içindeki kaplumbağaya baktı. Kaplumbağa uyuya kalmıştı. Esra kaplumbağanın kabuğunu okşadı ve ona küçük bir öpücük kondurdu. Nehrin şıkır şıkır akan sesini duyunca yaklaştığını anladı, içinden birazdan fedakarlıkla verdiği görevini başarıyla tamamlayacağı için seviniyordu. Nehre yaklaştı kaplumbağayı yuvanın olduğu yere bıraktı. Sonra güller karşı tarafta olsa da yine de onların rengini görüp babasının çocukken kendisine sevgiyle baktığı mavi gözleri hatırlamak istiyordu. Bir de ne görsün güller ezilmiş, yapraklarından bazıları aşınmış …Esra bir anda ağlamaya başladı. İki gün önce yağan yağmurun bitkilere bu kadar zarar verebileceği aklının ucundan bile geçmiyordu. Sanki babasının masmavi gözlerinden yaşlar akıyordu gözlerinin rengi bulanıklaşıyordu. Sanki kokusu kayboluyordu…Esra kırmızı gülleri öyle gördükten sonra ayakta durmakta zorlandı ve çimenlerin üstüne oturmak istedi. Çimenler yerine sert bir şeye oturunca canı acıdı ve bir taşın üzerine oturduğunu gördü. Taşın üstünde mürekkeple yazılmış bir yazı vardı:

 

Üzülme vardır mutlaka bir sebep şu sorunda

Pes etmek yok senin yolunda

İsmin Esra

Çıktın bu yola hedef uğruna

Şimdi sadece bak 5 adım ileriye on adım sola

Göreceksin istediğin hazineyi

Aradığın kırmızı gülleri

Esra bir anda şaşırdı ve korkarak 5 adım ilerledi 10 adım sola döndü ve gördüğüne gözleri inanamadı.  Dalların arasına bir gül buketi duruyordu sanki. Hayal mi görüyordu, gözlerini ovaladı bir daha baktı. Buket orda durmuş kendisini bekliyordu sanki ve buketin içindeki kırmızı güllerin kokusu, rengi…Bunlar karşı taraftan toplanmış güllerdi. Esra şaşkındı yağmur yağmadan önce bunları kimin topladı veya buraya geleceğini kimin bildiğini çok merak ediyordu. Kafasında bu sorular dolup taşsada gülleri koklama hissi daha ağır basmıştı. Gülleri koklarken yanağına hafif keskin bir cisim battı. Güllerin arasında bir kâğıt vardı. Kâğıtta kırmızı kalemle yazılmış bu yazıyı okurken sevinçten ağzı kulaklarına varıyordu.

Sen iyilik uğruna senin için hedefinden vazgeçtin. Halbuki ne kadar çok istiyordun gülleri alıp eve gitmeyi ama biliyor musun eğer diğer yoldan gelseydin nehrin karşı tarafında kaldığı için bu taşı göremeyecektin, aradığın kırmızı gülleri sağlam bir şekilde bulamayacaktın. Büyük ihtimalle bunları yazan kim, bu bu nasıl böyle oldu diye düşünüyorsun. Sana vereceğim cevap şu: Ben ne bir periyim ne de bir sihirbaz. Ben iyiliklerin karşılıksız kalmadığına inanan biriyim. Ben senin bunları yapacağını bilmiyordum sadece ilerlediğin yollar sayesinde ben o notları sana bıraktım. Ormana girdiğinde yazan ilk not sana bir seslenmeydi. İkinci not vazgeçmemen içindi ve üçüncü not az kaldı başardığını görmek içindi ve bu son not da başardığının bir göstergesiydi.

Unutma iyilikler karşılıksız kalmaz.

Esra ne kadar şaşırsa korksa da ona yardım eden biri olduğu için mutluydu. Biri hissikalbelvuku ile kendisi için böyle bir şey hazırlaması…Güneş batıyordu Esra heyecanla çiçekleri aldı sırt çantasını sımsıkı tuttu ve eve koşa koşa gitti evde Annesi kardeşini uyutmuş onu bekliyordu. Esra içeri gelince annesine öyle sıkı sarıldı ki annesi kötü bir şey mi oldu diye merak etti. Ama kızının eşini andıran o güzel güler yüzünü gördükten sonra her şeyin yolunda olduğunu anladı. Annesi ve Esra mutfakta yemeklerini yediler sohbet ettiler. Esra bugün olanları kimseye anlatmak istemedi çünkü bu gizemli sürpriz hep babasını hatırladığında sadece onun kalbinde canlansın istiyordu. Esra’nın uykusu geldi annesine sarıldı” İyi geceler anneciğim” dedi ve yatağına gidip mışıl mışıl uyumaya başladı.

 

 

Sevgili Günlük,

11 Mart 2003

Bugün öğrencim Esra’nın doğum günü.

Esra bana her sene doğum günüde ormandaki gülleri toplamaya gittiğinden bahseder. İşte o gün gelmişti. Ben Esra ile birlikte iki sefer, tek başıma da bu sene mart ayının yedisinde gül toplamaya gitmiştim. Bu sene Mart’ın dokuzunda ne çok hafif ne de çok şiddetli bir yağmur kasabamızdan geçmişti. Ben ormandaki çiçeklerin zarar görüp görmediklerini merak etmiştim. Ormana gittim ve bir de ne göreyim? Güllerin bazılarının yaprakları zedelenmiş bazılarının gövdeleri kopmuş…Bende Esra üzülmesin diye evimdeki çiçekleri ona vermeye karar verdim. Esra’nın doğum gününün sabah vakti, okul başlamadan, gülleri götürmek için yola çıktım. Gülleri Esra oraya gittiğinde sağlam gül bulabilsin diye ormandaki gül bahçesinin içine koymak istedim. V şeklindeki ayrıma geldiğimde güllerin olduğu bahçeye çıkan sol yoldan gidecektin ama sağ tarafta ağır ağır yürüyen yavru kaplumbağayı gördüm. Esra ile buraya geldiğimizde bana nehrin sığ kısmında yüzen kaplumbağa ailesini göstermişti. O kaplumbağanın o ailenin yavrusu olduğunu anladım ve kaplumbağanın geri dönüşün saatinin okuldan sonraki ikindi vaktine geleceğini ve o zamanda kuşların hep bu ormana solucan aramak için geldiğini kaplumbağayı görüp onu avlayabilecekleri aklımdan geçti. Bende okuldan sonra buraya gelecek olan Esra için küçük bir plan hazırladım. En başta ormanın başında bulduğum bir yaprağın üzerine not bıraktım. Daha sonra Esra Eğer kaplumbağaya yardımı seçerse bulabilsin diye sağdaki yolun ortasındaki ağaca bir not daha bıraktım ve en sonunda nehrin karşı tarafında çimenlerin arasındaki bir taşın üstüne ve en son olarak da gül buketinin içine bıraktım. Bu planı benim hazırladığımı göstermeden ona nasıl yardımcı olabileceğimi düşündüm ve okulda yardıma ihtiyacı olanlara yardım edenlerin karşılarına çıkan güzellikler ile ilgi bir hikâye anlatmaya karar verdim.

Saliha Mutlu

Sevgili Sırdaşım

12 Mart 2003                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                    Bugün Esra bana beyaz, ipekten yapılmış bir kumaş ile sarılmış 3 tane kırmızı gül getirdi.

Bana onun için hazırladığım plandan bahsetmeden ormanda topladığı güllerden bana da getirmek istediğini söyledi. Böyle davranması benim çok hoşuma gitti. Hem bu planı başarıyla tamamladığı için hem de yaptığı yardımları gizli tutması benim çok mutlu etti. Umarım her zaman iyilikleri, yaptığı kimseden karşılık beklemeden yapar.

Saliha Mutlu

 

 

Zehra Gür

 

ÖNERİLEN İÇERİKLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı yazınız